Bıktım kanla toprak yoğurmaktan
Tükendim her gün dokuz doğurmaktan
Sesim çıkmaz oldu bağırmaktan
Kimse yok mu, kimse yok mu orada
Gün ışığı girmez yok kapı pencere
Tenine değen yelden
Ellerine değen elden
Adını söyleyen dilden
Vallahi kıskanıyorum
Yediğin ekmekten aştan
Neşe dolu bir kelamın
Sence karşılığı nedir
Göz ucuyla bir selamın
Sence karşılığı nedir
Şakacıktan çatışın
Gönlünde olmuş büyük zelzele
Kanlı gözyaşların dönmüş sele
Muhtaç kalmışsın bir dost ele
Oh olsun kendi düşen ağlamaz
Dost sandıkların bir bir sokmuş
Başındaki beyaz kar yarin teni olsa
Kanmam sana kanmam koca şehir
Gökte siyah bulutların beni olsa
Kanmam sana kanmam koca şehir
Koklamam senin çiçeklerini güllerini
Sen peteksen ben de balım
Sen çiçeksen ben de dalım
Nasıl olur diye halım
Hiç düşünme sevgilim
Sen Leyla’ysan ben Mecnunum
Bihaber olsam bülbülden gülden
Hiç etkilenmesem ateşten külden
Dinleyebilsem onu canı gönülden
Aşık olmak ozan olmak işten değil
Bel bir sağa bir sola bükülünce
Onca yorgunluktan bitkinlikten sonra
Akşam eve gitme vakti gelince
Ne yorgunluk ne bitkinlik kalır vücudumda
O uzun o karanlık yolları
Su gibi içerim bir yudumda
Sabah evden çıkarken
Uykular ne tatlı kıydım geçtim
Ayrılık ne acı içtim geçtim
Kendime dost diye kimleri seçtim
Şu kahrolası, kahrolası gurbette
Kurudu kalmadı, sevda deryası
Zaten cılız bir sesti dersin
Tam yarıdayken kesti dersin
Bir deli rüzgardı esti dersin
Kafayı takmaya degmez
İstemeden oldu dersin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!