Sözünü bahsini bahanesini kurup kotardigi ayarli kurulumlu gecim icabi kaynaklardan sebeplenip istiflenen egitim bilim sanat müzik edep yahut edebiyat, hakki hukuku yolu sagligi dirligi bellegi kültürü ulasimi paylasimi sevgisi saygisi akli vicdani ilgisi bilinci özgürlügü ve özgün iradeliligi tam tesekküllü toplumsal hayatin saglayici teminatina emek zahmet gayretler gütmek degilse amac sorumuluk ve niyeti, tüm bu yasamsal degerleri bozup hirsizin haraminin isgalcinin yobazin yagmacinin zorbanin despotun yolsuzun ilkesizin tecavüzcünün ipsizin zalimin sömürücünün basina buyruk keyfiyeti geregini yerine getirme dalkavuklugunca, cürütüp yikip bozguna ugratma gibi yetkisi de yoktur.
Eger böyle YIKIM DEVRELERi araligina morali umudu niyeti akli vicdani ilgisi sagligi gayreti ahlaki inanci özgürlügü özgüvencesi bellegi bilinci kültürü aidiyeti bozuldukca hantallasan, amansiz cürümüslügün yönetip yönlendirdigi yilginlik ve vazgecmisligin sürekli cöküsleri yapilandiran teslimiyet teminatinda kan revan durumundaysa insan, cevirecek baska filmi olmayan sinemaya, söyleyip yazacak baska sözü kalmayan edebiyata, cizip boyayacak baska mevzu ve manzarasi olmayan resim heykel mimar galariye, hastalik dert sorun bela esaret ölüm zulüm üretip tüketmekten baska ahlaki egitimi ilgisi bilgisi emegi gayreti omaya büyük binali duvarlarin eritip cökertip cürütüp yuttugu marka ve market afisine dönüstürmüstür kendisini son sözünü söylemislige tahvilleyip takas eden insan…
Tek karelik, tek tavirlik, tek durusluk, tek düzeylik, tek sukltalik, tek hükümlü, tek tekel, tek vaziyet, tek yön, tek secenek, tek buyruk, tek celse, tek sekil, tek irade, tek ses, tek cürüm, tek yetki, tek kesit,….tahvili takasi teslimiyeti toplumsal imha maliyetine kirpik sinik suskun pörsük ezik bozuk ve her hakkindan muhaf….
Özgürlüge sagliga huzura akla vicdana düsünceye paylasima onura sevgiye saygiya deger toplumu, egitmek ögretmek bilgilendirmek yükümlülügünde kendini sorumlu saymayan umarsiz kayitsiz sanatin edebiyatin müzigin medyanin siyasetin ilimin ve bilimin, devlet yöneticisini holding sahibi, devleti holdinler toplulugu, toplumu milleti de soyulup sömürülüp esaretine kusatildigi kulluk kölelige dair kosulsuz tüketim bagimlisi ittatini sorunsuz zahmetsiz uymus uyusmus mükemmelligin donanmis MÜSTERi gibi alan satanlar tezgahinda her türlü insan bozulmuslugunun bütün cökertip cürüten kin ayrisma tembellik cöküs yikim afyon üretimsizlik bencillik kayitsizlik acimasizlik kacak igrenti tiksinti yilginlik bezginlik takinti sorun bunalim gerilim siddet nefret kusku siginti saplanti kavga kargasa atölyeleyip salgilama hakkini kendinde gören ayar -düzenegi verilmis sanat ilim bilim saglik spor egitim güvenlik siyaset market edebiyat müzik yol resim yöntem yordam din dinayet sebekeciligiyle, son sözünü katologlasmis ön kapak ünlü ünvanlilar listesine tahvil ve teslim etmis mükemmel donanimli tek karelik, tekcil, tek vucut, tek hükümlü hükümranliliga mecbur ve muhaftir, gazap gayretinde yitikler güdümünde özgürlügü sevgiyi saygiyi elden aldirarak rezillige kepazelige soytariliga sinmislige siddete gerilime cirkeflige meram ve egilim sara sara büyüdükce büyüyen beton celik tutsagi bahsi geckin insan.
