Köşekbükü mağarasının ağzında
Taşın iliğine sinmiş kadim bir nefes gibi serinlik.
O muz yaprakları güçlü moleküllerle uyanırken sabaha
Yükselmemişken daha güneş,
Yeşilin içinde terleyen bir parlaklık başlar.
Alaköprü üstünde
Zümrüte çalan ağır bir sır taşır su.
O antik kentin taşlarında
Işığı emerek bekler kertenkeleler
Harfleri silinmiş duvarlarda
Eski güneşlerin kabuğu soyulurken uluorta.
Mamure Kalesi açıklarında
Dövülmüş bakır gibi serttir deniz.
Kenara vuran her köpük;
Bir tuz kırığı dudakta kalan.
Ve işte efsane Abanoz Yaylası;
Andız kokulu bir duman bırakır akşama.
Kıyılar hâlâ tuz aşağılarda,
Muz yaprakları hâlâ ter içindeler.
Güzel Anamur’umda,
Aynı anda üşüyen ve yanan;
Bir olgun toprak sesine dönüşürüm.
O hiç bitirilemeyen.
Kayıt Tarihi : 11.05.2026 13:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!