Araya giren ince bir tül kadar hafif
Endişemiz mi bu içimizin sırları?
Kara gölgeler gibi yapışan nihayet
Sebep mi var rüyaya satan içimizi?
Öl diyorsun ama bu boş bir endişe
Kalmak harammış gibi zor ekiyorsun
Bugün vicdanlar kara
bir kömür gibi acıya sarılmış,
yaslanmış canların
ağrıyan göğsüne.
Değme kansızlara ne gerek!
Ne gerek onlara vicdan!
Mahcupluğuma yakın dur, ey!
kelimem düşer; virgülüm olursun.
Suskunsam ayarla kendini
yüzüm düşerse; gülüşüm olursun.
Ve yüz, ve göz, ve şu gönülde
kalbe giden yolun hem sağı, hem solu;
Ömrüme yazılmış bütün şiirler
Ne hüznün saf acısında bir dörtlük
Ne lirik bir bakış, ne vezinsiz onlarca tümce
Nice akislerin kestiği bir yüce karanlık
Ve aşk diye gerilen bütün cümleler
Motifli hiç bir hece
Ya çok sever insan gönlü gülde bir arı
Ya sakınıp kendini yalnızlığa kapatmış.
Geçmiş içimden belli nice güzel baharı
Gelmiş hazan vakti ömrüm kışa dayanmış.
Ne şarkılarda aratır ne sözlerinde seni
Sevginin merhamet edeceği yok
Belli ki zaman suçlu hiç değilmiş.
Unutan kalleştir, aşk'ta yeri yok
Belli ki yürekten öyle sevmemiş.
Zehre bandırmışsın dudaklarını
Şimdi yatırmak kadını sazların teline
Bamlatmak gövdesini makam olmuş.
Şimdi katır gibi duygular, at gibi kişnemekte
Üç kuruşluk lezzetin serbazı olmuş.
Ya hey Karacaoğlan bindiğin at, tuttuğun saz
Şimdi derin kaçaklara sızıntı olmuş.
Ne aslı rüşdü gibi sahih
ne göründüğü gibi emin olsa
can dolu dünya işiyle
işi gün gibi aydınlık olsa
olsa tıpkı bir keçi gibi inatçı
kul hakkına karşı boyun bükük dursa
Sıra sizde!
Yatacaksınız
O donuk mermer taşların arasında.
Yıldızlardan uzak,
Uzaktınız zaten.
Güneş kadar uzak
Bir anda dağıldı gönül ufkum
Kıyamet düştü her hece dilinden.
Seması kararmış o gözü getiren
Söyle! Kalbinden nasıl aktı?
Neden döküldü bu cehennem.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!