Ahde vefa Şiiri - Adressiz Mektuplar Adsız

Adressiz Mektuplar Adsız
292

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Ahde vefa

Anlat bana uzun uzun, hazan bakışlım…
Serçe yüreklim,
yaban çiçeğim…
Hamiline düşen,
ruhunun olur olmaz vakitlerde
bir mülteci gibi kaçıp gittiği
ama bedeninin kalıp da
gidemediği o duygularını anlat.
Gel…
Koy başını omuzlarıma.
Zülüflerinden bir parça bırak,
zekât niyetine avuçlarıma.
Savur saçlarını yüzümün hatlarına
ve anlat bana
en çok özlediğin çocukluğunu.
Hani ilk bisikleti gördüğün an
koşarken içine dolan o saf sevinci…
Her teyzeyi annen bilip
nasıl sevdiğini,
bir dua alabilmek için
mimiklerinden saçılan tebessümün
etrafa açtırdığı çiçeklerin rengini anlat.
Sanki ayıpmış gibi
kimseye anlatamadığın
o masum duygularını söyle bana.
Yağmurlu bir günde
annenin elinden yediğin
salçalı ekmeğin tadını anlat.
Babanın saçlarını okşayarak
söylediği türküleri
bir bir dök dilime.
Küçükken annenden öğrendiğin
dualardan bahset;
yalnız anlatma…
Oku.
Ruhumun şifası niyetine oku.
Pencere kenarında
yağmurlu sokağa bakarken
içinden geçen
kimsenin bilmediği o hisleri anlat.
Mutfağının balkonundaki saksıda
siretinin güzelliğini,
ektikçe filizlenen,
yıllar sonra nevbahara dönen
umutlarını anlat.
Hani “bu artık açmaz” dedikleri
kurumuş bir dalı saksıya dikip
sevginle suladığın,
merhametinle sardığın,
şefkatinle kucakladığın
ve günler sonra açtığını gördüğünde
kalbinle “Subhanallah” dediğin o anı anlat.
Ruhunun heybesine doldurduğun tefekkürü,
kalbinin açan gamzesini anlat.
Yağmur olup yağdığın çocukların
kalbinden alıp
gönül bahçende büyüttüğün
pamuk şekerlerin
rengini, tadını anlat.
Kaç şehir gezdiğini,
nereden gelip nereye gittiğini…
Bitmeyen yolculuğunda
kalbini güldüren,
ruhunu dinlendiren güzellikleri anlat.
Kırlarda dolaşmanın büyüsünü,
yağmur altında ıslanmanın zevkini,
sahilde kumlara yalın ayak basarken
kalbine dolan o sıcaklığı anlat.
Martıların çığlık çığlığa uçuşunda
seslerine taktığın özgürlüğü anlat.
Sesinden öptüğüm…
Sonra…
Yasla kalbini kalbime.
Yüreğini, yüreğimin astarına geçir.
Ruhunu bırak ruhumun dehlizlerine özgürce.
Benim nefesimi de al,
kat nefesine.
Derince bir soluk al
ve anlat…
İlahi emre tâbi olmak için
girdiğin sokakta
karşılaştığın hayatın zorluklarını anlat.
Gözlerinden gitmeyen buğuyu,
yüreğinde dinmeyen sızıyı…
Geceleri yastığa sarılıp ağladığını,
hiç gülmediğini,
seni yakıp kavuran görünmez ateşi anlat.
Uykunu kaçıran düşünceleri,
ruhunu daraltan geceleri anlat.
Neden gülemediğini,
zoraki gülüşlerinde bile
dudağının kenarına yapışan hüznü anlat.
İbrahimce düştüğün ateşi,
ateşin sahibine gösterdiğin teslimiyeti…
Nuhça dalıp gittiğin tufandan
hangi ayete,
hangi sûreye tutunduğunu anlat.
Göğüs kafesinde sakladığın,
herkesten, her şeyden,
hatta kendinden bile sakındığın
o kuşların
uçmaya başladığı an
aklına düşen korkuları anlat.
Hayallerini öldürenleri,
düşlerini yakanları,
umutlarını söndürenleri…
Kalbini incitenleri,
hayata küskünlüklerini anlat.
Anlat ki…
İncinmiş yerlerinden
tek tek öpeyim.
Hepsi adına
senden özür dileyeyim.
Sonra dur…
Gözlerimin içine bak.
Düşün:
Neden mutluluğu yakalayamadık?
Bizim olmayan bir mutluluğun
huzurunu anlat bana.
Seni üzdükleri vakit
başını göğe çevirip
dışına düşmesin diye tuttuğun
ruhunun kırıntısına düşen
o iki damlayı anlat.
Nadasa bıraktığın,
hasret yüklü yüreğinin
kızıl bir şafağa gebe gecelerinde
boğazına düğümlenen nefesi anlat.
Ve bil ki…
Seni;
nefesinden,
fikrinin inceliğinden,
avuç içlerinden,
ruhundan,
yüreğinden,
bileklerinden
kalbimle
yıldızlar adedince öpüyorum.
Emaneti sevdam…
Ahde vefam…

@dressiz mektuplar ✍️🤗@dsız..

Adressiz Mektuplar Adsız
Kayıt Tarihi : 25.1.2026 23:14:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!