Ateş henüz çalınmamıştı
ama yerini biliyordu herkes.
Bilinen her şey gibi
korkutucuydu.
Yukarıda saklıydı.
Ateş eldeyken
yol daha uzundur.
Prometheus aşağı doğru indi.
İnmek, düşmek değildir;
ama her iniş
Ceza gürültüyle gelmedi.
Ne gök yarıldı
ne de yıldırım düştü.
Çünkü iktidar,
en ağır cezayı
Ölüm beni iyi tanır
Ben ölümü iyi tanırım
O da bir dosttur
Acıdan yapılmış bir dost
Akşam çöktüğünde
Geceler uzun, yârim,
gel koynuma.
Tenin candır,
sesin merhem.
Kaç vakittir görmem yüzünü,
Asfaltın bütün sıcaklığı
sararken şehri ateşe,
bütün insanlığın
Ölümünü tanrım
Uyuşturucunun boğazına yapışıp
1. Gezdim şu âlemi, bir yâr bulamadım hâlâ,
Rûh-i men virâne, gönlümde hicrân-ı bâlâ.
2. Dağlar fısıldadı ism-i yârim, taşlar titrer,
Rüzgâr sustu, meninle ağlayan âlem her daim seyrer.
Ah… o hiç durmadan konuşan saatler
Susmayı bilmezler
Ama susmanın da bir sesi vardır
Her dakika bir yankıdır
Evrenin nefesinde
Seni sevmek isterdim,
Gözlerine bakıp
Yepyeni bir devrim sabahına
Uyanmak isterdim.
Ama olmaz.
Kan akıyor Serez çarşısında.
Bu bir taşkın değil,
bu düzenli bir akış—
devletin tuttuğu damar.
Zaman mezarları yıkmıyor yalnız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!