Anadolu Şiiri - Şenay Tek

Şenay Tek
179

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Anadolu

Nedendir bilmem, son günlerde içimde ince bir hüzün var..Sanki ait olmadığım bir toprakta kök salıyorum...Şehir boğuyor beni..Köye gitmek için hazırlık yaptığımız yazları özlüyorum..Bostanların kenarlarında kendiliğinden büyüyen Pembe köy güllerinin kokusu vuruyor ara ara burnuma..Değirmenin önünde çağlayarak akan suyun şırıltısını duyuyorum bazen ..Babannemle kozalak topladığımız çubuklu düzlüğü...Heybeden çıkardığımız kömbenin kokusu.. çobana katmak için damdan çıkardığımız danalarımızın sağa sola koşuşu...Babannemin küçük evde çökelek bastığı tulumun ekşi kokusu...sacdan yeni inmiş köy ekmeğine sarılı tereyağı ve çökeleğin o enfes tadı..Babannemin kıvır kıvır duran kınalı saçı..Köydeki leçekli teyzeler, sekiz köşe kasket takan amcalar..Ve daha neler neler geliyor aklıma... sezen aksun'un "geridön" şarkısı çınlıyor bu ara kulaklarımda...Başımın iki yanında sallanan örüklerimi..Babannemin avuç içlerimi öpüşlerini...Dedemin türkü söyleyerek atını nalladığı söğüdün dibini...Dereden su getirmek için kullandığım çatallarımı...Yürürken gıcırdayan lastik ayakkabılarımı...
Ve daha bir çok şeyi anımsıyorum an be an....
Betonun icadı insanlık tarihine atılmış en büyük kazıkmış bence...Keşke hep doğal kalsaydı herşey...Yetiyordu eskiden insan insana...
Ben çocuk olduğumuz günleri özlüyorum...Yada çok olduğumuz günleri..Ama en çokta Anadoluyu..Evet evet, En çok anadoluyu.

Şenay Tek
Kayıt Tarihi : 3.06.2026 19:29:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Odayı saran odun kokusu.. Dışarıda çiseleyen ince bir yağmur... Soba üzerinde demlenmiş sıcak bir çay.. Babannemin ocaklıkta pişirdiği yufkanın buğusu... külün içinde gardoflar, dışı çıtır, içi pamuk.. Üzerimde annemin İstanbul'dan gönderdiği beyaz puantiyeli kırmızı fistan.. Saçımda kenarı kurdelalı kırmızı bir taç.. Kolumda babannemin nazar değmesin diye boncuklardan yaptığı bilekliğim... Diz ucuma yatırdığım etten bebeğim.. Tavanda asılı hasır bir sepet.. İçinde, babannemin hergün ölçüyle verdiği leblebi, üzüm... Duvarda asılı bir terek.. Üzerinde dikine dizili bakır sahanlar.. Önünde örtü çekili, köy usülü bir tezgah.. Tezgahın altında, dışı is tutmuş irice bir kazan... Bir kaç tane de alüminyum tencere... Kapının arkasına yaslanmış, suya giderken kullanılan omuzluk.. Sahanlıkta dedemin elleriyle yaptığı oymalı kapı.. Kapının iki yanına yapılmış küçük terekler... Tereklerde kemik taraklar, lifler,banyo yaparken kullandığımız kil.. Bir iç sahanlık daha...Sahanlığın sol tarafında içinde sırlar barındıran ambar odası.. Bir köşesinde tereyağı küleği, tuluk ve kürek.. Diğer köşesinde çükeliğin basıldığı taştan küp... Ve odayı saran ekşi bir koku... Ambarın üstünde Babannemin gelen hediyeleri sakladığı eski bir sandık.. Sandığın yanında yine bir sandık.. İçinde, sadece ben köye geldiğimde ortaya dökülen, topum bebeklerim, ipim.. ve babannemin özenle sakladığı.. Ben İstanbula gittiğimde koklayıp ağladığı bir kaç bebeklik kıyafetim.. Sahanlığın sağ tarafında yatak odamız.. Odaya girince sağda bizi karşılayan uzunca bir peke. Pekenin üzerinde özenle dikilmiş sünger döşekler . Solunda dedemin yattığı pirinçten karyola... Ve kenara kıvrılmış babannemle beraber yattığımız yer döşeği.. Aklımda çocukluğumdan kalma bir masal... Ahhhh... Ya ben bu dünyaya hiç gelmemeliydim... Yada çevremdeki güzel insanları bu kadar sevmemeliydim... Ya onlar bu kadar iyi olmamalıydı.. Ya da ben, şimdiki kötüleri görmemeliydim... Ya adım ŞEN'ay olmayaydı... Yada...Yada... Bu iç burkan özlemler bana kalmayaydı..

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!