MİLENYUMUN HORTUMCUSUSUN, KATİL AMERİKA! .
ÖZGÜRLÜĞÜM İÇİN; KENDİME GÜVENSEM BEN ve;
AMERİKADAN EMİR ALMADAN DOĞRULSAM BEN DE,
ATİLLA İLHAN EFENDİMİZ GİBİ; SUÇ MU AŞK! .
SEN DE DOĞRUL, SEN DE SIYRIL AMERİKA’LI! .
..
Kaliforniya,
şöyle rastlantıyla bir portakal yiyerek
yaşamak için güzel bir yermiş.
Her yıl bir parça da IQ kaybedilirmiş.
Amerika´ya kritik yok!
Onlar, parayla satın alınabilecek zevkin en iyisini biliyorlar
..
Müslümânlar uyuyor
Amerika vuruyor
Kâfir kuduz it gibi
Mü'minleri dalıyor.
Hani ahkâm kesenler?
..
Amerika ve ermeni soykırımı
amerika ermeni soy kırımını kabul etme kararı almış
amerikan yerlilerinin soy kırımı ile
filistin yerlilerinin soykırımını da unutmasınlar
arkasından vietnam
daha sonra kore
..
Hayvandan zekasıyla ayrılan ve yüce varlık olarak nitelendirilen şerefli kılınan ey insan!
Hangi yağmur temizleyebilir elinde ki kanı.hangi ırmak. hangi deniz haydi söyle
bakalım ey acı bilmeyen Allah tan korkmayan sen Allah u ekber diyerek zalimce vahşice
kafasını kestiğin o küçük rojavalı çocukların acısını feryadını ve rojava nın ağıdını hangi rüzgar susturacak hangi teselli evet söyle hangi din emretti bunu sana hangi kitap hangi peygamber.....
Ey zalim yaratık yeter dünyayı acıttığınız ve insanlığı kirlettiğiniz söyle bu neyin cihadı
müslüman kanını akıtmak müslümanın ırzına geçmek neyin cihadıdır hangi dinde var
hangi peygamber yaptı bunu ey zalim zorbedar müslüman kızları cephede cihad uydurmasıyla nikahlamak ve günlerce kullandıktan sonra katletmek ey alçak bu hangi dinin teorisi hangi inancın göstergesi alçak zorba canavar sana destek verenlerde senden farksızlar......
..
İDAM ÇÖZÜMDÜR. …1. Bölüm
Evet İDAM çözümdür diyorum. Hem de asıldığı an tüm dünyanın naklen yayınlarla izlediği diktatörlerin, asılışı gibi. Çocuklarınız da izlemeli ölümün ne olduğunu görmeli.Yaşları müsaitse başka insanların hayatını karartmanın,canın almanın,ırzına geçmenin,malına canına kastın cezasının idam edilmek olduğunu anlamalı ve büyüdüklerinde bunun anlamını bilerek insan olmaya çalışmalı, doğacak çocuklarına da bunu anlatmalı…
Bu yazıya böyle bir giriş yapmam garip gelebilir size… Ama artık bir insan olarak, çevremizde yaşanan olaylara, başımıza gelen olumsuzluklara isyan noktasına geldim.Benim gibi binlerce insan da aynı sesle haykırıyor inanın. Bu kaos dolu günler, Şehitlerimizin acısı, ailelerin acılarını, içlerindeki dert deryasına akıttıkları gözyaşlarını hangimiz görebiliyoruz.
Gazilerimizin kaybettikleri organlarını, yeteneklerini geri getirebiliyormuyuz. Onların ne uğruna bu hale geldiklerini düşünüyormuyuz. Vatanımız için, topraklarımız da hain planlar kurduran,yüzyıllardır memleketimizi ele geçirme planlarını her fırsatı kollayarak hep hazır tutan dünya devletlerinin maşalığını yapan pkk denilen canilere karşı, varlığımızı,namusumuzu,canımızı,malımızı korumak için ölüyor bu Şehitler, gazi oluyor.
Bunları hiç düşünüyormuyuz. Yoksa Şehit cenazelerini izlerken ‘’ aman yüreğim dayanmıyor ‘’ diyerek, başka eğlence kanallarına mı zaplıyorsunuz kumandanızı …Yapmayın bu evlatlar bizim
Benim,senin,komşunun,akrabanın, bu Vatanın evladı bu yavrular…Bakmalısınız bu acıları
..
Amerika ve İngilterenin beraber yaptığı bombardıman, Bağdat’ın üzerine kâbus gibi çökmüştü. 1998’in ramazan ayına bir gün kalmıştı. Fakat Irak halkı, oruç ayına neşeyle değil, korku, hüzün ve yoklukla giriyordu. Yıllardır zalim devlet başkanlarından çektikleri yetmiyormuş gibi şimdi de ABD’nin Saddam’ı bahane ederek yaptığı saldırılar, ambargonun getirdiği sefalet, halkı ölüm sınırına çoktan getirmişti. Dünyanın bir ucunda balinaları kurtarmak için trilyonlar harcanırken, burda insanları öldürmek için çok daha fazla para harcanıyordu.
* * * * * * * * * *
Yaşlı Abdullah ve ailesi de, yokluk çekenlerdendi. Sekiz yıldır süren ambargo, oğlu Hasan’ın da işlerini bozmuş, para kazanamaz olmuştu. Ailenin tek çalışanı olan oğlunun ne sıkıntılar çektiğini biliyordu. Hasan’ın fedakârlık yaptığını, bazen peşpeşe birkaç öğün hiç birşey yemediğini çok iyi biliyordu ama elinden birşey gelmiyordu.
Son zamanlarda kendisi de, torunları bir lokma fazla yesin diye sofradan aç kalkıyor, ancak yaşamını sürdürecek kadar yiyordu. Yine de sıkılıyor, utanıyor, gece gündüz ne yapabilirim diye düşünüyordu.
Geçen yaz ortası ölen torunu Zehra gözlerinden gitmiyordu. Gerçi doktorlar, ilaç olmadığı için kurtamadıklarını söylemişti ama Abdullah dede; ”-Eğer torunum yeterince beslenseydi, zayıf düşüp hastalanmazdı” diye düşünüyordu. Zehra’nın “-Dedeciğim” deyişi aklına geldikçe yaşaran gözlerini zorlukla saklıyor, hemen bastonuna uzanıp, torunlarının “-Dede, nereye! .. ” diye seslenişlerine cevap vermeden, kendini sokağa atıyordu.
* * * * * * * * * *
Akşamın alaca karanlığı yavaş yavaş yaklaşırken, Abdullah dedenin evinde ailecek sofraya oturmuşlardı. Ne olduğunu anlamadığı, çok olsun diye bolca su katılmış çorbaya kaşık sallıyorlardı. Büyükler yokluğun ezikliğini paylaşıyordu. Ama çocuklar çorbaya itiraz ediyor, çocuk saflıklarıyla çaresiz büyüklerini ne kadar yaraladıklarını bilmiyorlardı.
..
Dünya demokrasiye ederken gıpta
Büyük bir ayıp yaşandı ebu guraypta
Bütün dünya seyirci kalıpta
Bir utanç işlendi büyük çapta
Avrupa Amerika hani demokrasi
Kimedir bunun patenti markası
..
İSLAMCI ALTIN NESİL
İslamcı “altın nesil” nerdesiniz gardaşlar
Naton’un füzesine lal-ü ebkem oldunuz
Bu millete yazıktır, uyanın arkadaşlar
…Söyleyin de bilelim, siz nerede durdunuz
…Boyalı basın ile, havalara uçtunuz
..
