Bir sıcak merhabadır insanın beklediği
Herkes, bir güler yüze, selama muhtaç
Her birimiz kavrulur gider Mevlana gibi
Ömrünce beklediği bir Şems'e muhtaç!
Kuru bir topraktı önce, fersiz, suskun
Yağmurla yoğruldu, rüzgarla taşındı
Sonra bir vadiye doldu, ızsız, durgun
Çamur içine gizlenmiş yüce sırdı
Aniden "OL" diye bir ses yankılandı
Derin uykudan uyandı, halsiz, bitkin
Hatırladı, cennetten çıkarılmıştı
Etrafına bakındı, kimsesiz, üzgün
Issızca bir mekana bırakılmıştı
Doğruldu, gözleri eşini aradı
Cennetten dünyaya, itaatsiz, üzgün
Yaşamak mücadeleydi, çabaladı
Önce meyve topladı, zahmetsiz, olgun
Sonra toprağı ekti-biçti, avlandı
Giderek fark etti, yeryüzü sanattı
Belli değil, kim hain, kim şuursuz
Karanlıklara mahkûm oldu dünya
Gerçi kime sorsan masum, kusursuz
Masum elinde mahzun oldu dünya
Neye el atsan elinde kalıyor
Bu geceyi, saniye saniye
şiire kaydetmek istiyorum.
Duygu karmaşasından geriye,
bir dingin ıssızlık istiyorum.
Ruhumdaki bitimsiz sancıyı,
Bari şiir yazayım dedim
bulanmaktansa gerçeğin kirine,
hayalin cennetinde gezeyim
heyhat hevesimi öldürmüşler
hayale dair ne varsa zihnimde
birer birer söndürmüşler
Her yerde kan var, dillerde destan
Sessizce gider toprağın altına bir aslan
Bin bir fare saklanır gediğine sefahatın
Ölen vicdanı, öldüren itimadı saf ahfadın
Katiller ulu orta nutuk atar, alkışı bol
İspanya’dan yola çıktı nurdan tekneler
Yükleri vicdan, iman dolu sineler
Elde bayrak, dilde dua, dalga dalga
Dalgalarla boğuşur cesur yürekler
Yankılanır ahı gökte mazlumların
Duygularım sokak kapısı
Kargaşadan yazamıyorum
Toparladım kırıklarımı
İstesem de atamıyorum
Ruhuma işledi sızısı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!