Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

KENTLERİN MİMARİSİ YAHUT GELECEĞİN KENTLERİ

Eski derme çatma kentlerimiz kentsel dönüşüme uğruyor. Evet, bu dönüşüm şimdiden hayra alamet gözükmüyor. Geçmişin gecekondu mimarisi yerini çirkin betonlaşmaya bırakmıştı. O çirkin beton binaların tek düze balkonları hiçbir mimari üslup içermiyor, dahası kötü bir mühendislik ürünü halinde kenti alabildiğine çirkinleştiriyordu.
Kısa bir dönem büyük kentler yüksek binaların absürt ağırlığına dayanmaya çalıştılar. Bu yüksek binalar çirkinlikte birbiriyle yarışadursun şimdi yerini devasa gökdelenlere bırakıyordu. Bu devasa gökdelenler tam bir garabet gibi gökyüzünü tırmalıyor, kenti korkunç heyulalar gibi sarıp sarmalıyorlar.
Böyle mi olmalıydı. Asırlarca süren bir sürü medeniyetin yeşerdiği bu topraklarda bu denli çirkin yapılaşmaya izin vermek hangi akla ve havsalaya sığardı. Sığmazdı ama yapıldı. Bu mimari katliam hayatımızı da çirkinleştirdi kentlerimizle beraber. Bu çirkinleşmeye sırf mazi düşmanlığı yol açtı. Elimizde kör kazmalarla yıkıp yok ettiğimiz o eşsiz mimarinin yerine yeni bir şey koyamadık. Sırf onu hatırlatmasın diye mühendisliğin en bayağısını icra ettik ve kentleri gulyabani çarşısına döndürdük.
Nasıl ki sırf Batılılaşacağız diye o güzelim elif -bamızı, çirkin yapılı batılı alfabeyle değiştirdiysek, aynısını mimari alanda da yaptık ve o güzelim mimariyi yer ile yeksan ederek yok ettik, hayalini bile hafızalarımızdan kazıyarak çöpe attık. E onun yerine bir başkasını da koyamadık.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

EĞİTİMİN AMACI


Eğitimde yıllardır bitmeyen sorun amaç sorunudur aslında. Eğitimde amaç konusunda fikir birliğine varmak gerek. Her ne kadar kanunlarla belirlenmiş bir amaç varsa bile toplum olarak bu amacı ne kadar kabullenmişiz bunu sorgulayalım.
Bu amaç kime nasıl sorularak hazırlandı bu pek belli değil. Bu amacı kim belirledi ve neye göre belirledi. Aslında bu amacın belirlenmesinden çok eğitimin insan yapısına ne kadar uygun, toplumsal değerlerimize ne kadar yakın bunun öncelikle soruşturulması, sorgulanması gerek.
Küçük bir azınlığın tek parti diktasından beri sürdürdüğü bürokratik yapının halka hemen hiç sormadan onun değerlerini kaale almadan dayattığı bir amaçtır ve toplum yapısı ile doku uyuşmazlığı barındırmaktadır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İSMAİL KARAOSMANOĞLU NAM-I DİĞER AHMET KEMAL

Annem buğday hasadı zamanında doğduğumu söyler. Babamın memuriyete girişi dolayısıyla doğar doğmaz nüfusa kayıt olan tek evlat benim. Benden 2 yaş büyük abim benimle ikiz yazıldı. Benden iki yaş küçük erkek kardeşim ise 2 yıl gecikmeli kaydoldu. Bu yönden şanslı biriyim yani.
Adımı bebekliğinde ölmüş benden iki büyük ağabeyimden aldım. Ebem bana Ahmet adını koydu. Ben ona büyük şair Yahya Kemal’den ilhamla Kemal’i ekledim.(Ebem annemin babaannesiydi. Allah rahmet etsin. Pek mübarek bir kadındı. Bir sürü yetimi büyüttü.)
27 Mayıs İlkokulunu bitirdim. Sınıfın en küçüğüydüm. Benimle birlikte en önde oturan Kuzu soyadlı Mehmet’le bana problem soran öğretmenim Bedia Çelik’in isim takmasıyla tavşan lakabını aldım. Orta ve Liseyi İmam Hatip Okulunda tamamladım. 7 yıllık imam hatip okulu bende büyük tesir bıraktı.
Nihat Erim hükümetinin okulun Lise kısmını açmaması yüzünden Lise 1. Sınıfı Adapazarı’nda okudum. İlk gurbet hayatım böyle başladı. Erzurum Üniversitesi İslami İlimler fakültesini kazandım. 1980 öğrenci hareketlerinde yaralandım. Edebiyat ilgim ve bu yaralanma olayı dolayısıyla fakülteyi 3. Sınıf 2 kez tekrar ettiğim halde bitiremedim.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Eğitim Üzerine Yazılar
2


MİLLİ EĞİTİMDEKİ YANLIŞLAR

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Eğitim Üzerine Yazılar:


DİL EĞİTİMİ ÜZERİNE 2


Devamını Oku
Ahmet Kemal

HERKES PLAN YAPAR

Evet, herkes plan yapıyor. Herkes her şey için plan yapıyor. Fertler, toplum mühendisleri, iç ve dış mihraklar, gizli örgütler, legal ve illegal örgütler, devletler, derin devletler, partiler, Tapınaklılar, mason örgütleri, Rotaryen ve Lions kulüpler, Neon Conlar… Hepsi hepsi bir plan peşinde. Ama Allah’ın da bir planı var.
Dünya yüzeyinde büyük devletler sayılan ABD, Rusya, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere hep bir plan yapıyor. Hepsi de dünya yüzeyinde daha çok sömürü yapabilmek için. Özellikle doğal kaynakları bol olan doğu ülkelerini sömürebilmek için binlerce plan ve bu planlara bağlı binlerce anlaşma yapmakta, binlerce entrikalarla amaçlarına ulaşmaya çalışmaktadırlar.
Bu planları uygulamaya koymak için faaliyet gösteren bir sürü gizli servis, kontrgerilla, özel harp daireleri, gladyovari örgütlenmeler hep bu iş için varlar, hepsi de yeraltı ve yer üstü kaynaklarının sömürüsüne dayalıdır.
Dünya savaşları, mahallî savaşlar, keşifler, icatlar, bilimsel alandaki gelişmeler, seyahatler, konferanslar, antlaşmalar, birlikler, uluslararası örgütler, kuruluşlar, organizasyonlar hepsi bu sömürü amaçlıdır, şöyle veya böyle bu amaçlar doğrultusunda yapılmaktadır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

HZ. ALİ VE ALEVİLİK

Her ümmetin bir önemli yanılgısı vardır. Hristiyanlar İsa’yı ilahlaştırdılar, Müslümanlar ise Hz. Ali’yi. Her ikisinde de lanetli kavim Yahudilik başrolde. Hak dinlerin sapıttırılmasını kendine vazife edinmiştir Yahudiler.
Bu lanetli kavim her doğruyu sapıtmaya amade, her fitneyi alevlendirmekte başrolde. Yeryüzünde ne kadar hile, entrika, sahtekarlık, yalancılık, zülüm, sapıtma ve saptırma varsa hepsinde en büyük etken o. Bir peygamber nesli olmalarına rağmen sapmanın ve saptırmanın, bozgunculuğun ve anarşinin mimarı bir kavim. Beni İsrail oğulları Hz. Yakup’un oğullarıdır, çünkü Yakup(a.s.) ’ın bir adı İsrail’dir. Ki o da İbrahim (a.s.) ’ın oğlu İshak (a.s.) ’ın neslindendir.
İbrahim as ın hanımı Sara Hatun’un hikayesi malum. Buraya sığmaz, hem de konumuz değil. Sara hatunun önce yüce gönüllülükle kocasına kölesi Hacer’i bağışlaması ondan çocuk sahibi olmasına izin vermesi, bu yüce gönüllülük karşısında Allah’ın geç yaşta ona İshak’ı vermesi, am bundan sonra çocuklu Sare’nin Hacer’i ve oğlu İsmail’i kıskanması sonucu göç ettirilmiştir.
İşte bu kıskanma aynı soydan gelen Arap ve İbranilerin tarihi düşmanlığının ilk kaynağıdır. Ayrıca İshak (a.s.) ’ın torunu Yakup oğulları Yusuf (a.s.) ’ı kıskanarak kuyuya atmış ve sonra köle olarak satmışlardır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İSLAMI YAŞAMAK

