Kuş seslerinin kaybolduğu,
Yıldızsız zamanlarda,
Kapkara bir duvar sanki,
Akşamlar bana.
Gözlerim yıldızlarda,
Seni unutmamak için,
Adının her harfini,
Bir gül yaprağına yazdım.
Şimdi aşk defterimde,
Her sayfada,kırmızı gülden,
Kurumuş bir yaprak,
Gözlerim yorgun,
Al sana emanet olsun,
Al yanında götür,
Yoksa inan,
Görmek için,
Göz kapaklarım bile,
Sevgi taşırdım önceleri,
Tüm insanlara birer birer,
Şimdilerde ise,
Kahır taşıyan eşeğim ben,
Yuların ucu Madam’ın elinde,
Yada puştun birinde,
Kardeşlerim,
Benim insan kardeşlerim,
Bakın çiçek bahçesine,
Bir kız dansetmekte,
Aydınlık gecede, ay ışığında,
Saçlarına takmış,
Bütün acıların,
Savaşların ve ölümlerin,
Hayatımızı yaşanılmaz kılan,
Dünyamıza şöyle bir bakın,
Yalnız üç boyutuyla,
Görebilirsiniz her şeyi,
Bir yıl daha bitiyor,
Eskiyor ömrümüz,
Mevsimde kışladı bak,
Her yer bembeyaz,
Karşıda duruyor Uludağ,
Gelinlik giymiş sanki,
Kulağıma sokulmuş o kahpe felek,
Kaderden bil, benden bilme,ne demek?
Aklım yenebilseydi eğer şu yüreğimi,
Böyle sarhoş dolanmama olmazdı gerek.
Maymunun Çocukları ve İnsancıklar.
Zaman ne kadar garip,biz de ne kadar acayipiz! Zaman gerçekten değişti,bizi de değiştirdi.Bir adım ilerledi,yüzünü açtı,bizi uyardı ve sonra sevindirdi.
Dün,Zaman’dan yakınır,karşısında korkudan titrerdik.Ama bu gün onu sevmeyi ve saygı duymayı öğrendik,çünkü şimdi niyetlerini,doğal düzenini,sırlarını,gizemini anlıyoruz.
Dün,gecenin korkusu ve gündüzlerin tehditleri arasında,titreyen hayaletler gibi,dehşet içinde sürünürdük.Ama bu gün,öfkeli fırtınanın oturduğu ve yıldırımların doğduğu doruğa doğru neşeyle yürüyoruz.
Dün,kanla yoğrulmuş ekmeğimizi yer,gözyaşları karışmış suyumuzu içerdik.Ama bu gün,sabahın gelinlerinin elinden çıkan kudret helvasını almaya ve bahar’ın hoş nefesi kokan yıllanmış şarap içmeye başladık.
Çoban Alinin Hikayesi.
Çoban Ali,akşam olup güneş yerini geceye teslim etmeye başladığında,koyunlarını toplayıp ağılına götürdü.Koyunları ağıla doldurduktan sonra az ötede eski bir tapınağın henüz ayakta duran sütunlarından birinin dibine oturdu.Tatlı bir sıcaklık altında kavalını çıkarıp ovaya doğru güzel nağmelerini yollamaya başladı.
Gece yarısı oldu ve gökler karanlığın derin izlerine ertesi günün tohumlarını ekti.Ali’nin gözkapakları ağırlaştı,duyuları uykuya yenik düştü.Daha yüce bir yerde yaşayan kendi görünmez benliğiyle karşılaştı ve görüşü,genişleyerek,önünde Yaşam’ın gizli sırlarını açtı.Hiçliğe doğru koşturan zaman’ın önünde dikildi; Zaman simetrik düşüncelerin ve berrak fikirlerin ortasında duruyordu.Ali Yaşamında ilk kez gençliğinden buyana gelen ruhsal açlığının ve arzularının farkına vardı,bu arzular,ne dünya şanına nede geçip gitmekte olan zamana karşıydı.Akkor halindeki odunla tutuşturulmuş bir tütsü gibi olan,çağlar kadar yaşlı bir acıyı hissetti.Müzisyenin nazik parmaklarıyla çalgısının tellerine dokunması gibi,büyülü bir aşk yüreğine dokundu.
Çoban Ali,kalıntılara baktı ve sonra birden gözleri açılmış kör biri gibi,tanrıçanın önünde yakılan lambaları ve tütsüleri hatırladı.Altınla ve fildişiyle süslü sunağın üstünde kesilen kurbanlar geldi gözlerinin önüne.Dans eden kızları,Tambur çalanları,Aşk... ve güzellik tanrıçasına ilahiler okuyan şarkıcıları tekrar gördü...Ama böyle anılar bir garip çoban olan Ali’nin yüreğinde nasıl yaşamış olabilirdi ki?
Birden anılar unutulmuşluk perdesini yırttı ve Ali kalkıp tapınağa doğru yürüdü.Büyülü bir güç ayaklarını bağlamışçasına mağarayı andıran girişte durdu.Yere baktığında parçalanmış bir heykel gördü ve ruhunun gözyaşları boşaldı,derin bir yara’dan akan kan gibi gözyaşlarını döktü.Bıçak yarası gibi bir yalnızlık ve kendi yüreğiyle daha o doğmadan kırılmış bir yürek arasında uçurum gibi bir boşluk hissetti.
‘’Kimsin sen’’diye haykırdı acıyla? ’’Yüreğime yakın duran,ama göremediğim sen kimsin? Bana yaşam’ın değersizliğini ve aklın güçsüzlüğünü göstermek için sonsuzluktan gelen bir hayalet Mİsin? Yoksa toprağın yarıklarından çıkıp beni kölesi yapmak ve alay etmek için gelen bir cin Mİsin? Yüreğimi bir güçsüz bırakıp bir canlandıran bu garip gücün nedir? Ben kimim? Ya’kendim’dediğim bu yabancı ben kim? Beni evrenin sırlarının mezhebinin meleği haline getiren,Ab’u Hayat Nektarını mı içtim? Yoksa beni kendime kör kılan şey sarhoş edici bir şarap mıdır?
Genel olarak yorucu olmayan, akıcı bir üslup.... Bununla birlikte yazım kurallarına itina gösterilmesi gerekmekte.
Sevgili Dostum Haydi Kadınlar Adlı Şiirinizde,
Sizi Ezilen Erkekler Dünyasına Bu Kadar İhanet Etmeye Sevkeden Sebep Ne Merak Ediyorum? Yaptığınız Fiil, Erkeklik Kanunun 23. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Erkeklere Başkaldırı olup, silahla ve zorla anayasal düzeni bozmaya teşvik olup müeyyides ...
Gün ışığına çıkmış şiirlerine ışıklı okuyucular dilerim. :)) bahtları açık şansları bol olsun.