Yerlerin ve göklerin, hükmü sende mülk senin,
Emrinle döner daim, şu semavatü zemin,
Gökkubbeyi süsleyen, yıldız, güneş, ay senin,
Eserindir kainat, ey gönüller sultanı.
Balçığa mühür vurdun, nefes nefes can verdin,
Ey Saba Yeli
Seher vakti başın alıp, diyar diyar gezersin,
Dağlar taşlar zikrederken, lisanını çözersin.
Anadolu, Bağdat Basra, kızgın çöller geçersin,
Gazzede Katliam
Arkasına almış, bütün dünyayı,
Pervasız gazzeyi, yakıp yıkıyor,
Kimi amca olmuş, kimisi dayı,
Serilen bedenden, kanlar akıyor.
Bak sevdiğim dinle beni,
Reddedemem emredeni,
Ömür sona erdiğinde,
Buluşmaya gidiyorum.
Dalda kalmaz kuru yaprak,
Uzaktan uzağa, bakma sen öyle,
Aşkımı aşkınla, karıver gitsin,
Çekinme kimseden, sevgini söyle,
Sinenin üstüne, sarıver gitsin.
Mehtabı bağlayıp, astım geceme,
GÖNÜL KAPISI
Bir dost meclisine, teklifsiz vardım,
Gönül kapım açık, gir dedi bana.
Şu gönül tasında, muhabbet kardım,
Türlü derde deva, var dedi bana.
Bazen uyur uykunda, nice zulmet yaşarsın,
Kan ter içinde kalır, hiç durmadan koşarsın,
Ayakların dolaşır, tepe takla düşersin,
Hayal değil düş değil, gördüğün nedir sence?
Uzanıp yatar iken, huzur güven içinde,
Aşk mı Dedin (Gülce Buluşma)
Gök yüzünde kayan yıldız,
Umutla hayat arasındaki nefes,
Pişmanlık perdesinde vuslat.
Asırlara sığmayan bir yürek sancısı,
KUL BENİM (Gülce Bahçe)
Bir
Damla
İçinde
Mahzene indim.
Mülk onun,
Varlık onun,
Onun tasarrufunda!
Kainatta ne varsa!
Lütfettiği nimetler,
Ne olur bizi de sarsa!
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!