Sessiz Diriliş: Babanın Ardından !

Mustafa Mesut Durmuş
131

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Sessiz Diriliş: Babanın Ardından !

SESSİZ DİRİLİŞ: BABANIN ARDINDAN

Mezarın sükûtu derin, feryat dindirmez sızıyı,

Kaderin kalemiyle yazılmış alındaki her yazı.

Toprağa düşen beden değil, canın en iç sızısı,

Ağlamak yetmez artık, yaşatmalı o mirası,

Gözyaşıyla değil, ihsanla silmeli her pası.

🌳

Duvarlara vurulan baş, bulamaz eski huzuru,

Yıkılan bir bent gibi dağıtır eldeki nuru.

Babalar bir çınardır, gölgesi asaletin gururu,

İsyanla değil, vakarla korumalı bu vakur duru,

Zira teslimiyetle başlar, kalbin gerçek şuuru.

🌳

"Ah babam" demek yetmez, dilde kalırsa o özlem,

Hayırlı nesil odur ki; her işi vakar ve erdem.

Ölüm bir son değil, ebediyete açılan bir kadem,

Ruhuna bir Fatiha, bir iyilik olsun her dem,

Evlat; kökü mazide olan, geleceğe uzanan bir kalem.

🌳

Hem bu dar-ı dünyada, hem ukbanın bağrında,

Babanın ayak izi vardır evladın her çağında.

Onu yaşatmak gizlidir, bir yetimin sağında,

Dualar yükselirken rahmetin o geniş ağında,

Birer kandil yanmalı, sonsuzluk kavşağında.

🌳

Zülfikar vursun dile, hakikati haykırsın kalem,

Hayırla yad edilince şenlenir mahzun her alem.

Gidenin ardından lazım olan, tükenmez bir kerem,

Miras sadece mal değil; edep, haya ve dirhem,

En güzel vefa; babanın yolunda atılan her adım, her dem.

MuMeD

Mustafa Mesut Durmuş
17.Ocak. 2015 00:10
GÖLBAŞI - ANKARA

Mustafa Mesut Durmuş
Kayıt Tarihi : 20.03.2016 06:31:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Değerli Dostlar, ​Takvimler 20 Aralık 2014’ü gösterdiğinde, İstanbul’un kalabalığını ardımda bırakıp Ankara’ya, hatıralarımın şehrine geldim. ​Aradan henüz bir hafta geçmişti ki, göğsümün tam ortasına ağır bir taş gibi babamın özlemi ve o tarif edilemez acısı oturdu. Annem her gün arıyor, sesindeki o titrek şefkatle halimi hatırımı soruyordu. Dilimin ucuna kadar gelenleri, içimde biriken o hicranı ona söyleyemiyor, kelimeleri boğazımda düğümlüyordum. ​Kardeşim ile yaptığımız o derin sohbetlerde, onun "Annemle babam bir daha Ankara’ya gelemeyecekler," deyişi hâlâ kulağımda... Normalde her şeye bir cevabı olan, tepki veren ben, bu ağır cümle karşısında sükûta gömülüyordum. Ne hikmettir bilinmez, bu sözlere itiraz edecek gücü kendimde bulamıyor, kadere boyun eğmiş bir teslimiyetle sadece susuyordum. Gördüğüm manalardan sırlar devşiriyor ama kimseye bir şey soramıyordum. ​Bir gece, sanki ruhum bedenden ayrılacakmış gibi bir sarsıntıyla uyandım. Babamın odasında, onun tüten ocağının başında, ciğerimden kopup gelen o derin feryat döküldü dudaklarımdan: "Ah Babam!" O an yüreğim öyle bir yandı, öyle bir kandı ki, bunu beşerin kelimeleriyle tarif etmeye imkân yok. ​Meğer o "Ah" nidası, vuslatın habercisiymiş. Rabbim bizi çok geçmeden kavuşturdu ama dünya sürgününde değil, ebediyet yurdunda... Önce bir Ramazan ikliminde annemi, ardından aynı yılın kasım ayında babamı asıl vatanlarına, Ahirete yolcu ettik. ​Ah Babam... Kim bilir, bu hasretin mürekkebiyle daha neler dökülecek kağıda? ​Rabbim sizleri Efendimiz s.a.a'in şefaatine nail eylesin. Rahmet-i Rahman ile kuşatıldınız; dilerim ki ilahi rahmet her daim yoldaşınız olsun. ​Sevgilerimle ve derin saygılarımla... ​MuMeD Mustafa Mesut Durmuş Gölbaşı Ankara 17. Ocak . 2015

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!