Sen sinmişsin bu şehre de sevgili
Aklımda sen varken gezdigim
Yerlerden biri olmalı
Bütün yapılardan anılar fiskiriyor
Nereye baksam sen
Nereye baksam gözlerin
Çehreler vitrin gibi,
Hattına, bahâsına kanılmaz.
Seyri caiz değil,
Mübah olsa da endamına bakılmaz.
Hasret meydanına çıkar bu yol,
adım başını bir anı tutmuş.
Göz açtırmıyor serkeş kalbime
Ürkek bakışlarla aradığım
Gözüme bir lahza değdiğinde
Sekînet iner yüreğime
Gecenin siyahında uykuma kasteden el,
Öncesinde düşüncelerime dokunandan başkasının değil.
Ruh bahçeme girip gülleri bozan bağban
O olmadığı gibi Sen'den başkası da değil.
İnsanlar, fikirler, nimetler ve musibetler,
Gecenin bir vaktinde uykun bölünüyorsa sebepsiz,
Bil ki Rabbin çağırıyor, kıyama dur şüphesiz.
Aşıkların buluştuğu tenha ve karanlıkta,
Haydi, durma, koş Ebedi Huzur'a.
Gaflete düşüp uyuma zamansız,
Hasreti saniyelerle çektik,
Kavuşmak, yıllar aldı sanki tayin edilen zamandan.
“Lütuf gelecek, çağrılacaksın” diye teselli olan bu cân,
"Bir daha nasip olsun" dualarına tutunmuş bir yapraktır el-ân.
Sevgili'nin adı anılsa, titrer hasretinden,
Farklı topraklarla karılmış bir parça çamur
Parça “bir” olduğunda aslını bulur.
Bir melek elinde yoğrulmuş üç beş farklı tonda beden,
Ama hepsi de ilahî nefhaya mâlik hakikaten.
Birbirine kenetlenmiş, sanki sevgiden bir kale,
Acizin yoluna revan olan merhametkâr,
Sadaka misali afetleri savman en büyük kâr.
Dünyanın seyirci kaldığı zulmün filminde,
Dilsiz şeytan rolünü devlere bırakan diyâr.
Ayetin gölgesinde uzanır bir el,
Merhameti düstur bilen bir din edasıyla.
Yeri gelir yetimin yanağında bir buse,
Yeri gelir fakirin sofrasında aş olur.
Mescidi Nebi’de koşuşturan çocuk,
Efendimin Hz. Hasan’a, Hz. Hüseyin’e sevgisini hatırlatıyorsun.
Çocukları Allah’ın rahmetiyle öpüp kucaklayan bir peygamberin,
Bol nasipli küçük ümmetisin.
Namazda inga’larla karışık ağlayışların,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!