I - Muz Seralarında Akşam
Suhûnet, ince bir cam buğusu gibi çöker
Anamur seralarında yapraklar
İri, yeşil bir nabız gibi atar karanlığa.
Plastiğe vuran rüzgârın hışırtısında
Hasret kokulu bir deniz dolaşır ciğerlerimde.
Anamur Burnu’ndan dönen tuzlu esinti,
Buruk yüzüme kırık bir serinlik sürer.
Her soluk ağırlaşır, durulaşır bakışlar;
Gözlerdeki hüzün
Rutubetle kabaran uslu düşlere benzer.
Ve sen,
Muz çiçeğinin mor gölgesinde
Yavaşça mayalanan bir sessizlik olursun.
II - Mamure’nin Taşlarında
Mamure Kalesi’nin yosun tutmuş burçlarında
Rüzgâr, kireçli bir uğultu taşır.
Taş aralarına sıkışmış yüzyıllar
Avuçta ufalanan tuz gibi.
Dragon Çayı kıyısında su,
Durmaksızın ışığı ezer geçer;
Soğuk, pırıltılı.
Her kıvrım, bağrıma gömülü bir hat
Her köpük, dağılmış bir anı.
Anamur,
Güneşin fazla kaldığı bir yüz gibi;
Ablak, sadık, sevecen.
Gecikmiş bütün sıcaklığıyla
İnsanın bağrına yerleşir.
Kayıt Tarihi : 26.04.2026 03:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!