Hasret kaldık toprağın esmer rengine.
Buğulu gözlerle baktık kalpten engine.
Şimdi, mesut olmuş gönül güzelliğiyle;
Dipdiri ve neşeliyiz buzlar çözülürken...
Cemreler sunuldu aleme rahmet için.
Sözde samimiyet ararsan; "Ara, bul! "
Çarşı, pazar almış başını gidiyor…
Diyorsan, "Çok çalış, sen de çok para bul! "
“Deme! ” Millet salmış yaşını gidiyor…
“İlim, Çin’de de olsa alın! ” denmişti.
Çiçekten kovana giden yoldayız.
Dostun elinden sunulmuş baldayız.
Kim derse desin dardayız, zordayız.
Duyun, aynı bağda aynı daldayız.
Bir kağıt, bir kalem, onlarca çizgi
Belirsiz şekiller hep dizi dizi.
Sırlar bu derin şekillerde gizli,
Ne beni izah eder ne de sizi.
Sen benim en büyük şiirimsin,
Sözlerin en güzeli sana gelsin.
Sen benim yaşama sevincimsin,
Duyguların en güzeli sana gelsin.
Sen benim talihim, alın yazımsın,
Kırda mı gezermiş ilham perisi?
Dağda bayırda buruştu derisi.
Bir mısra karalar gelmez gerisi,
Duygu yoksunu insan birisi...
Şehirler kalabalık, duvarlar yüksek,
Plazalar, kuleler çelikten tümsek.
Ne güzel olurdu ellerimiz cepte,
Islık çalarak sokaklarda yürüsek…
Biziz budun, cumhur, millet, halk, ulus!
Biz seçer, yönetiriz kendimizi.
Cumhuriyet, aydın toplumu sever.
Bilgi, adalet, eşitlik ve barış,
Hiç durma; sanatta, teknikte yarış!
Halı dokuyan kadın!
Yâdımda kaldı adın.
Sümbül, Suna, Gül’sün;
Desenlerin hep gülsün...
Kilim dokuyan kadın!
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!