Ancak toplumsuzlastikca kacak carpik toplu vaziyet yagma yikim sorun sarmalinda anlasip söylesebilen ve bütün anlasmalarini hicbirseyde ANLASAMAMAK üzere yoluna yordamina koyandayanmis dösenmisligin, düzen carkini ceviren bütün soygun vurgun sömürü talan ve yikim zincirinde tamamlayici halkalardan biri olarak sanat yol yöntem ilim bilim teknoloji egitim galeri salon sergi müzik sinema edebiyat siyaset veya medya marketlesmeler toplulugu, en güncel haliyle DENIZ FENERNDEN göz ve gönül karartici muazzam gammazligin ayan beyan gaspindan icinde saymakla bitmez kepazeligi mikroplasan Kadin-erkek ayartma cifligine ekran ayarlayip anten uydulamakta….
Tek karelik ve gözünde gönlünde kendini adandigi hayranligin kulu ve kurbanliligina öldürüp bitirircesine hayatin bütün calinacak müziklerini veya söylenecek yazilacak sözlerini veya yasanacak yasatacak hikayelerini daima en öne cikarilarak kurulmus insanlik zindanlasmasinin kilitli kapagindaki ünlü ünvanlilara rehin verirse insan, elde avucta tazeledikce tazeleyen ilkeselligin darmadagin oldugu devamsizligin sürekli yasami birbirinden kapip kacarak daraltan kemirip sömürmelerin derdi belasiyla gün egirir ve gündem yogurur sorgusuz sorumsuz ve sahipsize kalan hayat.
Son sözünü en sonuncu tapindigi film karesine veya türübündeki kaleyciyle tekkare karsi karsiya kalan avantaci golcüye veya pöfürtülü fosurtulu yazar cizer edebiyatciya veya mozaigi meshur mermerci betoncu imarmimara veya aldatildikca aldatmaktan sarayli saltanatliklari helai hos görülen siyasetciye vaad ve vakfettikce yasadigi hayati keklliklesip bülbüllesen kafeslerden hic de farkli görmeyen cingilli cingirdakli tek kare dförtduvar toplum dekorlasmasidir.
..
Topraklarımızın yüzde üçü Avrupa'da da olsa,
Ben doğuluyum kardeşim; Asya'lıyım...
Bununla da gururluyum; bizler Asya'lı ülkeler,
Yoksuluz belki,Avrupa ve Amerika'dan,
Ama dünya ya çok şeyler kattık,
En az Avrupa ve Amerika kadar...
..
Biz sicak yatagimizda yatarken,
Kim düsünür savasta olan üllkeyi,
Aç, Susuz ve Uykusuz çocuklari,
Gözü yasli analari,
Esir düsmüs,
Ölümle burun buruna olan babalari,
Cevap verebilicekmisiniz?
..
Cesur, kararılınlı
Fakat genelde
Mutsuz bir
Adam olunulan Columbus,
Keşifler tarihinde
En ünlü isimdir.
Çin ve Hindistan'a
..
Gecedir ve Morazan uyanır.
Bugün mü, dün mü, yarın mı? Sen biliyorsun bunu.
Merkezi kuşaklar, ensiz Amerika,
yaratılmış gibi iki denizin
mavi dalgalarından, taşıyor kollarında
sıradağları ve zümrütten tüyü:
..
Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev için
: Devletin varlığı ve bağımsızlığını, Vatanın ve Milletin bölünmez bütünlüğünü, Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağına, hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalacağına, toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağına
Vatanı koruyan ordusuyla baş başa kalan milletin
Her birinin vatan bekçiliğine yüreğinde ve alnında taşıdığı
Hakimiyet Milletindir! Bilincini tazeleyerek tek tek
Seçimi tecelli eder andının önderliği ve önceliği ile
..
Çiçekler aleminde bir gezinti hoş oldu güne
Bir güne karşı sırıtan cumhur gül’üne
Münferit olacaksınız, sarıgül demetlerim acele…
Bir çok adaylıklar toplandılar güncelime
Münferit aritmetiğine dizdirildi şehitlerim düzinelerce
Körlük ayıltıyor güneşin korkusunu bile…
..
Hangi gelişmiş ülke ne ile sorunsuz yaşıyormuş?
Her toplumuna bir adil eşitlik dönemi mi yaşamış?
Niye birkaç parçaya bölmeye kalkışmıyor vatandaş?
Yurttaşlık bir ülkede nasıl anlaşılıyor sanılırmış…
Siz bunu Kürt’e sorun, o bunu biliyor:
..
(Bu öyküde adı geçen kişi ve olayın geçtiği yer gerçek değildir.)
