5-ABD’ nin ipine sarılarak, kafamıza çuval geçirenlerin kucağına oturduk. Hep Amerika’ nın çıkarına olacak şekilde / ABD’ den gelen buyruk üzere görüş bildirir olduk. Liberal gözü dönmüş kapitalist işbirlikçi sermaye ülkeleri; Irak’ a getirdikleri (!) özgürlüğün aynısını Libya’ ya, yakında Yemen’ e, Bahreyn’ e getirecek! Sömürgeci iki yüzlü kalleş ülkeler defolup gitsinler Libya’ dan. Utanmadan ve alçakça, “bizim işimiz Kaddafi ile değil, O’ nu devirmeyeceğiz” diyorlar. Peki ey namussuzlar, sizin ne işiniz var öyleyse orada? Libya halkı, Kaddafi’ nin zulmünden, yolsuzluklarından, keyfi ve baskıcı eylemlerinden bıkmış onların bitmesini, Kaddafi’ nin gitmesini istiyorlar. Neden her yanı yıkıp harabeye çeviriyorsunuz? Libyalılar böyle demokrasi mi istiyor? Böyle demokrasi mi olur?
6-Hanefi Avcı’ nın yazdıklarını görmezlikten gelip, O’ nun hakkında soruşturma açılarak, susturulmaya çalışıldı. O’ nun gösterdiği devlet içindeki çete örgütü gizlenmeye çalışıldı. “Esas T.C. ni yıkarak, okyanus ötesi sömürgeci güç ve onun kolladığı kaçakla ve O’ nun gözü dönmüş çanak yalayıcıları ile Ulu Önder Büyük Atatürk’ ün kurduğu devleti yıkarak yerine Ilımlı İslam adı altında, ne olduğu belirsiz bir devlet kurmak için silahlı/silahsız bir çete örgütünün kurulu olduğunu ve bu örgütün şu anda hükümet içinde bir kısım yargılamaları yönlendirdiğini, yürüttüğünü; bir kısım yasama, yürütme ve yargılamalarda baş rol oynadıklarını” bildikleri için, hatta kendilerinin de bu tezgahın içinde oldukları gizlenmeye çalışılmaktadır. Hanefi Avcı’ nın, Nedim Şener’ in, Ahmet Şık’ ın kitabında yazdıkları ne zaman sorgulanacaklar, yargılanacaklar? Böyle bir niyetiniz var mı?
7-Yargı bugün kimin, kimlerin elinde? Yargı siyasallaştı. Kimsenin yargıya güveni kalmadı. Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, Mehmet Haberal, Hanefi Avcı, Nedim Şener, Ahmet Şık ve daha bir çok yazar ve gazeteci neden içerideler? Daha yayınlanmamış bir kitabın yazarını içeri tıkmak, ileri demokrasi dediğiniz zırvalıkla mı bağdaşıyor?
8-Toplumda yaşamın her evresinde, her yerde, her şeyde bir baskı, bir sindirme, bir susturma diktası neden? Nerede özgürlük, nerede bağımsızlık, nerede hak, nerede adalet? Parti adında adalet geçmekle adalet sağlanıyor mu? !
9- Basın yayın sektöründe 50 bini doğrudan gazeteci olmak üzere 100 bin kişi çalışıyor. Yurdumuzda, dünyada az ülkede görülür bir şekilde 15 bin gazeteciden yalnızca 500’ ü sendikal haklardan yararlanıyor. 14.500’ ünün sendikası yok. 2000 Gazeteci tutuklu, 1000 gazeteci soruşturma geçiriyor, 64 gazeteci içeride yatıyor! Gazetecilerin çoğu sorgusuz sualsiz, suçunu bile bilmeden içeride yatıyor. Suçum ne diyor, delil göster diyor; “sen hele içeri gir bakalım suçunu sonra söyleyeceğim, gizli çünkü, delilleri sonradan çıkaracağım” diyorsun! Böyle bir hukuk, adalet, yargı nerede görülmüş? Daha basılmamış kitap hakkında yazarını suçlu ilan edip, içeri tıkıyorsun! Ardından da “ Bizde, ABD’ dekinden daha özgür basın var” diyebiliyorsun, utanmadan bu ne aymazlık, bu ne yüzsüzlük!
