Sen gidince bir keder,
Tenimde erir hüzün.
Yalnızlık akın eder,
Her çizgisine yüzün.
Sen gecemin kanadı,
Nisan tazelerken nice seneleri,
eritir ruhumuzu yağmur taneleri,
yorgun bedeni ölüm bahaneleri.
Dışarıda delice düşen damlalar,
camlara üşüşen tüm hatıralar,
Şiir okuma isteği, zamanla şiir yazma yeteneği ile birleşip bir volkan gibi taşmaya başlayınca şiirler kağıtların üzerine bir lav gibi akıverir. Şairler, alın terleri ile bilinç laboratuvarlarında damıttıkları dizelerle, şaşırtan semboller oluştururlar. Özgün, dillerden düşmeyen, kalıcı şiirler yazmak için ne zaman ilham perisi gelir, uykularından çekip alıverir onları bilinmez. Ancak şiir yazdıkça bir gün, olgun meyvenin dalından düşercesine çoşkuların tek tek kalemlerinden dökülmeleri gerçekleşir. İşte şairler öyle sözcük prensleri olurlar.
“Şiir nedir? ” sorusu çok zor bir sorudur. Şiirin sözcük anlamı “zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebi anlatım biçimi” olarak açıklanır. Yani şiir, düş gücüne, hayale, imgeye, gönüle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyeci bir şeydir. Duyguların altıncı his gibi güçlü biçimde dile getirilmesi sonucunda ortaya konan estetik, biçim, ses güzelliği olan bir eserdir. Şiir varlığın gizemlerini kurcalayarak, kesin gerçeği, ulaşılmazı sonsuzca arama işidir. Şiir bulduğu bu gerçekle, insanın aklını çelen, yüreğine inerek işleyen, kendine özgü niteliklerle okuyucuya güvenli duygusal bir liman sunan sanattır. Şiirde ahenk de çok önemlidir.
Paul Verlaine, “Musiki; herşeyden önce musiki...” diyerek şiirin ses yönünü vurgular. Paul Valery, “şiir, sesle anlamın birleşmesidir.” der. Mallarmé yazımdan söz ederken “Şiir fikirlerle değil, kelimelerle yazılır.” demiştir. Şair gerçek arayışında yeteneği ile akla ulaşırken, kimi zaman imgelerinde boğulup sarhoşluk içinde buluverir kendini. Zayıf temeller ve kırılgan semboller nedeniyle fazla okunmayanları bir yana koyarsak; bir çırpıda beyine yerleşen nice şiirler vardır. Şiir sözcüklerin kendi içinde olgunlaştırarak sunduğu lezzetli meyvesidir. Bir şiir, şairini yüzyıllarca unutturmaz. Şairlerin sözcük prensliği sonsuza dek sürer gider.
aynı ruh üflenmiş
farklı bedenlerinize
yüklenmiş ağır endişeler
aynı dertler ve acılar üzerinize
aynı mescid aynı saf ve namaz
sinmiş çıkar taa iliklerinize
Yeniden erişebilsem o aşka
Gül açsa anlımda secde izleri
Tutulsam olabilsem bambaşka
Çözülse ruhumun bütün gizleri
Yalnızlık düşünür
Senin içindeyken seni
gönül camlarının sisten körelmesi
yalnızlık sonsuza yığar her şeyi
yaşarken omuz omuza
Gönüllerde açan kır çiçeği,
Çözer gün ışığı katı yüreği,
Odur lâlezara döndüren evi,
Acının dermanı daima sevgi.
Dağılır elinden şefkat kuşları,
Gizli gizli bir sevdanın ilk anı
Ölgün sarı yaprakların sonbaharı
En güzel bestelerin diyarı
Hüzün var caddelerinde Paris.
Yanar kandiller Sacre Coeur'de
Bu gece yalnızım Pera Palas'ta,
Gezinir harem misali şuh kızlar.
Seven kederlenmiş seveni yasta,
Yok edilmiş Boğaz yüreğim sızlar.
Bir mavi hüzün var Pera Palas'ta,
Günlerce serpildi gümüş konfeti,
Solgun ışıklardan kaldırımlara,
Şahlanan bulutların tango ziyafeti,
Şehvetle dokundu yıldırımlara.
Yanar yokluğun kavrula kavrula,




-
Ahmet Nejat Alperen
-
Meral Ozer
-
Meral Ozer
Tüm YorumlarCAN RUHUMU VURDULAR
Çok güzel benzetme sanatlarını canladıran mısralar.İnsanın kendisiyle hesaplaşmasının dizeleri olmuş. Tebrik ederim büyük üstadım.
süsler ve oyunlar
çok farklı,çok güzel bir şiir..Kime yazdınız,kimbilir..Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
ERDEMDİR ADALET
İnanılmaz ötesi..Gerçekten şahane bir şiir..Ne diyeceğimi bilemedim..Kelimeler karşisinda,kalakaldım..
Bir şiir bu kadar mı güzel olur diyor,başka da söze gerek yok diyorum..