80’li yıllardı. Copçuların Sefer derler bir gençle tanıştım Kırşehir’de... Anadolu’nun orta yerinden, çıkarak, ta Batı Amerika’nın Colorado eyaletinde Aspen kayak merkezine ekmek parası kazanmaya gitmişti. Burası dünya’nın en zenginlerinin para üstünde kaydıkları bir tatil beldesiydi. Yani benim diyenin gidemeyeceği kadar pahalı bir yerdi.
Sefer kazandığı paralarla biraz yoksulluğunu azaltınca çok sevdiği Zeyni’siyle evlendi. Fakat üç günlük eşini Aspen’e götürmedi. En çok da bu üzmekteydi, Sefer’i… Çünkü bu durum onu yılda ancak iki kere görmesi anlamına geliyordu. Ama ne çare bir kaç yıl çalışıp bir iş kuracak parayı kazanabilmesi için bu hasrete katlanması gerekmekteydi.
Günler haftaları, haftalar da ayları kovalarken tek tesellisi buram buram hasret kokan mektuplardı. Yine bir mektup aldı memleketinden… Hemen bir köşeye çekilerek sigarasını yaktı önce… Sonra derin derin içine çekerek kokladı Zeyni’sinin mektubunu. “Prensim” diye başlayan dizeler gözlerinden akıp geçerken; bir cümleye takılıp kalmıştı. Şöyle yazıyordu Zeyni. “Bende bir emanetin var.” Evet bir emaneti vardı gerçekten, çocuğu olacaktı Sefer’in. Gerisini okumadı mektubun. Ayağa kalkarak çalıştığı restauranta doğru bağırdı. “Hey millet bir çocuğum olacakmış benim! ..” Müşterilerin bir kısmı bu güzel haberi alkışlayarak bir kısmı da tebrik ederek paylaştılar. Patronunun izniyle müşterilere aperitif içki ikramında bulundu.
Neden sonra eşinin doğduğu ve bir kız çocuğu olduğu haberini aldı. Erkek çocuk beklentisi olduğu için fazla sevinememişti. İsminin ne olacağı soruldu telefonda… Sefer bir süre düşündükten sonra güzel bir yer olan Aspen ismini vermeyi kararlaştırdı kızına. Aspen olsun dedi telefonun öbür ucundaki babasına. Babası bir süre sessiz bekledi. Çünkü eşinin ismi Makbule verileceğini umuyordu torununa. Huzursuzluk çıkmaması için tamam olur, ilçeye gittiğimizde hemen nüfusa yazdırırız dedi. Dedi demesine de yanlış anlamıştı oğlunun verilmesini istediği ismi.Aspen’i Hasbel olarak algılamıştı.
Üç ay sonra nüfus müdürlüğüne giden anne Zeyni, kızının nüfus kaydı için geldiğini söyleyince; görevli memur isminin ne olacağını sordu. Zeyni “Hasbel” olacak deyince memur önce göbek hoplatarak, sonra da tepinerek gülmeye başladı. O güldükçe Zeyni öfkeleniyordu. Nihayet “yeter! ” diye bağırdı. Kahkahalar bitince “Sen ne biçim bir memursun ki kızımın adıyla alay ediyorsun? Babası ta Amerika’lardan böyle olmasını istedi. Hem sen köyün imamından daha iyisini mi bileceksin? Ona da sordum, “ uygundur” dedi. Seni Kaymakam Beye şikayet edeceğim. Görevini yapsana…” diye bağırınca; işin ciddiyetini kavrayan memur “Tamam hanım! Sesinizi yükseltmeyin… Dediğinizi yapacağım. Özür dilerim.” diyerek daktilo ile yazmaya başladı.,
..
Bağdat gibi diyar olmaz denirdi,
Kan kokuyor sokakları Irak'ın.
Hurmalar meyveye durur yenirdi,
Kan kokuyor sokakları Irak'ın.
Kimyasal silahmış (?) hepsi hikaye,
Hedef sömürgedir işgal tek gaye,
..
Hem ne diyorsunuz siz ya
Amerika da
Yüzelli yıl evveli
Aynen bizim gibi
Yolları tozlu çamurlu
Topraklı atarabalı
Gringolar cowboylar
..
Can çekişiyor insanlık Azrail nöbette.
Pusuda Şeytann,melekler nerde?
Her kim olursan ol,insan ol önce!
Cehennem'de bizim içindir Cennet'te.
Balkanlarda Bosna,ortadoğuda Filistin.
