YENİ HÜKÜMET YENİ SİSTEM VE EĞİTİM SİSTEMİ
Yeni hükümeti bekleyen çok önemli şeyler var. Yeni sistem beklentileri artırmış durumda. Çıta oldukça yüksek tutuluyor. Bu beklentileri karşılamak meclis dışından atanan bakanlara kalmış durumda. Bu sistem bürokrasinin o engelleyici, statükocu tavrıyla savaşmak ve onu yenmek zorunda.
Ümitlerimiz fazla. Yeni sistemin bürokrasinin belini kıracağını sanıyor ve inanıyoruz. Eski güçleri, devlete sırtlarını dayamışlıkları kalmayacak artık. İş yapmayan, iş engelleyici olan bürokrat hemen görevden alınabilecek. Bu bizim umutlarımızı kuvvetlendiriyor.
Eğitim camiası da, eğitimden büyük beklentileri olan halk da bir umut ışığı arıyor. Yeni sistemle birlikte yeni eğitim sisteminin getirilmesi beklentileri tavan yapmış durumda. Bu durumda yeni bakana çok iş düşüyor. Cumhuriyetle birlikte eğitimde yapılan büyük değişiklikler her şeyi alt üst etmiş, eğitilen yeni gençlik halktan kopmuş, yönetici milletle savaşır duruma gelmiş, onun değerleriyle mücadele başlatmış, bu alanda da epey yol almıştır.
Şimdi yapılması gereken bu gidişi tersine çevirmektir. Milletimizin bu gidişe dur demek için İmam hatip okullarını öne sürmesi sessiz bir devrim olmuşsa da bu devrim tüm eğitim sistemine şamil olmamış, batıcı nesle karşı alternatif doğucu bir nesil yetişmesini sağlamıştır. Ancak bu ikilem toplumda müthiş bir ayrıma yol açmış, doğu batı savaşı ülke içinde başlamıştır. Bu ikilemi bitirmek için yapılması gereken çok şey vardır.
Öncelikle milli ve manevi değerler bağlı nesillerin yetişmesi için eğitimin millileştirilmesi sağlanmalı. Bu nasıl yapılacak. Eğitimin önünü tıkayan, onu maddecileştiren, karmaşıklaştırarak bulanık suda balık avlanmasını sağlayan mihraklar ortadan kaldırılmalı. Her dönem yeni bir istem getirdim diyerek hükümetleri oyalayan bürokrasi engellenmeli, onların oyunların alet olunmamalıdır. Onların parlak yalanları yerine uzman kurullar oluşturmalı, bu kurulların gerek diğer ülkelerde yapacağı araştırmalar, gerek eğitim alanında yapılan akademik çalışmalar irdelenerek eğitimde sürekli değişime dayalı, yeniliklere açık, milli ve manevi değerlere dayalı, bilimsel araştırma ve buluşlara yol açacak sisteme ulaşmalıdır.
YOK
Ben gideceğim arkamdan ağlayacaksınız
Ben öleceğim siz arkamdan bakakalacaksınız
Ayrılacağım aranızdan hepiniz üzüleceksiniz
Kapılara bakacaksınız bulamayacaksınız
YOK- VAR
Belki vakit var belki vakit yok
Geçiyor günler geçiyor geceler
Yok hükmündedir geçen zaman yok hükmündedir
Bu gün güz mevsimi gösterdi yüzünü
AŞK YOLU
O günlerde o yıllarda
Kısa tarihi yazıldı ülkenin
Yetmiş iki milletten beri
Gruplaştık aramızda
YOLLAR
Kıvrıla kıvrıla gider bu yollar
Kesişiyor birçok yerde seninle
İç içe geçmiş gidiyor günler
Aşkla şevkle ateşle dolu
Bir garip dervişti
Yaptığı iyi işti
Yaratılanı sevdi
Yaratandan ötürü
Sevgi deniziydi o
YÜZYILLIK İRTİDAT HAREKETİ
Ebedi hayat çizgisinde bu fani hayatı anlamlandırmak daha akıllı bir iş olacaktır diye düşünüyorum. Belki de bütün eksiğimiz bu ilahi düsturu unutmamız yüzünden. Tanzimat’ta sarsılan İslam inancı bizi yeni arayışlara itmiş, Batı’nın Rönesans ve reform etkisindeki sanayi kalkınması Türk Entelijansiyasının değerlerini törpülemiştir.
Yükselen batı ve gerileyen doğunun gizli savaşı başlamış, bu savaşta doğu hep yenik ve ezik olmuş, sürekli aldatılmış, bir türlü bu yenik ve ezikliği atlatamamıştır. Paris’e seyahat eden Yirmi Sekizinci Mehmet Efendi Batı’nın gösterişli tarafının büyüsüne kapılmış, kalkınmanın sırlarını araştırma gereğini duymamıştır. Batılılar tarafından tam bir uyutulma seansına tabi olmuş, ülkesine koyu bir batı hayranı olarak dönmüştür.
Ondan sonraki tüm entelijansiya aynı gözlüğü takarak kendi değerlerine düşman bir güruh haline gelmiş, Cemil Meriç’in deyimiyle tam bir müstağrip haline gelmiştir. Bu müstağripler halkına tepeden bakan, batı hayranı zavallılar güruhu olarak gerçek kalkınmanın yollarını tıkamış, geri kalışımızı kökleşmiş hale getirmiştir. Tanzimat ve meşrutiyet hareketleri bu yanlışlar komedyasının adıdır, Cumhuriyetle bu komedya zirve yapmıştır.
Milleti kalkındırmak yerine ruh kökünden koparmaya, aşağılık kompleksine yuvarlamaya azmetmişler, her fırsatta tahkir ettikleri medeniyetimizi alaşağı etmekten geri durmamışlardır. Ebedi hayatı yoksayan, Hristiyanlık değerlerini açıkça yüceltemedikleri için kendi değerlerini horlayan bir yapı tesis edilmiş, eğitim, sanat ve kültürel yollarla ilhad hareketine girişilmiş, dış düşmanlar yardımıyla gençlik ateizme yuvarlanmaya çalışılmıştır.
İNTERNETİN ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞİ
İNTERNETİN ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞİ
Bir yazıyı ikinci defa yazmak bana zor geliyor amma yazmam gerek. Her ne kadar birisini bu aptal alet yuttuysa ve ben onu tüm çabalarıma rağmen kurtaramadıysam da umudumu kaybetmiş değilim. Ah bu teknoloji yedin yuttun bizi. Günlerimizi, haftalarımızı, aylarımızı, yıllarımızı, ömürlerimizi yiyen bu internet ve kompüter belası gençliğimiz hatta çocuklarımızı da yemeye, yutmaya başladı.
Beni bu yaşta bu denli etkilediyse varın siz anlayın artık. Şimdilik hayatımızı çok fazla işgal etmedi ama yarın her tarafımızı ele geçirmeyeceğini kim garanti eder. Ellerimizde tabletler her yere onunla gitmeyeceğimizi kim garanti edebilir.
SEVİNCİ BÖLÜŞMEK
Köpüklü dağlardan aştığı
Bizi bir ırak ülkeye sürgün eden
Alıp götürsün bizi gül çağlarına
Ölümleri diri kılan bir sultan




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim