Tutabilsen keşke! .. Bırak yüreği
İçimin kâinatlarını.
Dokunsan ne olur!
Elin değse tenime
Ruhuma sinmeyen varın
Varlığı kahreder beni sadece.
Bir resim çizecek bugün hava
Sanırım yalnızlıklara dair
Sanırım yüzüm ıslanacak.
Ağlamak bugün sıradan bir şey
Acıyı resmedecek kader
Beni karanlıklarda çizecek.
Yoldur, uzun sürecek zorluğun azmi
toprağı kaldırmış, filizler emsal.
Başları omuzlarında fikrimiz yükselir!
Zora eğilmez yapraklar gibi hür ve selim
yağmura sırt olmuş şu dirliğimiz!
Bahar sürgünü, hoyrat bir türküdür.
İtiraz etmek: kime, hangi haktan buyruk
Meclis-i Mecusi’nin makamı risalesinden
Hangi elin sevabını hangi kalbin küfründen
Ayırır o gafil, şeb-i aruzun da yok doğruluk.
Har-ı minder şirk ile koyduğu başından
Resulünü meyil etmiş gıyabında bir karanlık
Anlamak için soyun Rosa, soyun!
Mana bir örtüdür.
Ne kadar giyindiğin ne kadar anladığınla ilgili.
Bugün bu çıplaklığın beni baştan çıkartamıyor.
Çünkü aptallığı sevemem Rosa.
çıplaklık yatağa, aptallık sana dokunduğu sürece
Hani bir de sen dese yağmurda şarkı söyleyen yaprak.
Ey haktan nasip taşıyan damla, duydun mu ki sen!
Sen çöllere dökül de o hep ağlasın bırak,
biz anlamaz diliyiz bu şarkılar da, anlamaz biriyiz.
Kızgın gözleri ateşler saçan, gelsin de beli aksın ki yere;
o boşalan gök, biz yeşile düş yaran sahipsizleriz.
Niçin?
sessizliğin gölgelerinde saklıdır
Yıldızların altında
içinde kanayan bir sonsuz.
Bir son içinde
Dipsiz bir soğurda
Ve bu derin ürpertiye kaldığım saatler
Asil korkumun tene işleyişi, bu mahşer
Yoksul halime söven karanlık ve yüzün
Sökülür hücrelerden, dökülürüm ben
Yıldızlar ihanet içinde şahidim yoktur.
Her geceye katık olan
Sen! Dudaklarımı yak diye!
O soğuk kışları kaç isyan
Bastırdı bu yürek.
Gene yoksun, yok
Karda kalan yalnızım, donsam kime ne!
Kime sormuş fevrinde yine can
Atarlanır yüreğim göğse kadar
İniş çıkışları var benimi sarsan
Can halidir aşk, murada kadar.
Tekmili kelamın ecmi olmayan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!