10-Bizim vergilerimizle çalışan TRT senin borazanlığını yapıyor, bize bakmıyor, görmüyor bile! Sözünü tutmayan, yasalara karşı gelen ve çalışanlarını yasalara karşı gelmeye yönlendiren, eşini ve daha bir yığın tanıdık, eş dost, akraba, partiliyi TRT’ ye dolduran; sahte haham Tuncay’ ı okyanuslar ötesinden bizim paralarımızla konuşturarak bizim paralarımızı çarçur eden; katil Ağca’ yı yaptığı programlarla kahraman ilan eden Genel Müdür’ ün kime ve neye hizmet ediyor? Yayınlara bakın, doğru bir şey var mı? Hep yanlı, hep siyasi, hep bir partiyi kayıran yayınlarıyla, yalan makinesi oldu!
Ayrıca onlarca TV ve radyo sürekli senin borazanlığını yapıyor da seni eleştiren hiçbir TV ve radyoya göz açtırmıyorsun, hemen çalışan ve sahiplerini içeri tıkıyorsun! Bu mu ileri demokraside basın yayın özgürlüğü?
..
FİLİSTİN
İsrail Gazzeye bomba atarken
İnsanlar sokakta korkar Filistin
Patlamalar ile kollar koparken
Can verir Allah’ı anar Filistin
..
İki partili sistem
İki partili sistem, Amerikan modeli
Kimin işine yarar, kimin hain emeli
Federasyon kapıda, millet bunu görmeli
Bu mübarek ülkeyi, bölüyorlar can dostum
..
Çin Halk Cumhuriyeti 2 Milyon 285 bin kişilik son sistem teknolojik donanımlı
askeri güce...
Amerika Birleşik Devletleri 1 Milyon 477 bin kişilik son sistem teknolojik
donanımlı profesyonel askeri askeri güce..
Hindistan Cumhuriyeti 1 Milyon 325.000 kişilik teknolojik donanımlı askeri
güce..
Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti 1 Milyon 200 bin kişilik son
..
Amerika, anmam adını boş yere.
Boyun eğdiğinde kılıç yüreğime,
ruhumda o sonsuz dam akmasına dayandığımda,
pencerelerden
senin yeni günün beni delip geçtiğinde,
bana hayat veren ışıktaki kendim oldum ve olurum,
beni belirleyen gölgede yaşarım o zaman,
..
Ne idüğü belirsiz aymatloslar bozması
Amerika uşağı, ortadoğu yosması
Ardınızda sermaye, boynunuzda tasması
Bu yaptığınız sizin, en kancıkca döğüştü
Türk milleti takipte, tarihine şerh düştü
..
GELENEK VE MODERNLİK
İşte artık gelenek modernlikle büyük savaş aşamasında. Bu savaş hiç bu kadar yoğunlaşmamıştı. Seküler batının dünyayı dünya çapında köy haline getirmesi ve yoğun bir baskı altında tutması bunu adeta zorunlu hale getirmiştir.
Başta Amerika ve Avrupa bu işin başını tutmakta Yeni Romanın batısı adını verdiğimiz bu bölgeden sonra doğusu olan Çin ve Rusya da bu alanda onlardan geri kalmamaktadır.
Bu gün ta içimize kadar giren öz benliğimiz kuşatmak için büyük çaba gösteren modernlik budur. Yemekte çatal, bıçak kullanmaktan, iç mekanlara ayakkabıyla girmek tam da bu modernliğin ürünü değil midir?
Yemeği böyle yiyeceksin; şu elinde çatal, bu elinde bıçak olacak şekilde verilen modernlik komutları bu gün bizi zorlamakta, bunları yapamayan, yapamayanları horlayan zihniyet aynı kaynaktan beslenmekte değiller midir?
..
Küresel Ekonomik Kriz hızla geldi
İnsanların ve ülkelerin ciğerini deldi
Zaten küresel ekonominin kafası keldi
Şimdi bunu sokaktaki herkes bildi.
Büyük üç dalga gelecek bunu yazın
Amerika ve İngiltereye mezar kazın
..
dost gemiyle büyük okyanusta
açıldık bacası tüten mavi gemiyle
günler uzun sürecek kimin umrunda
sen varsın ziyafet soframda
kadehimde Bordouex şarabından daha kaliteli
sarhoş etmeyen aklımı bengisu
ben varlığınla sarhoş oldum
..
Birbirinden ilgisi,
Onlar öyle oldu;
Yönelenler var;
Neyi kabul etmeli?
Birbirine yaklaşık yerlerden
Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlık.
Peki diğer yerler;
..
ister Mu-tasımdan Mu-tediye yedi yüz yıl Samarra'ya sultan olayım
.............ister Süleyman Han gibi yedi iklime hükümdar
..istersen Babilin asma bahçelerinde dünyanın yedinci harikası
ya da
......... Asya
..................Avrupa,
..
