Acıdan Arta Kalan
Son yıllarda sıkça söylenir ya,
İnsanın genetiği çözüldü diye…
Doğrudur; çözüldü belki,
Ama birkaç yılda değil,
Belki birkaç asırda.
İnsanlığın gözlerinin içine baka baka
Ruhlarını çürüttüler
Ve Gazze, yavaş yavaş sıradanlaştı.
Oysa hiçbir acı sonsuz değildir;
Filistin de ebediyen inlemeyecek.
Bir gün oraya da bahar uğrayacak.
Lakin bugün,
Ruhları çürümüş o zihinler;
Kendi vatanları işgal edildiğinde,
İşte o zaman anlayacaklar
Acının ne demek olduğunu…
Vesselam.
Muhammed Bozbey
21.04.2026
Kayıt Tarihi : 3.07.2026 17:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Acıdan Arta Kalan Gaza bulutlarının altından yükselen dumanlar, Akdeniz’in tuzuyla karışıp şehrin üzerine çökerken, Ademoğlu televizyon ekranındaki her zamanki haber bültenini izliyordu. Ekranda Gazze vardı; yıkılmış binalar, çığlık atan çocuklar ve toz toprak içinde ambulans bekleyen insanlar... Ademoğlu içini çekti, elindeki kahve kupasından bir yudum aldı ve kanalı değiştirdi. Onun için bu görüntüler artık akşam haberlerinin sıradan bir fon müziği gibiydi. Şiirde dendiği gibi; insanlığın gözlerinin içine baka baka bir şeyler çürümüştü onun zihninde de. Acı sıradanlaşmıştı. Yıllar geçti. Dünya döndü, coğrafyalar değişti, güç dengeleri sarsıldı. Ademoğlu’nun "asla bir şey olmaz" dediği, o her köşesi refah kokan kendi ülkesi ve şehri, bir sabah ansızın siren sesleriyle uyandı. Sınırlar ihlal edilmiş, gökyüzünü tanıdık olmayan savaş uçakları kaplamıştı. Ademoğlu, bodrum katındaki sığınağa kaçarken yanına sadece birkaç parça eşya alabilmişti. Dışarıdan gelen her patlama sesinde duvarlar sarsılıyor, kalbi göğsünü yırtacak gibi çarpıyordu. Birkaç gün sonra yiyecek bulmak için dışarı çıktığında, doğup büyüdüğü caddelerin birer enkaza dönüştüğünü gördü. Komşusunun evi yerle bir olmuştu. Yerde, tozun toprağın içinde bir çocuk ayakkabısı duruyordu. Ademoğlu o an durdu. Çömeldi ve ağlamaya başladı. Yıllar önce televizyonda izleyip kanalı değiştirdiği o uzak şehrin acısı, şimdi kendi göğsünün ortasına oturmuştu. Kulaklarında o eski şiirin mısraları yankılandı: Lakin bugün, Ruhları çürümüş o zihinler; Kendi vatanları işgal edildiğinde, İşte o zaman anlayacaklar Acının ne demek olduğunu… Ademoğlu, başkasının acısına kör kalmanın bedelini, aynı acıyı kendi evinde tadarak ödüyordu. Gözyaşları toprağa damlarken, o çürüyen zihninden geriye sadece çıplak ve amansız bir gerçek kalmıştı: Acı, paylaşılmadığında sırasını bekleyen bir fırtınaydı. Ve şimdi fırtına onun kapısındaydı. Muhammed Bozbey 21.04.2026




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!