Ağaca çıkarken kırdığın dallar,
İnerken tutunacak el aratır.
Gönül heybesinde gizli vedalar,
İnsanı kendine kul aratır.
Telaş etme hele, vakit daralmaz,
Kimin ne yitirdiği bende kalmaz.
Hakikat tartısı yanlışı almaz,
Yarınlar her şeyi bol aratır.
Gidenin ardından bakma boşuna,
Gelenler kazılır sabır taşına.
Kaderin ördüğü hikmet işine,
Mevlam en hayırlı yol aratır.
Yüksekte uçarken yeri hor gördün,
Nefsinle arana bir duvar ördün.
Hangi bağın gülünü hoyratça derdin?
Gönül bahçesinde dal aratır.
Zaman bir nehir ki akar da gider,
Herkes ektiğini bir gün tekbiçer.
Bugün gülen yüzler yarın ant içer,
Gözyaşı dökecek sel aratır.
Kırdığın o kalbin ahı büyüktür,
Vicdan azabı ki en ağır yüktür.
Sanma ki bu devran böyle sürecek,
Sana söyleyecek dil aratır.
Güneş doğar elbet karanlık biter,
Zalim olan bir gün ocaksız tüter.
Mazlumun feryadı Arş’a dek yeter,
Tutunacak zayıf kıl aratır.
İnsanlık dediğin bir ince sanat,
Kırılınca gelmez yerine kanat.
Yalan dünya sana ederse inat,
Gerçek sevdalarda hal aratır.
Sırtını döndüğün o dik yokuşlar,
Bir gün karşına çıkar dertli bakışlar.
Güz biter de başlar o sertçe kışlar,
Isınmak adına kül aratır.
Garip Murat der ki; ibret al sözden,
Düşme sakın ha o nurani izden.
Vazgeçilmez sanma geçilir özden,
Toprak olduğunda gül aratır.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 16:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!