15 TEMMUZ RUHU
BU RUH yüzyılların habercisidir. Bu ruh öldü, gömdük, tarihe mal oldu denilen inancın yeniden dirilişidir. Bu ruh hakkın ve hakikatin ölümsüzlüğünün habercisidir. Bu ruh ilahi olanın şeytani olana galebe çaldığı inanç mananın ruhudur.
Âdem A.S. dan dan beri onun ilk öğretisinin peygamberlerden en son peygambere ulaşan ilahi bildirinin ilamı olan İslam’ın ruhu o gün yeniden canlanmıştır. Bu ruh ve mana öldü sanılmış, öldü gömüldü derken yeniden canlanmıştır.
Osmanlı’nın asırlar süren bayraktarlığından sonra Türkiye devletinin alabildiğince Batılaştırılmış aydınlarına karşın İslam’a derinden derine bağlılığını sessizce korumuş olduğunu göstermiştir 15 Temmuz. İşte dirilen ruh bu ruhtur. Batılın karşısında hakkın yeniden dirilişidir.
İçindekiler
1.BÖLÜM
1-Giriş
2-Tek başına bir ordu
3-Gözü kara bir millet
DAR GEÇİT (devam)
Onu bugün yine gördüm. Yürüyüş yolundaydı. Aman Ya rabbim. Yoksa o da beni seviyor mu? Aradaki yaş farkına rağmen benim ona olan ilgimi sezmiş babasızlığın verdiği sevgi boşluğuyla gönlünü bana kaptırmış mıydı? Emin değildim. Ama öyle olmasını istiyor, hayatımı yeni baştan yaşamak, gençliğe geri dönmek, o günleri geri getirmek istiyordum.
Tam yanlarından geçiyordum. Arkadaşı ve o. birden yanından geçtiğin kızın boynundaki happy kolyesini gördüm. Şaşırmıştım. Bu o muydu? Yoksa aynı kolyeyi taşıyan başka bir mi? oysa onu ben şu saatte burada hiç beklemiyordum. Daha dün karşılaşmıştık. O her günkü yerindeydi. Elinde reklam broşürleri gelen geçene bakıyor, müsait bulduklarının ellerine birer tane tutuşturuyordu.
Benim onun için oraya uğradığımı biliyor, ama bilmezlikten geliyordu. Uzaktan onu arayan gözlerle bakmış görememiştim. Yürüyüşüme devam edince orada olduğunu apartmanın girişine yakın elinde broşürlerle durduğunu fark etmiştim.
Yanına yaklaşarak hali hatırını sordum. Bana her zamanki sevimliliğiyle cevap veriyordu. Ben onun o güzel dudaklarına bakıyor, onları öpmek için neler verebileceğimi düşünüyordum. Çalışmasını övgüyle karşıladığımı söyledim kendisine. Geçenlerde okula geldiklerinde arkadaşları yanındaydı. Onlara çalışıyor musun demiş evet cevabı almıştım. Amacım üniversite sınavları değildi.
DAR GEÇİT
3
Yine onun güncesinden seçtim şiirimi ‘yine kimin cehennemini cennete çeviriyorsun diyordu. Yine kimin çölünde güller açtırıyorsun’ sözün muhatabının ben olduğumu düşündüm. Bu bir ham hayaldi. Ama olsun ben yine de öle düşünmekte devam edeceğim.
Dar bir geçitte olduğumu biliyorum. Bu Andre Gidenin dar kapısından beter. Ama olsun bu bana müthiş bir haz veriyor, bu hazla ömrümün sonbaharında yaşama sevinciyle dolup dolup taşıyorum. Onu sevmek bana sonsuz bir haz veriyor, onun dünya üzerinde yaşayan bir olması beni sonsuzca mutlu ediyordu.
Bu duyguyu yaşamak için neler verebilirdim diye düşünüyorum. Belki her şeyimi. Hatta canımı bile. Sevgi böyle bir şey elbette. Ne zamandır sevgisiz yüreğimin nasıl çorak bir toprak haline geldiğini, her geçen gün biraz daha yıkılışa doğru adım adım gittiğimi fark ediyor, hayat damarlarımın kesilmekte olduğunu hissediyordum.
