Sen ki;
Bir manzaraya düşen huzur gibisin,
En tatlı nağmede saklı bir melodi,
Gönülden dökülen zarif bir kelimesin,
Bazen bir bakış, bazen sükûnetin ta kendisi.
Hayalinle yine baş başa kaldım,
Sessizliğin koynunda bir sızı var içimde.
Senden uzakta seni yaşıyorum,
Her nefesin ucunda senin adın gizlice.
Beni duymanı istiyorum sadece,
Bir adam geçer akşamdan, omuzları düşük,
yağmur cebinde, sigarası yarım.
Sokak lambaları bile bakmaz yüzüne,
bir eksiklik taşır, adı konmamış.
Bilir, sevmenin adresi karışıktır bu şehirde,
Etrafım bulanık suretlerle dolu.
Hepsi tanıdık, ama gerçek değil.
Sorular var dudaklarında,
Cevaplarsa pek meçhul.
Bir boşluk var içimde,
Kestel’de boşaldı evler birer birer,
Duman çöktü dağlara, içimizde keder.
Bursa yanarken, Karabük sustu,
Siren seslerinde yankılanır bir kader.
İzmir’de köz var, Uşak’ta yanık iz,
Bütün renklerin solduğu,
Her şeyin anlamsız geldiği,
Sesinin çıkamadığı bir an.
Hayattan umudunun kalmadığı,
Aşka olan inancının,
Atmış kader yine kazığını,
Kaçabilmek mümkün mü?
Söylenmiş bir sürü yalan,
Duymamak mümkün mü?
Sokak lambası titriyor,
Israrla camın buğusuna dokunan parmaklar gibi.
Oda daralıyor,
Eşyalar yer değiştiriyor karanlıkta;
Bir gölge, bir kıvrım, bir nefes...
Hava ağır,
Bir izdim belki, silindi gitti gözlerinden,
Bir susuş kadar sessiz, bir anlık titreme gibi…
Geldiğin gibi yok oldum, farkına varmadan sen,
Ben içimde kaldım hep, sen kaldın bir “keşke” gibi.
Bir bakıştım belki, gözlerinde solan renk,
Ölüp gideceğim şu gencecik yaşımda,
Arkamda bir iz bırakmadan,
Boynu bükük şekilde gideceğim.
Bir rüzgâr gibi savrulup geçeceğim;
Ne bir taşta adım kalacak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!