Kızılderililerin hepsinin olmasa da bir kısmının Türk kökenli olduğunun söylendiğini duyarız bazen..Ancak haklı olarak bu savın doğru olup olmadığı konusunda şüphelere de kapılırız..Elbette bu insanların yani “Kızılderili” ya da bir galatı meşhur olarak “indians” olarak anılan insanların kökeninin şu veya bu olmasının, yani kafataslarının şeklinin bizim için çok da önemi yok..Sonuçta onlar kendilerini şu anda farklı bir halk ya da millet olarak tanımlıyorlar..Kökenleri nereden gelirse gelsin bu insanlar binlerce yıldır Amerika kıtasında yaşıyorlar ve bu binlerce yıllık süre de onların yepyeni bir millet olarak başkalaşmasına yeter bir süredir..Bulgar Türkleri daha kısa bir sürede Bulgar milleti diye apayrı bir millet olmuşlardı bildiğiniz gibi...Bunlara Türk soyundan gelen Finler ve Macarlar da eklenebilir..Fakat bu insanlarla bir şekilde akraba olduğumuzu bilimsel verilerle ispat edebiliriz..Bunu ispat için kullanılabilecek en önemli araçlardan birisi de bildiğiniz gibi dildir..Pek çok Kızılderili dilinin UralAltay kökenli diller olma ihtimali hem de kuvvetli olarak vardır…Bering boğazı yoluyla Orta Asya’dan Amerika’ya göçen Orta Asya halklarının tamamının da Türkler olduğunu söylemek imkansızdır..Ancak Kızılderili dillerini incelediğimizde bu kıtaya göçen milletler içinde Türk milletinin de atalarının var olduğu kesindir..Yoksa Kızılderili dillerindeki Türkçe kökenli kelimeleri açıklamamız asla mümkün olmazdı..Elbette Osmanlı döneminde Amerika’ya göçen “Meluncanlar” denen topluluğun Kızılderililerin dillerini etkilediği gerçeğini de unutmamamız yerinde olur..Zira Meluncanlar büyük bir ihtimalle Osmanlı Türkçe’si konuşuyorlardı..Bildiğimiz gibi bu Türkçe, Arapça ve Farsça kelimeler itibariyle zengin bir lehçeydi..İşte Kızılderililerin yakınlarına yerleştirilen Meluncan’ların Kızılderili dillerini etkilediğini varsayarsak, bu dillerdeki bazı kelimelerin Arapça ya da Farsça kökenli olma ihtimalini de göz ardı etmememiz gerekir..Bir Kızılderili kavmi olan Çerokilerin dilindeki “saat” gibi Arapça kökenli kelimelerin de başka bir izahı zor görünmektedir..Üstelik “hadjo” (haco) şeklinde telaffuz edilen ve Osmanlı Türkçe’sinde ve günümüz Türkçe’sinde sıklıkla kullanılan Farsça kökenli “Hoca” (Hace) kelimesi de ancak Meluncan’ların dillerinin etkisiyle açıklanabilir.Biz bu gerçeği inkar etmemekle birlikte Orta Asya’dan göç edildiği şekliyle Kızılderili dillerinde kalan Türkçe kelimeler üzerine odaklanmak istiyoruz..Küçük de olsa bulacağımız benzerlikler bizleri ortak bir kökene en azından Moğollarla, Japonlarla olduğu gibi Kızılderililerin bazı boylarıyla da akraba olabileceğimiz gerçeğine bizi götürür…Bu gerçek de belki Kızılderililerin Türkiye’ye, Türklere daha sıcak bakmasına vesile olabilecek gelişmeleri doğurabilir..