DAR GEÇİT
3
Yine onun güncesinden seçtim şiirimi ‘yine kimin cehennemini cennete çeviriyorsun diyordu. Yine kimin çölünde güller açtırıyorsun’ sözün muhatabının ben olduğumu düşündüm. Bu bir ham hayaldi. Ama olsun ben yine de öle düşünmekte devam edeceğim.
Dar bir geçitte olduğumu biliyorum. Bu Andre Gidenin dar kapısından beter. Ama olsun bu bana müthiş bir haz veriyor, bu hazla ömrümün sonbaharında yaşama sevinciyle dolup dolup taşıyorum. Onu sevmek bana sonsuz bir haz veriyor, onun dünya üzerinde yaşayan bir olması beni sonsuzca mutlu ediyordu.
Bu duyguyu yaşamak için neler verebilirdim diye düşünüyorum. Belki her şeyimi. Hatta canımı bile. Sevgi böyle bir şey elbette. Ne zamandır sevgisiz yüreğimin nasıl çorak bir toprak haline geldiğini, her geçen gün biraz daha yıkılışa doğru adım adım gittiğimi fark ediyor, hayat damarlarımın kesilmekte olduğunu hissediyordum.
DAR GEÇİT
7
Son gördüğümden beri yeniden alevlendi bu aşk. Bu itiraf edilemeyen ama vazgeçilemeyen imkansız aşkın esiriydim. O hayatımı anlamlandırıyor, hayatımın son yıllarında hayatıma zevk ve neşe katıyor, yaşama sevincimi tazeliyordu bu aşk. Hayatıma olduğu kadar sanatıma da renk katıyor, beni duygularımla baş başa bırakırken derin yalnızlığım alıp gidiyor, siyah beyaz hayal dünyamı renklendiriyordu.
Onu sevmek ne güzel bir şeydi. Onu değil yalnızca sevmek bile başlı başına bir dünyaydı ve zevklerin en büyük kaynağıydı. Bunca dertlerle dolu dünyayı bira olsun sevinçle dolduran tek şey vardı o da aşktı. İşte ben bu yüzden kendimi bu aşkın kollarına bırakıyordum. Bu aşk ne kadar imkansız olursa o denli güçlü oluyor beni daha baştan başa sararak yakıyor, pişiriyor ve olgunlaştırıyordu.
Onun ardına bakmadan gidişi beni alıp beraberinde götürmüş, derin acılara gömmüştü. Ancak bu acı tatlı bir acıydı ve yaşantımı fener alaylarıyla donatıyordu. Ah onu bir daha nasıl görebilecektim. Peşinden mi gitseydim. Nerede olduğunu, nereye gittiğini bile bile ardından gidememek bu acıyın derinleştiriyor, sevgiyi daha bir saflaştırarak beni kutsuyordu. Ben bu aşkı gizleyerek ölecek, peygamberimizin müjdelediği şehitlik mertebesine ulaşacaktım.
Onu takip etmek benim için bu aşka yapılacak en büyük ihanet olurdu ve beni kendi gözümde küçük düşürürdü. Bu yüzden bu tip davranışlardan kaçınıyordum. Hatta onu gördüğüm yerde biraz sohbet etsem de fazla uzatmadan ayrılıyor, arkamı ona dönerek ve geriye hiç bakmadan ama onu gönlüme alıp götürerek gidiyordum.
GİBİ AŞK
Uykusuz gecelerde savaşanlar gibi aşk
Sınır boylarında nöbet bekler gibi aşk
Dağ başlarında şarkı söyler gibi aşk
GIRNATA AKŞAMLARI
Tüfek doğruldu bom bom
Ateşlendi birdenbire bam bam bam
Bir yaralı ceylan düştü
Bir yaralı ceylan geçti buradan




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim