Dur ve bir bak kendine
Öylesine baktığım gözler değilsin sadece
Dudaklarından çıkan her kelime
Boş bir lakırdı mı sanıyorsun söyle
Ve bak kendine
Yolumuz ayrı çıkıyor falımda
Gidiyordum ben zaten, kalsana sen
Gül kırmızı açıyor bak sonunda
Belki yine veremem, alsana sen
Yoksun da, ağırlığın var üstümde
Sana dudaklarından bahsetsem
Dudaklarından çıkma kelimelerin bende bıraktığı hissi
Ve o kelimelerle taaa en derinimde çizdiği resmi göstersem
Ve dudak kenarındaki büzüşmenin iç buran yanını
Küstün sandığım anlardaki ıstırabımı ve
Aklıma gelen hani
Bilir misin kaç kere geldim
Kaç kere selam verdim dudaklarım kıpırdamadan
Ve kaç kere gözlerinin içine baktım sen farkında olmadan
Bilir misin?
Bir seferinde az daha dikiliyordum karşına
Bir yağmur damlasıyım düşmekte olan göklerden
Üstüme bulaşmış toz kir vardır elbet
Ama yola çıktığım gibi ruhum
Öylesi arı öylesi duru
Zaten öyleyken güzel değil mi ki muhabbet
Ben sende tutkulu kaldım
Hevesli hani
Ve arzular içinde az tavlı kavrulmuş kaldım
Tuz bastın bana bolca ve
Kabuğumu alıp attın içimden dışarıya
Önce gözünü duydum
Sonra sözünü gördüm
Ruhun özünü bildim
Ben seni öyle sevdim
Tenin hazını aldım
Sen bir gece yarısı kayan yıldızsın
Dilek tutmak falan değil aklımdaki
Hem gerek de yok
O karanlığın yok olmasıydı aklımdaki
Sen bir gece yarısı çalan telefonun ucunda ses
Bir güzel sevdim saçları kara
Bir güzel sevdim yüreği yara
Bir güzel sevdim içinde hüzün
Sevdim güzeli gülüyor yüzüm
Ferman verilmiş kaderden yana
Bazen orada biri olmalı
Dertlendiğinde hani
Taş duvar gibi dilsiz değil
Anlattığında seni kendinde bir yerde duymalı
Seninle üzülmeli mesela
Ve heyecanlanmalı sen zıplarken havaya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!