Bizim asıl amacımız Türkçe’nin köklü ve de büyük bir dil olduğunu gözler önüne sermektir..Bu çalışmalarımız neticesinde dünya milletlerinin ve bilhassa da Amerikanın yerli halklarının güzel dilimiz Türkçe’mize sevgiyle bakmasını sağlayabilirsek mutlu oluruz..Bu amacımız da daha büyük bir tali gayeye odaklanmıştır..Biz Türkçe’yi sadece bir Irkın dili olarak görmüyoruz..Bu dil İran’dan Yunanistan’a, Doğu Türkistan’dan Bosna Hersek’e, Hindistan’dan Arnavutluk’a kadar binlerce yıl yaşanmış büyük bir medeniyetin ve de kültürün simgesi olmuş bir dildir..İnsanlığın kurtuluşunun ise medeniyetimizin sahillerinde olduğunu görmekteyiz..Türkçe de bu medeniyetin ve kültürün dili olarak bu medeniyete yaraşır şekilde, haşmetli, düzenli ve de güzel bir dildir..Dünya milletlerinin Türkçe’ye yönelmesi demek, onların Türkleşmesi anlamına gelmez.Bizim de dünya insanlarını Türkleştirmek gibi bir gayemiz asla yoktur.Zaten böyle bir ırkçı ve de asimle edici bir anlayışı benimsememiz mümkün de değildir..Belki Büyük bir medeniyetin ortak kültür dili olan Türkçe yoluyla insanlar, Doğunun, Asya’nın huzurlu limanlarına sığınarak, çağın bunalımlarından kurtulabilirler..Reçete bizim medeniyetimizdedir…Reçetenin dili ise Türkçe’dir..Dünya insanları kurtuluşlarının reçetesini tam manasıyla okumak istiyorlarsa Türkçe’yi öğrenmek, sevmek zorundadırlar..Bu da ancak Türkçe’nin güzelliklerini, zenginliklerini dünyaya haykırmakla mümkün olabilir..Yani Türkçe, harflerine kadar içine sindirdiği, medeniyeti, dini, kültürü haykırmak istemektedir..Bu bir boşalma hamlesidir..Binlerce yılın elmaslarla, mücevherlerle dolup taşmış birikimini başka kültürlere, dünyalara ulaştırma çabasında olan önderimiz; Dilimiz Türkçe’nin ricasını yerine getirmekteyiz..O bize kendisini gösterdi, biz de bu acizane aynalığımızla onu dünyaya gösterme azmindeyiz..O bizle konuştu, biz de şu zavallı mikrofonluğumuzla onu evrene dinletme aşkı içindeyiz..İşte şimdi Kızılderili diliyle bir yakınlık hisseden Türkçe bakalım nasıl konuşmaktadır ve bu yakınlığı haykırmaktadır görelim:
Kızılderili’lerin sayı sitemleri incelendiğinde Türkçe’nin bu dillerdeki izlerine rastlamaktayız..
Örneğin “Bir” sayısını aynı anlamda üstelik aynı seslerle bazı Kızılderili kavimlerinin dillerinde bulmamız oldukça şaşırtıcıdır..Bilhassa dilbilim alanında pek çok bilim adamı yetiştirmiş Amerika bu gerçekleri neden daha açık ve güçlü bir şekilde haykırmamaktadır bilinmez…Biz Amerikanın yerli kavmi olan Kızılderilileri Kowboy (çoban) filmlerinden öğrendiğimiz kadarıyla savaşçı, kafa derisi soymayı seven, beyazları öldürme alışkanlıkları olan insanlar olarak tanımaktayız…Halbuki onların yüzlerce yıl katliamlara maruz kalan ve de bugün soyu nerdeyse tükenmiş bir millet olduklarını da hatırlamamız gerekiyor..İşte bu özgürlüğüne düşkün kavmin Çin seddini defalarca aşmış Türklerle ve diğer özgürlüğüne düşkün orta asya milletleriyle akraba olduğunu bu “bir” sayısı bir kere daha ilan ediyor..Tarahumara Kızılderililerinin dilinde Türkçe’deki “Bir” sayısı “Bire” şeklinde Guarijo Kızılderililerinde ise aynı sayı “Pire” şeklinde yine bu kelime ile aynı kökenden gelerek başkalaşan “Wihl” (BirWhirWihl) Quileute dilinde binlerce yıldır yaşamayı başaran Türkçe kelimelerdendir…Yuki, Nuxalk gibi Kızılderili boylarında bu “Bir” sayısı “Maw” “Panwi” şekillerinde yaşamaktadır ki bu küçücük örnekler bile binlerce ses ihtimali içinde Türkçe’deki “Bir” sayısıyla bu kadar benzer seslerle telaffuz edilmelerinin ortak bir kökenle açıklanabileceğini gösteren nadide örneklerdendir..
