KADIN VE AİLE
Erkek ailenin direği. Aileyi bir otağa benzetirsek otağın direği erkek, otağı çeviren kıl kumaş kadındır. Eğer bu kumaş eksik, yetersiz, yırtık, pırtık, yarım yamalak ise her şey o ailede yanlış gider, hatta gitmez. Çünkü ortada ev ve aile yoktur. Açık havada bir araya rasgelmiş bir grup vardır.
Kadın vardır erkeği abat eder, kadın vardır erkeği berbat eder. Kadın vardır evini çekip çevirir, kadın vardır evi dağıtır, meydana verir. Kadın vardır erkeği bünyad eder, kadın vardır evini harab eder. Kadın vardır erkeği onurlandırır, kadın vardır erkeği onursuzlaştırır.
Kadın vardır erkeği ele verir, kadın vardır evini çekip çevirir. Kadın vardır sürekli erkeğinden yakınır, kadın vardır ondan gelene her nimete güzelce karşılık verir. Kadın vardır çocuklarını kocasıyla düşman eder kadın vardır çocuklarıyla dost olur kocasını çocuklarıyla dost eder.
Kadın vardır evini imar eder, kadın vardır evini viran eder. Kadın evin en can alıcı merkezidir, her şey onda başlar onda biter. Kadın çocukların ilk eğiticisidir. Bu eğitim iyi olursa çocuklar vatana, millete hayırlı evlatlar olur. Bu eğitim yanlış, bozuk olursa çocuklar ana babaya asi, vatana millete düşman olur.
ÖLÜM AŞK HAMASET VE ŞİİR
Annem öleli bir ayı geçti. Ben hala onun acısını yaşıyorum. Öldüğünde ağlayamadım içime gömdüm acısını. Ağlayamıyorum yazık. Bu ağlayamamak beni yakacak. Yeğenlerim öldü ağlamadım peş peşe öldüler. Biri intihar etti bir şofben kazasında gitti. İkisi de asker dönüşü öldü, daha hayatlarının baharındaydılar. Sonra annem öldü 40 gün geçti, amcamın ölmesi için bir 10 gün daha geçti. İki, yeğen arasında 10 gün var.
Bu kadar acı bana fazla. Yaşadım bu acıları ben hepsini gömdüm içime. Şimdi bana onları hatırlatan ne varsa acıtıyor yaramı. Akşam hatun açtı konuyu susturdum onu. Bir öğrencim onların üzerine yazdığım şiiri animasyon yaptı. Sıra sıra tabutlar bahçede ve bir şiir. Kanattı yaramı. Güya bana yaranacaktı. Notunu verdin ve ödevi yüksek bir yere kaldırdım öğretmenler odasında. Öğrenciler laubali oluyor kızıyorum. Sinirliyim. En ufak bir şeye tahammül edemiyorum. Annemin evine yakın oturuyorum evin yakınına gitmek istemiyorum. Kiraya versin istiyorum abim anneme tahsisi ettiği evi. Vermiyor. Bu benim acımı küllendirmemi önlüyor.
Halam geçen yıl ölmüştü. Daha onu unutamamıştım. Ama o ban çok acı vermedi. Ona çok emek vermemiştim. Ve bu ölümün onun kurtuluşu olduğunu düşünmüştüm. Sevinmiştim bile onun adına. Yalnız çok yakında olduğu halde ve çok istediği halde sırf annemin onun peşine takılmasından dolayı evimi ona gösterememiştim. Buna üzüldüm. Oysa evin yapılmasında katkısı vardı haberi olmadan. Abim bana verdiği borcu ona yıkmıştı. Onun bundan haberi yoktu. İntihar vakası beni hazırlıksız yakaladı. Hiç tanımadığım bir uzaktan akraba genç yeğenin bu acı ölümü sarstı beni.
ŞİİR MERAKIM
Bu şiir merakım nereden geldi benim. Çocukluktan beri gördüğüm her kağıt parçasını okumak en büyük merakımdı. Yollarda bulduğum gazete kağıdı parçalarını okumak, sınıf kitaplıklarının tümünü hatmetmek yapmam gereken ilk işlerdendi.
