Kelime kelime dizilmiş satırlar,
Sığmaz metinler taştı bütün sayfalar,
Fezaları aşacak ulu sedalar,
Aç perdeyi de fırla sen o sahneye.
*
Başlangıç sözlerin sardı tüm arşı,
Mecazın ipini kessin bizim çarşı.
Gemiler duruyor okyanusa karşı,
Çekmişler demirlerini boş limandan.
*
Çınlasın ufuktan ön sözün şarkısı,
Beyazlık dolsun tüm mekanın arkası,
Parlasın ışık, siyahın yok şakası,
Şafakları aşsın çizilen rotalar.
*
Hecelensin şimdi, mısralar kervanın,
Ufuk üzerine serilsin al kanın,
Buz kutuplarda eriyor bak o canın,
Aşıp tüm karaları parlasın güneş.
*
Ufuk ötesinden parlasın meşale,
Çözelim çizginin sırını kalemle,
Denizlerden taşarak aksın şelale,
Titresin heceler alimin zihninde.
*
Öncünün peşinden aşılsın hep dağlar,
Mesafe ufalıp erisin kumsallar.
Seferin ateşini sarınsın çağlar,
Dökülen terleri silsin o bilginler.
*
Kumdan arındıralım deniz tuzunu,
Gökler silkelesin bulutun tozunu,
Şimşekler çakarak boğsun loşluğunu,
Vadiler arasında essin rüzgârlar.
*
Demirciler silsin örsün pasını,
Coşkuyla yaksınlar ateşin harını,
Fırlasın sıcaklık eritsin narını,
Kalıptan dökülüp belirsin şekiller.
*
Çizilsin bir harita kağıt sathına,
Pusula yön seçip şaşmasın bahtına.
Rüzgar geçsin geminin kaptan tahtına,
Dalgalar köpürüp dövsünler sahili.
*
Sıcaktan erisin zirvenin buzulu,
Nehirler taşarak bozsun tüm huzuru.
Toprağın bağrından atsınlar tozunu,
Çatlayıp tohumlar bürüsün ormanı.
*
Çıkılan mesafe hedeften çok kopuk,
Alanlardaki tüm o limitler bozuk.
Çizgiler belirsiz ufuklar da donuk,
Akıllılar bilmez denizin dibini.
*
Kıtalar bölünüp oluşmuş adalar,
Ateşi saçıyor patlayan volkanlar.
Küllerin dibinden belirmiş kayalar,
Eriyen lavları durdursun bilginler.
*
Tufanın şiddeti delsin tüm gökleri,
Tarihin kalemi yazsın heceleri.
Mizahın hocası çalsın mayaları,
Fezada açılsın aydınlık perdeler.
*
Mektuplar dizilip uzasın hep fikir,
Satırlar boyunca söylensin bu zikir.
Öncünün bakışları kalmasın hakir,
Asırlar takılsın kalemin ucuna.
*
Fırçanın ucunda parlasın hep boya,
Tuvalin cüssesi yesin doya doya.
Çizilen tasarım gerçekten bir oya,
Sanatın ışığıyla parlasın devran.
*
Destanın hecesi okunsun hep hürce,
Meydandaki bilginler sanki börülce.
Kürsüye çıkanlar konuşsun özgürce,
Zihinlerine dokusunlar bilgiyi.
*
Göktaşı düşünce açmış derin çukur,
Kıvılcımı saçıyor çöldeki uçkur.
Dökülen alev kaynıyor fokur fokur,
Sarmış şafakları bir kırmızı bozkır.
*
Mevsimler dönerken kırsınlar buzulu,
Laleler parlıyor koyunlar kuzulu,
Arı uyuyor peteğinde huzurlu,
Rüzgarla raks ediyor al kelebekler.
*
Seferin rotası şimdi şekillensin,
Dağların ardında koşular yapılsın.
Sınırlar geçilip kıtalar aşılsın,
Meydanlardaki tüm atlar şaha kalksın.
*
Kentlerin ortası kuleyle dolsun hep,
Sokaktaki beşeri deliyor boş cep,
Atların toynağında çınlıyor bak def,
Konukları saklıyor han odaları.
*
Planetler uzayda çeviriyor turlar,
Galaksi ucunda diziliyor kurlar.
Meteor yağarken kırıldı onurlar,
Evrenin döngüsünün şaştı hesabı.
*
Demirci örsünde dövülsün çekiçler,
Tunçların cidarından taşıyor meçler.
Heykeller dikilip verildi demeçler,
Müzenin salonunda korunsun tarih.
*
Masanın ahşabındadır tüm metinler,
Açık sözlüklerde anlamsız doktrinler,
Mantığı kuruyor o uzayan cümleler,
Yıkıyor kıtaları ürünsüz zekan.
*
Başlangıç cümlesi geldi son limana,
Şimdi geçilsin artık asıl oyuna,
Perdeyi çekip oynasınlar boyuna,
Sahnede sunsun sanat ana rolünü.
Kayıt Tarihi : 11.06.2026 14:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!