Güneş çekildi demin, bak bir hüzün çöktü kentin üzerine,
Şehir sustu, ben sana döküldüm,
Sen sustun, içimdeki gürültü bir an olsun dinmedi.
Sofra yine kuruldu kurulmasına da, bakma öyle,
Meze niyetine sadece bin yıllık keder var masada.
Akşam çağırdım bir çilingir de, epey uğraştı ama açamadı açık kapıları.
Kapılar ardına kadar açık,
Ne sürgü var ne kilit, ama bir türlü geçemedi eşikten,
Eli boş döndü sofraya, kaldırdı kadehi sustu.
Bir çilingir çağırdım bu akşam şu yorgun gönlüme,
Senin karşında beyaz bir duman içinde nefes nefese sefer başlattım geçmişe doğru,
Kadehler kalktı indi, anason koktu hava,
Dertler masanın başköşesine en kadim sahibi olarak gelip oturdu.
Dedim ki usta: "Bak bu yara sığmaz hiçbir kitaba, bir anahtar uydur şu kalbe, son ver artık bu kör yasaya."
Usta epey uğraştı, meze de uğraştı,
Rakı da derman aradı sızlayan yanlarıma, buzlu camın ardında yüzün bir beliriyor bir kayboluyor.
Hani her kilidi kıran o meşhur usta var ya,
Senin o suskunluğun önünde eli koynunda dilsiz kaldı.
Akşam çağırdım bir çilingir de, epey uğraştı ama açamadı açık kapıları.
Garip bir haldesin,
Ne bir sürgü var kapında ne paslı kilit,
Kapıların açık ardına kadar
Ama girmek ne mümkün, sanki görünmez bir duvar örmüşsün eşiğine.
Öyle bir yerdesin ki hem cennetin kıyısı hem mühürlü cehennem kapısı.
Anladım ki mesele kilit değilmiş,
Mesele anahtarın açamadığı o ince sızıymış,
Hükmü geçer mi maharetin ruhu çoktan terk edilmiş bir bedende?
Sen gönlünü kilitlemişsin kuytudan ve en derinden,
Menzili olmayan bir yol gibisin karşımda,
Kapıların ardına kadar açıkta varılacak bir içerin kalmamış.
O yüzden akşam çağırdım bir çilingir de, epey uğraştı ama açamadı açık kapıları.
Kadehler boşaldı bir bir, masada sadece geçmeyen o sızı kaldı,
Sen kapı ardındaki ulaşılmaz gökyüzü, ben bir eşik boyu karşında yaşlanan gölge.
Çilingir pes etti sonunda, söndürdü lambaları, aldı çantasını gitti.
Dedi ki: ''En aşılmaz engel, kilitli olmadığı halde içeriden susmuş kapılardır
Bu kapıyı ben açamam, çünkü içeriden kilitlemişsin her şeyi,
Kilit falan değil bu, sen kendini kilitlemişsin."
Gidiyorum ben '' dedi,
Akşam çağırdım bir çilingir de, epey uğraştı ama açamadı açık kapıları.
Şimdi masayı bırakıyorum sana, kederi de meyi de seni de, yolum bitti.
Artık kimsenin girmediği o kapıdan ben de çıktım, kendi karanlığıma doğru yürüyorum.
Ama yürürken bir şey fısıldıyorum kendi kendime:
O kapılar açıktı, ardına kadar açıktı, ne kilit vardı ne anahtar, belki de çilingir değil, senin bir 'gel' demen gerekiyordu.
Çünkü, akşam çağırdım bir çilingir de, epey uğraştı ama açamadı açık kapıları.
Açık kapıları, senin açık kapılarını.
Kayıt Tarihi : 11.04.2026 00:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!