Sonraki yıllarda kitaplar edinmeye başladım okumak için ama hiçbir zaman kütüphanelere ısınamadım. Kütüphanecilerin soğuk yüzünü görmektense okuyacağım her kitabı satın almaya kendimi ufaktan bir kitaplık sahibi yapmaya başlamıştım. En çok sevdiğim hikaye ve romanlardı.
Yıllar geçti şiirle karşılaştım. Şiirle karşılaşmam daha önceleriydi aslında. İlk okul sıralarında öğretmenim Mehmet Tombul –şimdilerde pek hayırla yad etmediğim – un dayakla ezberlettiği o meşum günler şiirle ilk acı tanışmalarım olmuştu. Bu yüzden şiiri hiç sevememiştim. Şiir demek dayak demekti. O kılık kıyafeti pek düzgün uzun boylu öğretmenimiz elinde sağlam sopası biz karşısında korkudan unuttuğumuz şiirlerle arzı endam ediyorduk. Ben akşamdan ezberlediğim şiirleri daha yarıya gelmeden korkuyor bu yüzden de o çok korktuğum sopayı yiyordum.
Yıllar yılları kovaladı ben bu arada şiirle barışamadım. Lise sıralarında ilk tanışmam başladı. Ders kitaplarındaki şiirler bile beni barıştıramamıştı şiirle. Edebiyat öğretmenimin kompozisyon dersinde şiir yazmamı salık verdiği güne kadar bir gelişme yaşanmadı bu alanda.
TİPİK BİR KAYNANA PROTTİPİ
Bu benim kaynanam da olabilir sizin de. Bana evlenmeden önce kaynanandan uzak ol dediler. İşim icabı zaten uzaktım. Evlenmemede onun büyük katkısı var. Kızını adeta sırtıma verdiler. Benim yaşım 32 idi onun 22. Ama ona göre 20. Güya babası onu sonradan yazdırdığı halde 2 yaş büyük yazdırmış. Doğum gününü de bilmediği için tüm bilinmeyenlerde olduğu gibi 1 Ocak olarak yazdırmış.
Evliliğimi çok istediği halde ben onu hiç sevemedim. Nedenini bilmiyorum. Düğünümü yapıncaya dek bir sorunumuz yoktu. Hatta düğünden sonra bana yaptığı yardımlar hiç unutulacak cinsten değildi. Yemek pişirmek için yalnızca bir piknik tüpüm vardı. O babamın kullanmadığı set üstü ocağı tamir ettirerek bana getirmiş tüp alacak parayı bile toplanan düğün bahşişlerinden ayırıp kızına vermişti.
Ankara İzmit arasını su yolu yapmış ücretsiz yolculuk yaptığı halde geldiğinde uzun zaman kalmayı adet edinmişti. Her şeyime karışması, aradan laf sokması beni tedirgin eder olmuştu. Başına buyruk oluşu, emrivakileri sever olması, despot yapısı, onu sevemememin en büyük nedeniydi. Oğullarını aşırı sevmesi, kızını ise sevmediği halde sever gibi yapması ona olan soğukluğumun başlıca nedeni.
PKK, IŞİD VE
Terör örgütleri PKK, IŞİD, DHKPC; Her ne adla olursa osun bir takım sosyal ve siyasal olaylardan kaynaklanmaktadır. Bu sosyal ve siyasal olaylar öyle bir noktaya gelmektedir ki maşeri vicdan illegal oluşumlara yol açmakta, legal yollarla elde edilemeyen istekler, engellenen insan hakları ve engellenemeyen zulüm bu oluşumlara yol açmaktadır.