En büyük derdimiz bu. İnanmak ve inandığı gibi yaşamak. Maalesef bu durumdan çok uzağız. Müslümanım diyenler ya İslam’ı b ilmiyor, ya yanlış biliyor, ya da yanlış uyguladığı için o yanlış uygulamayı İslam zannediyor.
İşte bu zanlardan kurtulmanın tam zamanı. Yok, sayılan, inkâr edilen, öğretilmeyen, öğretilmesi yasak olan din gerçeği karşımızda bütün haşmetiyle arzı endam ediyor. Evet, efendiler dinimizi bilmiyoruz, yaslınızca bildiğimizi zannediyoruz. Herkes kendi bildiği İslam anlayışına sığınıyor. Gerçeği arama iştiyakı yok. Bu tecessüs kaybolmuş.
Her an gerçekliği arama ve bulma anlayışı kayboldu. Hep benim yanlışlarım doğrudur deme devri başladı. Yanlışlarımız kural haline getirdik. O kurallardan yola çıkarak bir hayat tarzı tutturduk. Bu da bizi hak ve hakikat çizgisinden ayırdı. Cehalet ve şekilcilik içerisinde battıkça batıyoruz. Oysa dinimizin ilk emri oku idi, biz onu son emir haline getirdik, giderek unuttuk ve yok saydık. Şimdi okumuyor, öğrenmiyor, git t gide geri gidiyoruz. Artık yerimizde saymıyoruz, dostlar batıyoruz. Debelendikçe debeleniyoruz, battıkça batıyoruz. Hep bir birimiz suçluyoruz. Hep hatayı birbirimizde arıyoruz. Kimse kendine toz kondurmuyor. Herkes nefsini putlaştırmış, her köşe başına nefsimizin putunu dikiyoruz. Övgüleri çok seviyoruz, övüldükçe övülmek istiyoruz. Eleştirinin en ufağına tahammülümüz yok. Bizi eleştireni yok ediyoruz.
Baştan aşağı kusurlarla doluyuz, o kusurları başkalarında görüyoruz. Hep başkalarını düzeltmeye çabalıyoruz- ben de dahil- kendimize dokundurmuyoruz. Oysa büyükler böyle miydi? Evvelkiler kendilerine hakaret edenlere ben daha kötüyüm, sen nereden bileceksin derlerdi. Bayezid-i Bestamiler Cüneyd-i Bağdadiler, Şahı Nakşibendiler böyle miydi? Onlar kendilerini Kitmir’den aşağı kabul ediyorlardı. Sahabe böyle miydi, tabiin böyle miydi? Peygamberler böyle miydi? Ben zalimlerden oldu diyorlardı, ben nefsime uydum diyorlardı.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

PUTLARI KIRIYORUZ


Bu başlığı ilk defa mı bilmem, ama bildiğim bir şey var ki Nazım Hikmet’in dikkat çekmek için midir nedir başlattığı bir aksiyondur. Şimdi ben de putları yıkmak ihtiyacı hissediyorum.
Edebiyat alanında o kadar put var ki; bir kere halk edebiyatının abartıla abartıla göklere çıkarılmasını hazzedemiyorum. Hele bunu klasik edebiyatımızı yerme adına yapıyorlarsa büsbütün delileniyorum. Halk edebiyatını büsbütün inkar ettiğimi çıkarmayın lütfen ben o edebiyatı yok saymıyorum, tümden de hiçimsemiyorum.
Beğenmiyorum da değil birçok şairini. Dadaloğlu’nu, Karacaoğlan’ı, Köroğlu’nu, Sümmani’yi, Gevheri ’yi, Aşık Ömer’i, Aşık Veysel’i. Ama bunların Fuzuli’yi, Baki’yi, Nedim’i, Necati’yi, Naili’yi, Şeyh Galip’i gölgede bırakacak, unutturacak kadar öne çıkarılmasını, divan edebiyatının bir sapık sevgi edebiyatı olduğunu söylemenin ne büyük bir ihanet olduğunu anlatmak istiyorum.

Devamını Oku