Kafkaslarda Çeçenya,orta asyada doğu Türkistan.
..
‘’Die Frisbee-Scheibe hat ihren Naen von einem amerikanischen Kuchen Verpacker, der seine Kuchen auf ainer dünnen Platte verkaufte. Studenten nutzten dise Kuchenplatten als Spielwerkzeug und nannten sie nach dem Schriftzug, der auf ihnen yu lesen war: Frisbee’’’
‚’Frisbee-dilimi adını bir amerikalı pasta paketleyicisinden almış, kendi pastasını kendisi çok ince bir tabakta satıyormuş. Yüksek öğrenim öğrencileri de bu pasta tabağını fırlatma oyunu olarak kullanıyorlarmış ve adını da üzerinde okunan: Frisbee koymuşlar.’’’ Vee...
Kendi imalatımı kendim paketlerim
Adımı kullanma hakkı denileni diye
Hassaslığı bu kadar inceliğindedir
..
KAHROL İSRAİL
(“Kahhar sıfatında Kahrol İsrail” diyen DELİBAL’A)
Şımarık avcıdır, sallar rast gele
Dayısı güçlüdür sığmaz pergele
Kan içmeye asla doymaz hergele
………… Ezanla cefanla mahvol İsrail
..
Ey bir avuç ibadet için,
Nemrut yüreklere dilenenler.
İçinizde yok'mu ibrahimler.!
Ateşe koşacak.
Vurulacaksa önce biz.!
Dövülecekse önce biz.!
..
Orta sınıf halk toplumu elbet gelişmeyi istiyor
Korku kokuyor ve hem bir neden! Ne görülüyor?
Yani Yahudi imanı merhametten mi gaz alıyor?
İtalya hayranlığına mı mafya şirketi özelleştiriliyor?
Örnek benzerliği millet meclisinde damar kuruyor…
Amerika caddelerinde mafyaların döktüğü kan oluğuydu
..
Bu devlet büyük bir hane ise
Bu hanede bir yangın var ise
Yangını çıkartanlar da belli ise
Sebep olanları yargılayın kardeşim.
Yangın çıkartanlar art niyetli ise
Hele babayla sürekli kavgalı ise
..
Canım Filistin! Barış diye ölüm kaderi
Umarım çözülecek komedisine ağlıyor yüreğim…
Siyonist ideoloji buna izin vermez
Üç bin yıl eseri bu naneli masal soysuzluğu
İsrail şekildir, Batı şerhası izin vermez
Çelişkiler yumağı teoloji sefilliği
..
İyileşti mi bilmiyorum, aslan, panter ıslah edip şov yapan -Amerikalı? - bey, doğasına aykırı ıslah emeği verdiyse de, bir kez insan dalgın olabilir, bu da insanlığın doğallığıdır, yataklık oldu, öyle kaldı galiba…
Doğası insan aykırıcılığı olanları toplayıp eğitime almaya nerden finans sundular da düşünüldü bu diye ilk soruyla başlar kargayı bile güldüremeyen tiyatro sahnesine dikenli kirpi ederler eğiticilerini, her göründükçe eğitilmeye alınan, büzüşür eğiten, değil mi?
Cumhuriyetimizin kurucuları: Bütün Şehitlerimizin iki tane hedefi vardır. Birinci hedefi bu vatan için şehit olmak. (ikinci hedefi ise vatana düşman ayağı değdirmemek. Bunu onlar başardı ya biz ne yapıyoruz?
ne yapalım... para karşıtı vatan, türk, bayrak lafı bol keseden, hükümet seçtik işte... oturmuş ordu işinden konuşmaya büyüyoruz daha ne olsun... şeref mi? hükümet seçiyorum diye düşmanı sokmak... ıslah evini de meclise doldurmak... Anayasa hedefine, tam yüreğimizin ortasına ayak sokturmaya, şerefi pisi pisilemeye aritmetiğini de burnumuzun önüne sürttürmek... becerdik... daha ne olsun... becerilsin emeğine süper oy takviyesine destek ortaklığı… bol toplayacak birinden biri paylaşması… bunlar biliyor be pazarlığı… eee… ticaret aritmetiği...para yettikçe, elbette…
..
Ne zaman şu güneş karabuluttan
Sıyrılıp şafağı atacak mıdır?
Tan ile beraber belki umuttan
Ünleyip horozlar ötecek midir?
Nöbeti al diye verdik hediye!
Gece gündüz durmaz yürür batıya
..



