Ey perî-rû, dil-rübâ, cânım senin sevdândadır
cân-u dil mecnûn olmuş aşkının feryâdındadır
Hâr-ı hicrân içre kaldı murg-ı dil bîçâre, âh
gülşen-i hüsnü temannasından zârındadır
tîğ-ı müjgânın delip sînem, bırakmaz nefes
yâre-i aşkın ezelden bağrımın efrâdındadır
katre katre kan döker çeşm-i terim hicrân ile
damarda dâğ-ı aşkın, her nefeste yâdındadır
gül yüzün görmezsem bahârın zevki yok
bülbül-i dil nâle eyler, fikr-i gül ruhsârındadır
nâz ile cevr eyleme bu bî-nevâ âşıkına
gönül mülkü sultânı yalnız adındadır
garip, aşk ehlinin derdi devâsız sanma kim
ne derd ettinse cânâ, lutfunun imdâdındadır.
Kayıt Tarihi : 5.09.2026 08:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Gözlerim yollarda, geceler şahit takvimler susarken içimde hasret bir adım uzakta, bin yıllık gurbet hasretin koynunda ömrüm eriyor gel ey güzel, aşkımı vuslata erdir hicrânın elinde gönlüm perişan kapattığın kapıyı yeniden açtır sevdanın ortasında kaldım perişan ismin kalbimde bir mühür gibi durur her vuruşunda seni söyler bu gönül gözlerimden yaş değil, hicrân akar küllenen aşkına tutuşur bu gönül sükûtun geceme ay yıldızlar dizer bir bakışın gönlümde fırtınalar kopar divan-ı gönülde bin isyan gezer sevdanın dalgası gemimi batırır ben seni kaçtıkça içimde büyüttüm küllenen ateşe nefesimle döndüm bir ömür ardından sessizce yürüdüm son nefeste bile adını düşündüm gece iner, cihan derin bir susuşta ben susmam, içimde sesin konuşur eski bir şarkının mahzun nakaratı her nereye kaçsam yine seni bulur sevdam kapımda sabaha dek nöbette yüreğim ardından sessizce koşuyor bir yanım “unut” der, bir yanım “bekle” insan sevdiğine aşkla böyle mi yenilir?




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!