AMERİKAN KÖPEKLERİ 7
Vay vay Amerika, “dog” Amerika
Seninde en sonun, gelecek bir gün
Köpeklerin bir bir, hepsi harika
Tarih onları da, bilecek bir gün
..
DORUK-DİP
...............Doruk
..........Sert, yalçın
Umursamaz, eğilmez, hırçın
Taş, kaya, metal, çınçın! ..
...Ezilir, büzülür, yaya
..
Kuzey Amerika kıtasının
Ortasında yerilin alanılan
Amerika Birleşik Devletlerinin
Kısaltılınması ABD
Birbirine bitişinilik 48 eyaleti,
Doğunuluda Meksika
Körfezi danılahil
..
Güneşin battığı
Yöndeki ülkeler
Bölgesi, Garp.
Bu yönle
İlgili, Garbi.
Siyasal anlamda uzay
Avrupa ve Kuzey Amerika.
..
Bizim Ortadoğu'dan uzak durmamız lazım,
Ortadoğu bataklığına düşen kaybolur.
Sizlere benim uyarı amaçlıdır yazım,
Ortadoğu bataklığına düşen kaybolur.
I.Ş.İ.D,P.Y.D.bir ateştir bölgede yanan,
Yanılır orada galip geleceğiz sanan.
..
ANAYASA
Bizim de sorunumuz var Anayasa hakkında,
Yeni bir anayasa yapacaklar yakında,
Laiklik ihracına, kolları sıvamışlar,
Tepkiye neden oldu, elbet Arap halkında.
...
Meri anayasadan, söyleyin kim mutludur,
..
- Dini inançlarına göre ceylan eti yemeyen topluluk kimdir...?
1. Ezidiler
2. Yahudiler
3. Güney Amerika Yerlileri
4. Tibetliler
5. Avustrulya Yerlileri
..
Çakal görünce sevgiyi uçan kuşları, kışalayan çirkindir
Halk ağzında kimi vakalarla söylenen, baykuş şirindir
Hazım, sindirme, sindirim, benimseme, kabul edilme
Hazımlı, yersiz davranışlara aldırmayan, dayanan sadece
Hazımsız mide ne yaparsa, davranırım şaşmadan öyle
Hazımsızlıklara hekim gibi mimari tutuşa usta büyürüm
..
İnsanlık tarihi kadar eski dememden kasıt sömürgecilik döneminde Afrika kıtasından Amerika ve Avrupa ya köle ticareti adı altında başlayan göç bu gün sadece şekli ve içeriği değişmiş olsa da göç yüzyıllar da geçse özde anlamını yitirmemiş ve göçmenleri göç ettikleri ülkelerde yabancı bir anlamda da sığınmacı tiplemesinden uzaklaştıramamıştır.
Önce emek sonra beyin göçü veren ülkelerin ekonomilerine kısaca her alanda gelişmişlik düzeylerine bakacak olursak gelişmeleri göç alan ülkelerin ekonomilerinden geride kalmıştır. Durum böyle iken beyin ve emek gücüne dur diyememişlerdir. Emek göçünün büyük dalgalar halinde yaşandığı altmışlı yılları bizzat yaşamadığım büyüklerimizden ve yazılı kaynaklardan incelediğim üzere bir furya halinde başlayan emek göçü kendi yağınla kavrulan Türk toplumun tam ortasına öyle bir düşmüş ki belki önüne geçilmek istense de dev dalgalar halinde büyümüş ve kar topunun yuvarlanması ile dev bir çığa dönüşmesi şeklinde olmuştur. O dönemde her kez için göç tek çare olmuş ve hızla büyük yığınlara ulaşarak kısa zamanda Türkiye ‘ nin tüm illerine yayılmıştır.