Geçmişte Türkiye’de, daha yakın zamanda Suriye’de ve şimdi de Irak’ta olup bitenler bundan ibarettir. Osmanlı bakiyesi Türk devleti kurulurken Kürt unsuru hiçe sayılmış, ana dili yasaklanmış, ana dilde eğitim yapması engellenmiş, varlığı kabul edilmemiş, sürekli aşağılanmıştır. Suriye’de yapılansa bundan aşağı değildir. Sünni nüfus Nusayri azınlığın despotizmine kurban edilmiş, Kürt nüfus ise hepten yok sayılmıştır. Her iki grup da her türlü insan haklarından mahrum edilmiştir. Irak Saddam diktatörlüğünde yaşatılmış, orada da Kürt ve Şii tebaa yok sayılmıştır.
Davutoğlu’nun deyimiyle Türkiye’de CHP, Suriye’de Esad ve Irak’ta Saddam Baasçılığı hükümferma olmuştur. Bu Baas zihniyeti bu üç bölgede de derin yaralar açmış, ırklar arasında derin uçurumlara sebep olmuştur. Gerek inanç hürriyeti, gerek insan hakları ve en tabii hayat hakkı hiçe sayılmıştır.
YENİ Batı ROMA: AMERİKA
Yeni Roma’ya dikkat. Hilenin, yalanın, entrikanın, Bizans oyunlarının en sunturlusu var bu Yeni batı Roma’da. Vahşi Yeni Roma Vahşi Batı’nın gerçek yüzüdür. Bu yüz melek yüzlü şeytanın yüzüdür.
Bu yüz utanmaz yüzdür. Bu çirkef surattır. Kanın, gözyaşının nedenidir. Kaostan, kargaşadan fırsat devşirmektedir. Hak ve adaletten zerre nasibi yoktur. İşi, gücü sömürüdür, katliamdır, karışıklıktır. Osmanlı yıkıldığından beri dünya bir an olsun huzur görmemiştir. Yeni Roma’nın batısı batıyı, doğusu ise doğuyu ezmiştir ve ezmekte devam etmektedir.
Yeni Romanın batısını ABD, AB temsil etmekte, doğusunu ise ÇİN ve Rusya temsil etmektedir. Bu dört büyük güç eski Roma’nın yeni versiyonudur. Bu büyük ahtapot bütün dünyayı sarmıştır. Dünyanın mazlum milletleri bu ahtapotun kollarıyla ezilmekte, ölümlerden ölüm beğenmektedir.
Dünyanın mazlum milletleri olan bitenin farkında değildir. Dünyaya bütün güç ve entrikasıyla kuşatmıştır bu ahtapot. Dünya bu büyük ahtapotun hortladığı günden beri rahat yüzü görmemiştir.
TÜRKİYE VE ŞER GÜÇLER
Türkiye şer güçlerin kuşatmasında. Şer güçler birleşerek bu yükselen değere saldırıyor. Her türlü entrika onların işi. Tek hedefleri var; Türkiye’nin parlayan yıldızını söndürmek. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen sesi susturmak.
Bu Siyonist kuklası Birleşmiş Milletlerin beş büyükleri yeni bir rakip istemiyor. Bu dünyayı inim inim inleten gangsterler çetesi ve onların gizli başkanı Siyonist Yahudi bu zulüm düzeninden asla taviz vermiyor, vermeyecek. Bu zulüm ve sömürü düzeninin sürmesi için ellerinden geleni yapacaklar. Gereğinde birbiriyle kavga yapacak, ama aralarındaki gizli konsensüsü hiç bozmayacaklar. Çünkübu beşli Yeni Roma’dır ve Roma demek zulüm demek, Roma demek kan demek, Roma demek gözyaşı demektir. Hatta Roma demek açlık demek, Roma demek kıtlık demek, Roma demek karışıklık ve kargaşa demektir.
Bu gün dünyanın neresinde bir terör varsa onların eseri, dünyanın neresinde bir katliam varsa onların eseri, dünyanın neresinde bir jenosit yaşanıyorsa onların eseridir. Bu yüzden de dünya üzerinde Osmanlıdan beri terör, katliam, jenosit ve karışıklık hiç eksik olmamakta, dünya sürekli bir kaosa sürüklenmektedir.
15 TEMMUZ ŞEHİTLER DESTANI
10
Atılan mermiler sağır ediyor kulakları
Mermi ve top sesleri birbirine karışıyor




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim