Sevdandır kalbimde, duran dilemma,
İlan etsem olmaz, saklasam olmaz.
Çözümsüz denklemdir, ağır bir humma,
Kabullensem olmaz, reddetsem olmaz.
Alene sevsem suç; gizliden yasak;
Ben mazide ararım, kaybettiğim her şeyi,
Sen atide bulursun, kaybettiği nesneyi.
Ben kuzey der dururum, sen güneye göçersin,
Ben şarabı şişeden, sen kadehten içersin.
Oysa biz doğduğumuzda yeryüzünün
Her bir karışı toprağı paylaşılmıştı:
Fethedilecek bakir topraklar kalmamıştı.
Kutuplar bile parsellenmiş;
Atalarımızın bize mirası vatan ve yüreklerimiz dört parçaydı artık…
Önce devletler; sonra, mirler, nübela, derebeyleri, lordlar, asiller ve yeni yetme baronlar…
Evrende kaç yıldız, kaç gezegen var,
Varlık-hiçlik nedir, bin kez düşündüm.
İnsandan evla, kaç sürüngen var,
Nehrin suyunda bir kez yıkandım.
Mesele ben miyim, Heraklitos mu,
Gitti üzgün ve yıkık,
Yar eğreti evine.
Sudan çıkmış bir balık,
Gibi bıraktı yine…
Ağladım, içten içe,
Bilirim son liman, senin sinendir,
Koparken fırtına yanıbaşımda.
Al kalbine beni; sakla, sevindir,
Hissedeyim seni, nefes canımda.
Bir tılsımdır ismin, kalbimde umut,
Şaşırdım, meğer ki aldatmış beni,
Yâr diye ardından koştuğum serab.
Her gece rüyamda öptüğüm peri,
Gerçeği görünce duyduğum hicab.
Yalancı baharmış, yaşanan mevsim,
Hayat denen çölden akan tek nehir,
Kurudu, akmıyor; bozuldu sihir,
Sen varken cennetim, olan her şehir,
Harabeye döndü, sen olmayınca…
Gündüzüm kısaldı, uzadı gece,
Sen varsan kalbimi, es geçmez bahar,
Gül açan her dalda, hâlâ, kokun var.
Gönül havzasında, toplanan sular,
Özlemle hep sana, hep sana akar…
Sinemde yokluğun, zemheri, ayaz,
Leylidir, yüreğimin acıları.
Çöker aniden hasret ve gurbetin hüznü,
Bir kâbus gibi,
Esir alınır benliğimi.
Başlar diş ağrılarım, yokluğunda.
Sonra;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!