İlk giden kitleler yabancı ülkelerde en zor ve en çetin şartları olan hatta o ülkenin insanlarının yapmasına razı olunmayan işleri yapmışlardır. Yapmak zorunda bırakılmışlardır çünkü bir kere ev köy mal mülk satılmış ve yaban ellere gidilmiş dönülmek olmaz dönülürse köyde ki eş dost akrabaya alay konusu olmak vardı bu şartlarda başa gelen her şeye boyun eğildi ve göçün acımasız şartları ve getirileri sineye çekilerek yabanda yeni hayatlar kuruldu. İlk giden gruplar kendi örf ve adetleriyle uzun yıllar yaşadılar bir kısım kesin dönüş yaptılar halen kalanlar ve halen hayatta olanlarda yine kendi örf ve adetlerini devam ettiriyorlar ama ilk günlerdeki yaşadıkları da hatırlamak bile istemiyorlar. Onlardan ve yabanda doğan ilk yeni kuşak ebeveynleri gibi örf ve adetlere bağlı olamadılar ama tam olarak da dışlayamadılar. Çünkü bambaşka bir dünyada bambaşka bir örf ve adetin içinde sadece anlatılarak bir şeyler verilmek istendi.
Bu ilk yabanda doğan nesil belki en zorunu yaşadı. Çünkü sadece evde anne babadan anlatılanları dinlediler; adetleri, gelenekleri, dinlerini hep ebeveynler anlattı ve onlardan sadece böyle olunması istendi. O dönemlerde kitle iletişim araçlarından en etkilisi olan tv uydu yayınları yoktu. Bu çocuklar evlerde hep bunları dinlediler oysa sokağa çıktıklarında gördükleri hayatlar adetler gelenekler ve din bambaşkaydı,sonuç da iki toplum iki kültür iki din iki millet iki vatan arasına sıkışıp kaldılar.
Ben bu grubu göç den en kötü etkilenen grup diyorum çünkü doğru yada yanlış insanın bir taraf da olması farklıdır doğru yada yanlışın tam ortasında olması bambaşkadır.
İşin en entresan tarafı birinci kuşak doğan Türkler, Avrupa ülkelerinin hiçbir zaman hedefi olmadı. O dönemlerde Türk milletini tam olarak algılamayan Avrupa bizlere sadece emekçi gözüyle baktı,ne tam sahip çıktı ne tam ilgisiz kaldı onların amacı ilk doğan grubun çocukları yani ikinci kuşak gurbetçiler olarak tayin edildi. Çünkü sonuçta bu grup bir şekilde Türk kültür ve tarihine dinine çok da uzak değildi, içtiği suda, yediği ekmekte,ruhunun derinliklerinde Türk topraklarının parçaları vardı ve bu grubu asimile etmek zor olacaktı. Bırakın bildikleri gibi yaşasınlar mantığını güttüler ve yakın tarih de gelecek olan ikinci kuşağa kucaklarını sonuna kadar açtılar,sebep ise iki toplum arasında sıkışmış insanlar bu çocuklara hiçbir şey veremeyecek ve bu çocuklar Avrupa ruhuna çok daha çabuk asimile edilecekti. Uzan vadeye yayılmış ama kalıcı ve etkili bir yöntemdi bu.
Şimdi Avrupa ülkelerinin caddelerinde gezerken karşılaştığımız gençlerden başlarında örtüleri olmaz ise kaç tane kızımızı gerçek bir Avrupalı kızlardan ayırt edebiliyoruz.
..
Afganlı, Pakistan’a mülteci
İranlı Türkiyeye...
Iraklı İran’a Türkiyeye
Türk;
Almanya’ya, İngiltere'ye, Amerika’ya mülteci....
Hepsinin hali belli de:
Bu Almanya, İngiltere,
..
İki kutuplu dünya, hala gündeme hakim,
Amerika ve Rusya, eğemenlik peşinde,
Onlar onaylamazsa, her eylem kalır akim,
Hiç rahat bırakmazlar, Müslümanı işinde.
Esad'ın arkasında, Rusya İran duruyor,
Esad kendi halkına, zulüm ile vuruyor,
..