Türk dillerinde hemen hemen hiç değişmeden “iki” ya da “yiki” şeklinde telaffuz edilen “iki” sayısı Bir sayısından daha yaygın bir şekilde ufak ses farklılaşmalarıyla birlikte Kızılderili dillerinin tamamına yakınında yaşamayı başarmıştır..Bazı kullanımlarda mesela; Jicarilla Apaçilerinde “Naakii” Batı Apaçilerinde “Naki” şeklinde başlarına bir “n” ünsüzü alarak yaşamayı başarmışlardır…Lavrentian dilinde “Tigneny”, Pomo dillerinde “Kaw”, Koyukon dilinde “Netih”, Powhatan dilinde Ninge, Carrier dilinde “Nanki”, Çipewyanların dilinde “Naki”, Willapa dilinde “Natke”, Kato dilinde “Nakaa”, daha belirgin bir şekilde Sarcee/Tsuut`ina dillerinde “Ekiyi”, Pawne dilinde “Pitku” şeklinde başa “p” ünsüzü alarak, Inezeno Chumash dilinde Iskom şeklinde, Cochimi dilinde “kuak” formunda, Karok lisanında “Áxak” (x=Gırtlaksı hırıltılı h) Havasupailarda “Xuwak”, Mojave dilinde “Havik”, Highland Chontalların dilinde “Oguéh” şeklinde aslını açıkça andırır bir ses dizgesiyle, Kueçularda “İskay” sesleriyle kullanılan kelimenin Türkçe kökenli İki, eki, yiki şekillerinde telaffuz edilen “İki” kelimesiyle benzerliği aşırı bir dilbilim bilgisini gerektirmeyecek şekilde aşikardır..
Diğer sayılarda da çok benzerlikler olmakla birlikte bilhassa “beş” sayısı pek çok Kızılderili dilinde Türkçe “beş” sayısı ile benzerlik göstermektedir..Bu kelimenin Kueçu dilinde “piska”, Mutsun Ohlone dilinde “Parwes”, sesler ters dönmüş bir şekilde Maya dilinde “Job”, Wyandotlarda adeta Türkçe’deki seslerle aynı biçimde “Weyş” (BeşWeşWeyş) şeklinde telaffuz edilmesi de tesadüf olmasa gerektir.. Susquehannock dilinde “Wisck”, Seneca yerlilerince “Wis”, Mohawklarca “Wis” şeklinde ve pek çok Kızılderili lehçesinde benzer şekillerde telaffuz edilen bu kelimelerin Türkçe “Beş” kelimesi ile ortak bir kökenden geldiğini söylemek “iki kere iki dört eder” demek kadar doğrudur..Diğer sayılar da bilhassa “üç” ve “dört” sayıları da dört kelimesini andıracak seslerle Kızılderili dillerinde halen yaşamaktadırlar..
..
Hepimiz bir emekçidir, farklı olsada çizgimiz,
Avrupa ne Amerika, önce gelir memleketimiz.
Atatürk'ün izinde, çalışmak üretmek hedefimiz.
Biz çağdaş, Milliyetçi, Cumhuriyet gençleriyiz.
Yüreğimizde hep yazılıdır, namlı şanlı tarihimiz.
Sevgi saygı sorumlulukla uzanır dostluk elimiz.
..
1520’de Amerika keşfedildi
İşgalci İspanyollar yerlileri katletti
Aztek, Maya, İnka medeniyetleri
Yerle bir edildi, yok edildi
İspanyol katliamı vardı Meksika’da
İspanyol soykırımı vardı Amerika’da
..
Ankara’nın şerrinden! ! ! Brüksel şefaatine! ! !
Sığınan onca hain asla bizle gelmesin
Ecnebiyle bir olup söverken Milletime
Dilerim ki Allah’tan asla özü gülmesin
Mecliste ki hainler neler söylüyor neler
Bilmem nasıl hazmeder bu sözleri mideler
..
isyanım mavi suların beyaz gemilerine ve güneşe
neşe saçan şiirlere
belki de
yırtık yanlarımdan çıkar sağlamaya çalışan hükümetlere
kürtlere ve dertlere sıkışan memleketlere
kaç amerika yardıma koşar dostum
kaç ingiltere ardıma şaşar
..
Yıllarca maşa gibi kullanıldı durdular,
Onlara destek olan haine lanet olsun.
Vatan aşkıyla yanan ümmet kanı döktüler,
Haçlıların piçleri teröre lanet olsun….
Amerika, Avrupa, Fetösü bir arada,
Hainlere destekte hepsi yarış halinde.
..
O gözünü sevdigim emperyalizmi
Sen kafana koydugunu yaparsin
Dogu blogu yiktin,bitirdin
Arap ülkelerinde sira simdi
Afganistan,Irak,...,Libya..
Hepsi ´özgürlük,demokrasi´ adina
..
Akça armudu,
Amerika armudu,
Bey armudu,
Çakal armudu,
Dağ armudu,
Hint armudu,
Japon armudu,
..
Nerden geldik nereye gidiyoruz
Ne amaç ne de yol
Bataklıktan çıkamıyoruz.
Bazen yürüyoruz yanlış sahiller de
Akdeniz ,Karadeniz sanıyoruz
Ters yönde ilerliyoruz
..



