Sustum, dizildi boğazıma kelimeler
Düğümlendi boğazım, sükut etti heceler
Birkaç satır karalamak istedim,
Ağırlaştı kalemim kalkmadı yerinden.
Sen gidince yazım kışa döndü
Bir gün biz de gideceğiz,
Kiminin eli boş kiminin heybesi çeyiz.
Bir gün biz de gideceğiz,
Bahtiyar olanlar belli, ya biz nerdeyiz?
Bir gün biz de gideceğiz,
Gelen her müjdede boynum bükük ve üzgün
Hep hayal ederdim çocuğum olursa bir gün
İsmini sen ver yavrumun, ezanını sen oku.
Bir hayal kursam çocukça
Tek derdim kanayan dizim, acıyan elim
Akşam ezanından sonra gelmeme kızsa babam
Sürülen acı biberle yansa dilim
Bisikletimin arkasından koşsa babam
Kurtulamadım içimdeki medcezirlerden
Hoyratça savuran dalgalardan
Ne zaman son bulacak bu sessiz fırtına
Tutunduğum son dal kopmadan
Kurudu pınarlar taş kesildi yürek
Ademoğluna yazılmış bir yazgıdır bu.
Ah vah, feryad-ü figan fayda vermez.
Kimini elli kimini yirmi yaşında bulur
Sevdan her daim kalbimde, işte şuramda
Sensizlik mefkuresi kor olur yanar bağrımda
Ah... Şu geçen yılların bir dili olsa
Neler neler anlatır benden sana
Sen ki gönlüme sultan oldun bedenime eş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!