kalbimin uzak ve karanlık köşelerinde
birbiri ardında geçerken zaman
bir düşe uyandım
sağımda ak tuğlu
asya gözlü hayallerimle
bir bozkurt vardı tepelerinde
kuru kalabalıklardan soyutlatıp kendimizi
sürdük vardık aşkın koynuna
serden geçmedik, yari kaybettik
sevdaya verdik kendimizi
eller ne derse desin
biz biliriz birbirimizi.
kır gülmet ovasında doğmuşum
kuş sesi dinlemişim ninni niyetine
ezan sesine tekbir getirmişim
ak sakallı bir ihtiyarın elinde büyümüşüm
adamlığı öğrenmişim hayatın tokadını yiyenlerden
aşk uykulardan uyanmak
serilip yatmışken
kulaklarımız ve yüreğimiz kapalı aleme
yeni dünyalar keşfetmek
belki de
bir sevgilinin dünyası içinde
-BEKLENEN'e
hastalar gibi geceler boyu
sayıkladığım adın değil mi?
şu alemin içinde bir su gibi
Sevmek nasıl bir şeydir içimde,
Şiir nedir duyarım, ipince
Gözlerin gelip gözlerime değince.
Bir ağlamaktır düğümlenir boğazıma önce,
Sonra kahrederim kendime sessizce,
oysa yangınım terketti beni, yüreğim depremlerine açıldı sonuna kadar belanın. yalnız kalmadım, bırakıldım boşluğa kendi dilim ve gözlerimle. ayrılık değil bu, yangın değil, ölmek gibi birşey işte. ölmek yaşarken bir düşte. kaybettim, dönülemez bir biçimde çığlığım dağıldı yollarına o sevgilinin. artık ayrılıklar acıtmaz yüreğimi. hiçbir ihanet bulamaz beni kendine yar ve düşman. sokak başlarını istediği gibi tutsun öfke, yıldırımlar yağmalandı bu şehirde. acınası bırakıldı kimsesizliğin ellerine ve oradan ölüme sevda. sevilmek bir vebalmiş bilmedim. yağmalanmış masalarda devrilmiş kadehler misali yüreğim. dilimde kendi varlığıma beddualar, acınmak gibi, öldürmek ve ölmek gibi yağmalanmış dilimden sevda-mlar.
şimdi giderken kahverengi deniz gözlü kız ben buralardan; sana, sana gelirken bitiremediğim yollar gibi bitimsiz sevda dilemek boynumun borcu sanki. oysa mecnun çölünden, ferhat dağına, kerem yurdundan, yusuf kuyusuna, çığlık çığlığa saldırdı üstüme yalan dolanlar. hakikaten sevilmeyi ve sevilmenin yalan mı olduğunu sende öğrendim. sana söyleyecek yüzüm yok belki fakat gözlerinde bir ömrü talan ettim. pişmanlık duyarsam namerdim. şimdi yanından uzaklarda, bilmediğim bir diyarda, adını anmadan, incitmeden yüreğini, seni sevenleri üzmeden ve üzerek beni sevenleri bir kez daha intikam alır gibi kendi gençliğimden gidiyorum.
dönülecek yanımı yağmalatmadan geceye, geri döndüğüm yollarda, sen yoksun biliyorum. adın yok şimdi kör kuyularda benim için bıraktığın. belamı bulmadan yollarını kapattın, şimdi ahımı ben kendime kendim bilki mutluluk diye sattım. haşçakal KAHVERENGİ DENİZ GÖZLÜ. yıdırımların dertlerime meze olduğu ve yağmalanmış şehirlerden geri kalan bir yan ile döneceğim dönülmezlerden. istediğin gibi. sesimi çıkarmayacağım ve sesini keseceğim yüreğimin. adını bir ad olmaktan öte taşımayacağım ve sevdana kendi sevdama duyduğum kadar saygı duyacağım. yâr yüzünde intihar yüklü bulutlar. sevgili, kahverengi olmayan yollarda, azrail şimdi beni paklar. kimbilir senden çok o yolumu gözler.
Senin olsun bütün düşlerim
Bütün gençliğim senin olsun
Geceler kalsın sana benimle
Sana ben geleyim gecelerle
Kucak dolusu sevinçler getireyim sana
meskenim yok, varlığım esir sana
okyanus içre olsam, hasretim bir damla suya
gözyaşım yok ama, ağlıyorum ben yokluğuna
ömrümün son durağı, uğurla beni son yolculuğuma...
dizginledim kendimi, vurdum memat boylarına
kanlı bir şafak düştü payıma
ve ayrıldık,
bedenimle ruhuma.
lüzumsuz bir hayatı
belkilerde kalan bir gelecek için
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!