Yürüdükçe yağmurlar altında
Islanmayı anladım
Köşe başı eski saçak altlarında
Yalnızlığı aradım
Öyle kutsal abartılcak bir şey değil
Kendimi taradım bencilce
Ne zaman ortalık kalksa yerinden
Yaralar ruhumu çokça derinden
Derilmiş güllerim solmuş serimden
Yine karakış yine ayazım
Sil baştan başlamak lazımsa eğer
Yazmak
Namuslu seherlerde
Ter damlayan alınların öyküsünü
Cılız bedenlerdedir emek
Kimi kışa inat kimi bahara hasret
Fabrika bacalarından tüten onur
Sana neyi anlatayım
Bana deli dersin belki
Bilmem nereden ,nerden başlıyayım
Unutmadım dün gibi.
Uzun seneler önce vakit karanlık
Veda etmeden gitme sevindirme hasımları
Yıkıp kırma yetim bırakma yarınları
Oysa kalbimi serip doğan güneşe kurusun diye
Verecektim bir buket çiçek ile
Diz çöküp önünde af dileyecektim
Elbet şiir olacak yaramın ilacı
Sessizce durma öyle,
Bana bir şeyler söyle,
Kalbimi yarala dilinle,
Örselenmiş bencilliğimi anlat,
Sözlerin yüzümde okkalı bir tokat,
Bakışların eritsin kıvılcımlar çıkart,
Adının baş harfiydi dünyam
Bilmiyorum nasıl kandırdın
Ne ara neyi tattırdın
Her şeyi anlatsam yine eksik kalır
Bir şiir tadında türkü gibi taze toprak kokan
Belki bahar belki yazın sıcaklığıydı kalbin
Bazen insanlar susar,
Silahlar konuşur,
Ve bazen silahlar susmuşken
Kahpelik sözünü tutmaz,
Sinsi bir yılandır tarih sayfasında
Baş verir Türk’ün ıssız bucaklarında
Anneydin cümleye tanırdı herkes
Mekanın belliydi Taşdelen merkez
Garibi kollardın sofranda herkes
Yolun açık olsun Ekşiğun Elmas
Gurbette çalıştın yetim kalmıştın
Baba ne demek
Çalışan ,çabalayan
Yemek sofrasında sana bakmayan
Ama aklında hep sen olan,
Ansızın gelen hakkındaki korkuları
Bir gizmiş gibi saklayan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!