ABDURRAHMAN DAYIM YAHUT HAFIZ ZİYA
Uzun yıllar Almanya''da çalıştı. Biz hep O''nu ‘Almanya''daki Dayım'' diye anardık. Dönmüştü, kesin dönüş yapmıştı. Derince''de ev yapmış oraya yerleşmişti.
Babasının evine bile pek gelmiyordu. Yengemi daha fazla görüyorduk. Oldukça resmiydi. Şaka falan yapmazdı. Bizi de pek fazla sevdiğini sanmıyorum. İnsanlara karşı soğuktu. Bu soğukluğun nedenini o zamanlar keşfedememiştim. Yıllar sonra öğrendiğim bir olay bana bu davranış stilinin nedenini açıklamıştı.
Dedem köyde oturuyordu. Dayımı hafız olsun diye kente amcasının yanına göndermişti. Amcasının evinde hem hafızlık yapıyor hem de kalıyordu. Yengem onunla birlikte evinde kalan birkaç komşu çocuğunu daha bakıyor, hatta anlatıldığına göre onları leğende yıkıyordu. Leğende yıkamak tabiri banyo yaptırmak anlamına geliyor çünkü o zamanlar çocuklar kışın üşütmesinler diye leğende yıkanırdı.
RAMAZAN VE İNSAN
Ramazan her yıl insana armağanlarla gelir. Bu armağanlar insanı aslına döndüren, onu ebedi mutluluklar verecek olan kurtuluş armağanlarıdır. Bu armağanlar insanı düştüğü umutsuzluk sularından kurtarır.
Ramazan her yıl muştularla gelir, umutlarla gelir, armağanlar getirir. Büyük küçük, sayrı, sağlıklı herkese ayrı ayrı sunar armağanlarını. Bu armağanlar namaz armağanı, oruç armağanı, Kur’an armağanı, zikir armağanı, tefekkür armağanı, sadaka armağanı, zekat armağanı, sıla-i rahim armağanı, ihsan, izzet ve ikram etme armağanı, sohbet ve söyleşme armağanı. İşte daha sayamadığımız binlerce armağanla gelir Ramazan ve hepsini bırakarak gider.
Ramazan bizim dostumuzdur. Bize bizden daha fazla dosttur ramazan. Bu dostluk o kadar güçlüdür ki ta çocukluğumuzdan başlar, gençliğimizde elimizden tutar bizim dünya kargaşasında kaybolmamız için, ihtiyarlığımızda yalnızlığımızı giderir ve son demimizde bizi ahirete el sallayarak uğurlar.
NEFSİN PUTLAŞTIRILMASI VE HAKİKAT ARAYIŞI
Adem’le İblis’in ezeli düşmanlığı ebediyete kadar uzanacaktır. Bu düşmanlıkta en büyük engel İblis’in en büyük yardımcısının içerden olmasıdır. Aslında insanın en büyük düşmanı da kendisidir İblis değil. İnsanın İblise kadar daha çok düşmanı var. Başta kendisi dedik. Sonra kötü arkadaş. Sonra kadın. Ve en son da evlad-u iyal.
Cennette yasak meyveyi yedi Adem ile Havva. Allah’ın yasakladığı meyveyi yemekte en büyük amil yine Adem’in nefsi oldu, ondan sonra eşi, en son olarak ayartıcı şeytan yani İblis. Demek ki insanın en büyük düşmanı içinde. Böyle yaratıldı insan. Dünyaya geliş sırrımız burada saklı. Ahsen-i takvim: Yaratılmışların en mükemmeli olma bu imtihanın sonucu. Nefsiyle hesaplaşma, onu yenme imtihanı. En zor imtihan da bu.
Savaştan dönen ashabına ‘küçük savaştan büyük savaşa gidiyoruz’ demiş ve hemen açıklamıştı. Nefisle yapılan savaş en büyük savaştır. Yavuz Sultan Selim zafer dönüşü ordusunu Üsküdar’da bekletir, gurura kapılmamak, nefsin oyununa gelmemek için gece olunca karşıya geçerdi. Üsküdar o zaman tenha bir bölge idi henüz yerleşim bölgesi olmamıştı.
ORTADOĞU’DAKİ BÜYÜK RESMİ GÖRMEK
Ortadoğu kaynıyor. Müslüman Müslümanla savaşıyor. Müslüman Müslümana bomba yağdırıyor gökten. Bu mübarek Ramazan günü iftarını kanla sahurunu gözyaşıyla yapıyor Müslüman. İslam dünyası kan ağlıyor.
ABD eski Dışişleri bakanı Yahudi Kissinger söylemişti daha dün gibi aklımda; ‘Bundan sonra Müslümanları kendi aralarında savaştıracağız’. Evet, bu projenin temelleri o gün atıldı. Adım adım uygulamaya konuldu. Önce Irak İran’la savaştırıldı. Sonra Irak Kuveyt’e saldırtıldı. Sonra Baba Bush Irak’ı vurdu, Kuveyt’i işgal etti. Oğul Bush tuttu Saddam’ı devirdi. Bu kez de Irak’ı işgal etti.
