Sabır mı, taş mı
Bile, bile anca daha keskinleşsin
Deş yarayı
Yaksın canını
Dördüncü yeniyim, belki yeniyim
Başkalarının eskittiği satırların en güzel yazısıyım
Gülerken çekinen fotoğraflara, ağlarken bakmaktayım
Gülüş içeren pozların artacağını sanırdım
Şimdi tek bir karede tek bir ben
Bunca fotoğrafı bendim katleden
Zormuş bunca anıları hafıza da doldurmak
Garip bir şey gece anıları kendime sunmak
Ağlama isteği var
Ancak görünmesin diye örer duvar
Kendini güçlü sanır
Nasıl geldiyse öyle gider
Kötü geldi hala kokuyor gider
hadi hisset yokluğumu
hadi bir kere daha kandır
bir yalan daha güven kırılır
unutma gözlerinde kaybolduğumu
seninle inanmıştım düş ütopyası
Bir hoşçakal bir veda
Kapadım kalbimi nefessiz kaldım kal da
Sessizliğim seslenir olmuş ne fayda
Bir anı, bir karar zor değil gelmek
Zor her seferinde varmak sana
Ee ben de insanım sana göre olmasa da
Sövdüm saydım, küstüm durdum
Endişe ettim düşünüp durdum
Sardım başa bittim dedim
Dünyanın sonu geldi bittim
Her şey tekrar başladı heyecan sardı beni
Gözlerim bulandı gezdim nemli
kendime yabancılaşmaktayım gün ve gün
sarı bir gül tut ve izle batışını batarken gün
ne bir his mi hadi tut da en baştan tanımla
öz ve kısa neydi? bu hissetiğini anla
Kendimle düşman düşmüşüm
Aşkın beni şeş keş etmiş
Seni görüp, konuşamadıkça üşütmüşüm
Artık çoktan imkanımız bitmiş
Cesaretimi toplasam da imkansız
Yine uyan aynı güne
Yüzünü sil bütün pisliğinin toplandığı mendille
Su da olmaz, bir garip harmoni
Giderken bıraktığın burukluğun tadı gibi
Kaybolmuş bir ceset
Anıları unut, koy bir set
Dumanından zehirlendim nefesinde şifa oldum
Bazen anlamak anlamamaktan da iyi oldu
Aylarını vermişsin bir hiç uğruna
Masanın karşısında konuşur durur, ey hasta söyle ne buldun?
Yaşın da geçmekte söylesene vaktin mi var cepte?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!