Çatlamışsa damarlarım,
Kan gölü olmuşsa,
Eteklerim...
Kimsenin suçu demeden,
Çatlatırım içimdeki kısrağı,
Bütün sancıların ilacı,
Dokunmak dokunabilmek.
İlmek ilmek..
Pusulardan geçerek...
Biz kerpiç damların,damlamasından,
Doğduğumuz odaya,sığamadığımız-dan.
Biz doğduğumuz yerde,doyamadığımız-dan,
Yorganları sırtlayıp düştük yollara.
Kalbimizin sesini duymayı,
En karanlık yerindeyiz gecenin,
Sabaha bir adım kala,
Karanlığı yara yara..
Güneş yeniden doğacak.
Umutsuzluk çaresizlik...
Kısacık konuklukta,
Adam tanımak,
Bize nasip oldu.
Adam gibi,
İz bırakmak
Başkanı bekliyormuş kapıda
Sıkılmış, Adnan da ona yakınmış
Bir çayımı içip hatır soracakmış
Geldi yine Necati
Bacak bacak üstünde
Bugün Necati geldi yanıma
Eli tokalaşırken gözleri sağda solda
Fena fiyakalı,elinde bir araba anahtarı
Belli göstermeye gelmiş kendini.0
Siyasetle uğraşıyormuş
Otuz beş kedili
Mehmet amca..
İlk kedisi öldü bugün
Ağlarken,
Kedisini severken gördüm onu.
Ocağıma bir ateş düşer
Bütün Eylüllerin sancısı
Sorgular beni.
Her Eylül’de sararır
Düşersin dallarımdan




-
Şükrü Atay
Tüm YorumlarŞiirlerinizin hepsi ayrı güzellikte, en kısa olanlar,görünenden çok daha fazla anlam dolu. Tebrikler.
Üretken kaleminize ve yüreğinize sağlık diliyorum, selamlar, saygılar...