Lümpen suretlerle her gün karşılaşırım,
Ne kalbe bir ferah ne bir hayranlık gelir.
Zerafeti ise tek bir meleğe yakıştırırım,
Ne kalbe bir aman ne bir noksanlık gelir.
Hissiyatıma açık kapılar çalmadım mı sandın?
En ufak bir emaresi kalmadı beyazın,
Arındım temizlikten, kirlenmek için daha çok.
Hiç kimse günahlara karşı cesur değil,
Cümle alem sahte sevaplar arayışında.
Gözlerinde bir zerre aşk yok,
Yastığıma söylendiğim,
Hayal ürünleriyle nefesleniyorum,
Kalitesiz bir mola denilebilir.
Bilmiyorum.
Evimi kaybetmiş,
Kalıplara sığamadık.
Bakma sığmak pek istedik,
Sonra ya yüzümüz düştü,
Ya peşinen ağlamaklı olduk.
Biz bu değildik!
Biz ne bunlara güldük,
Soyundu gün geceye,
Görünmeyeceğini bildiği için...
Dünyanın en güzel mahremiyeti,
Günle gecenin aşkı.
Bize onların arasında yer yok.
Ayırma...
"O çirkin paltoyla ne kadar da güzelsin,
Sana en güzelini giydirelim de;
Çirkinliğin ortaya çıksın..." dediler...
Sadakatsizlik sürüldü insanın tenine,
En temiz anında...
Halbuki o paltoydu insanı insan yapan...
Anahtarı almak gelmedi içimden,
Ama aldım ve açtım kapıyı.
İçeri girmek de gelmedi içimden,
Ama girdim.
Hiç soğuk değil bugün,
Kapkaranlık bir yoldasın.
Her aydınlık sandığın daha da karanlık çıkmış,
Bazı bazı.
Yolun sonu belli değil.
Dilinde eski zamanlardan bir şarkı.
Gah ıslıkla, gah sözlerle eşlik ediyorsun adımlarına,
Gelsin dedik,
Giyinelim filintaya yakın.
Huzursuzluğumuzu altına saklayalım,
Eskidikçe güzelleşen kabanımızın.
Bu mevsim güvensizce...
İnanıyor pervasızca herkese;
Yarın yokmuş gibi,
Huzur çokmuş gibi,
Dertler uçuşmuş gibi başından sanki sonsuza...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!