İşgal etmekle kalmadı içten içe karıştırdı. Önce Sünnileri siyaset dışı bıraktı, ülkeyi İran işbirlikçisi Maliki’ye emanet etti. Maliki yanlı politikalarla ülkeyi iyice ayrıştırdı. Bir yandan da CIA ajanları vasıtasıyla bombalar patlattı. Sünni camilerini bombalamaları Şiilerin, Şii mahallerindeki patlamalarının sorumluluğunu Sünnilerin üzerine yıktı.
‘SESSİZ YIĞINLARIN SESİ’ 1
Bu ifade Sabık Başbakan Mesut Yılmaz’a ait, ama ‘Onu hiç mi hiç ifade etmeyen bir deyim. O’na en çok yabancı, en çok ondan uzak bir tabir. Aslında O’nun şuuraltının ifadesi bu, en çok olmak istediği ama asla olmadığı, olamayacağı bir ideal, varamayacağı bir ütopya. Bu sessiz yığınlar zaman zaman dillenmiş, yıllardır yapılan zulümlere ses çıkarmadığı, hiçbir şey bilmiyor, anlamıyor, göbeğini kaşıyıp duruyor, dendiği, aptal çoğunluk, bidon kafalı diye adlandırıldığı halde; hiç umulmadık zamanda, beklenmedik bir tepki gösteriyor, öldü zannedilen bir hastanın ölmediği birdenbire dirildiği, koadan çıktığı anlaşılınca yeniden öldürülmek için tüm yolların denendiği halk bu.
Sürekli aldatılan, sürekli aşağılan bu sessiz yığınlar onları hiçe sayan, onlara hakaret eden bu azgın azınlığı tanıyor, bu ‘Beyaz Türkler’i tanıyor, onun aşağılık yapısını biliyor, onun entrikalarını seziyor ve ilk fırsatta doğrulup ona Osmanlı tokadını yapıştırıyor. Kendisine sürekli zenci muamelesi yapan bu diktacı, aşağılık ruhlu yalancı dolandırıcı, iki yüzlü -hatta bin bir yüzlü- ucube mahluka düşman bile olmuyor, acıyor ona, düzelmesi için dua ediyor, onun yalancı dindarlık gösterilerine inanmış görüyor, onun riyakalıklarını ortaya çıkarmaya tenezzül bile etmeden, hüsn-ü zanla muamele ediyor.
Bu sessiz yığınlar çok önemli tarihsel olaylarda hep kendini gösterdi. Hiç bir zaman zalim olmadı, mazlum oldu. Osmanlı’da kazan kaldıran Yeniçeri’ye ses çıkarmadı. Taht kavgalarına karışmadı. Savaşlara gitti, gazi oldu, şehit oldu. Ama hiçbir hak iddia etmedi, her şeyi Allah’tan bekledi, başına gelen her şeyi –iyi, kötü- O’ndan bildi. Kendini hatalı buldu af diledi, nimetleri gördü şükür etti.
YAHUDİLER
Dünyanın en alçak, en aşağılık milletidir Yahudiler. Bu sözümle beni anti-semitist ilan edebilirler, etsinler. Kur’an-ı Kerim’de en çok bahsedilen kavim onar. Bundan bile kendilerine pay çıkarırlar. Yakup (a.s.) ’ın oğulları olmakla övünürler, ama ona layık hiçbir işleri yoktur. İki kıskançlığın ürünüdürler. Önce Hacer’i kıskanan Sare hatunun, sonra Yusuf’u kıskanan Yakup oğullarıdır onlar. Yusuf’u kuyuya atan onlardır. Hacer’i küçücük oğluyla diyarı gurbete gönderen soya çekmişlerdir. Yakup (a.s.) a evlat acısı çektiren onlardır.
Babil’de fitne çıkaran onlardır. Firavun esaretine düşüp onları kurtaran Musa (a.s.) ’a ihanet eden onlardır. Tek tanrıya iman ettikten sonra puta tapmaya dönen onlardır. Gökten helva yağarken mercimek isteyen onlardır. Peygamberlerine ‘Git Tanrınla beraber savaş, biz gelmeyiz.’ diyen onlardır. Bir sürü nimete nankörlük eden onlardır. Bıldırcın etini beğenmeyip, soğan, sarımsak isteyen onlardır.
RUBAİLER
1
Rubailer yazmak istiyorum
Sonsuzluktan koparılmış
Rubailer gökyüzü çiçeklerinde
Henüz çalınmamış
Şehrazat bakışı Cihanşah
Çok
Meraklı bir hükümdar
Gibi geldin
Ol hikâye Derbas’ın anlattığı gibiydi




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim