KENTLERİN MİMARİSİ YAHUT GELECEĞİN KENTLERİ
Eski derme çatma kentlerimiz kentsel dönüşüme uğruyor. Evet, bu dönüşüm şimdiden hayra alamet gözükmüyor. Geçmişin gecekondu mimarisi yerini çirkin betonlaşmaya bırakmıştı. O çirkin beton binaların tek düze balkonları hiçbir mimari üslup içermiyor, dahası kötü bir mühendislik ürünü halinde kenti alabildiğine çirkinleştiriyordu.
Kısa bir dönem büyük kentler yüksek binaların absürt ağırlığına dayanmaya çalıştılar. Bu yüksek binalar çirkinlikte birbiriyle yarışadursun şimdi yerini devasa gökdelenlere bırakıyordu. Bu devasa gökdelenler tam bir garabet gibi gökyüzünü tırmalıyor, kenti korkunç heyulalar gibi sarıp sarmalıyorlar.
Böyle mi olmalıydı. Asırlarca süren bir sürü medeniyetin yeşerdiği bu topraklarda bu denli çirkin yapılaşmaya izin vermek hangi akla ve havsalaya sığardı. Sığmazdı ama yapıldı. Bu mimari katliam hayatımızı da çirkinleştirdi kentlerimizle beraber. Bu çirkinleşmeye sırf mazi düşmanlığı yol açtı. Elimizde kör kazmalarla yıkıp yok ettiğimiz o eşsiz mimarinin yerine yeni bir şey koyamadık. Sırf onu hatırlatmasın diye mühendisliğin en bayağısını icra ettik ve kentleri gulyabani çarşısına döndürdük.
Nasıl ki sırf Batılılaşacağız diye o güzelim elif -bamızı, çirkin yapılı batılı alfabeyle değiştirdiysek, aynısını mimari alanda da yaptık ve o güzelim mimariyi yer ile yeksan ederek yok ettik, hayalini bile hafızalarımızdan kazıyarak çöpe attık. E onun yerine bir başkasını da koyamadık.
RUBAİLER
1
Rubailer yazmak istiyorum
Sonsuzluktan koparılmış
Rubailer gökyüzü çiçeklerinde
Henüz çalınmamış
Şehrazat bakışı Cihanşah
Çok
Meraklı bir hükümdar
Gibi geldin
Ol hikâye Derbas’ın anlattığı gibiydi
Toplumsal Olaylar ve Ajitasyon Ruhu
YÖNETİM ERKİNİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUS
Toplumsal olaylar her zaman ajitasyona açıktır. Toplu ölümler, afetler, felaketler, öldürümler, depremler hepsi her zaman ajitasyona açıktır. Yöneticilerin bu tür olayları ajite edebilecek dış ve iç güçlere, kirli maksatlı karanlık odaklara karşı önceden hazırlıklı olmaları şarttır.
Yönetici erki her zaman düşmanca hislere muhatap olabilirler. Yönetim her zaman tehlikelere maruz kalabilir. Yöneticiler her zaman özenilen bir mevki olduğu için kişisel hırs ve hasetlere açık bir kesimdir. O halde kötü niyetli odakların her türlü toplumsal felaketleri fırsat bilecekleri aşikardır. O halde ne yapılmalı bu tür kötü niyetlilerin bu tür planlarını önceden istihbar etmek ve önlemlerini buna göre almak güçlü devletlerin en önemli görevlilerindendir.
GİT GİDE BOZULUYORUZ
Ülkenin kalkınması toplumları manevi anlamda bozuyor. Maddi kalkınma ile birlikte manevi kalkınma olmazsa bozulma, metamorfoz gündeme geliyor, toplumlar maddi refahla birlikte ahlaki tefessühe uğruyor, geleneksel değerler yeni gelişmeler, paranın bollaşması, hayatın kolaylaşması karşısında bozuluyor aşınıyor git gide yitiriliyor.
İşte günümüzün en büyük sorunu da bu. Maddi kalkınma gerçekleşmediği yıllarda bu sorun oluşmuyor, iktidarlar sol görüşlü ve batı yanlısı olsa da toplum direniyor, karşı koyuyor, teslim olmuyor, kendi değerlerine sımsıkı sarılıyor, hatta o değerleri korumak uğruna üstün bir savaş veriyor. Hayatını bu çerçevede anlamlandırıyor, en ufak bir saldırı karşısında teyakkuza geçiyor, taarruz ediyor, bütünleşiyor. Hatta saldırganlaşıyor, yönetici erke karşı bir güç birliğine gidiyor, bu uğurda savaşıyor, hatta ölüyor, ölülerine şehit adı vererek onları kutsallaştırıyor. Bütün bir idealler zincirini bu değer etrafında şekillendiriyor.
Amma ülkenin maddi kalkınmasını başardığı dönemlerde ise tam aksi bir durum yaşanıyor. Toplum değerleri aşınıyor, halk duyarsızlaşıyor, daha fazla zenginlik daha fazla refah peşinde koşuyor. Konfor bağımlısı haline geliyor. Art arda üretilen konfor ve eğlence araçları insanları moral değerlerden uzaklaştırıyor, manevi değerler maddi değerlerin arkasında kalıyor, önemsenmiyor, ikincil durumda kalıyor, umursanmıyor, git git unutulmaya tek ediliyor.
İşte şimdi tam da öyle bir durumdayız. Ülkede yönetime gelen sağ iktidarlar döneminde maddi kalkınma ileri boyutlara taşınmış, ancak manevi kalkınma aynı düzeyde sürdürülememiştir. Sol iktidarlar döneminde ise tam aksi bir durum yaşanmakta, maddi kalkınma gerilere gitmekte, buna karşın manevi yaşantı yönetici erkin baskıları yüzünde halk tarafından sahip çıkılmakta yüceltilmekte savunulmakta ileri noktalara taşınmaktadır. Yönetici erkin bu değerlere sahip çıkar görüntüsü vermesiyle halkta bir gevşeklik, bir duyarsızlık görülmekte, işte tam bu noktada bir bozulma maddi kalkınmanın da etkisiyle büyük bir hız kazanmaktadır.
BÜYÜK İHANET
İhanetin boynuzu mu olur
Hayır hayır asla
Vatanını satmaktır ihanet
BU MİLLET NE MİLLETMİŞ BE
Bu millet ne milletmiş be
Yıllarca uyumuş bir dev gibi
Sonunda zamanı gelmiş de
Silkinip uyanmış bir dev gibi
ÇOCUKLUĞUM
Çocukluğum çocukluğum
Bir rüyaydı çocukluğum
Masal dünyasından kalma
Bin bir hayaller peşinde




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim