Sen kimsin de, mehdiliğe soyundun?
Kalkmış sanki, Hasan Sabah kabrinden!
Besbelli ki, derinlerden doyundun!
Aday oldun mürşitliğe (!) her dinden(!)
Sen ki; resmen bir gedikli delisin!
Ne de çabuk usandın, sen kulluktan Mehmed’im?
Şereflenir taat’la, insanoğlu bilesin!
Daim ol ki; o yolda, Hakka abid ve hadim;
Huzur ile yaşayıp, iman ile ölesin!
“Öğretmen! ” de ne demek; vazifeli kişiye?
Öğretmeye mecburdur, Haktan korkan muallim!
Hayırlıyı ders vermek, farzken erkek, dişiye;
Niye halka ilim’i, öğretmesin bir alim?
Yeter artık dem vurma, her leyli de Leyla’dan!
O, leyl’lerin sultanı, Leyla değil, Mevla’dır.
Niye dilin söz etmez, Malikü-l mülk Mevla’dan?
Bence sana evladır, her dem Mevla’n, Leyla’dan!
İsyan edip Rabbine; hak eyledin laneti;
Bin çarpı binler ile, lanet sana kör şeytan!
Nasıl yaptın nimete, o malum ihaneti?
Milyarlar diller ile, lanet sana kör şeytan!
Meleklere hocaydın, hem alimdin hem fazıl;
Teneşir paklayamaz, kırktan sonra azanı!
Düsturu altüst edip, gel zorlama izanı!
Hiç çıkar mı kalp kiri, maddi sabunlar ile?
Asiyi tövbe paklar, kurma boşa kazanı!
Dolaş, dolaş olduk birer kördüğüm
Basiretle, budur benim gördüğüm!
Kur’an ile çözülmese düğümler;
Her problem, olur birer kor düğüm.
Zaman ahir zamandır, hız kazandı sınavlar;
Hele, hele kadınlar; çok zorluyor beşeri!
Her şey ile imtihan, her safhada sınav var;
Ve bir kısım nisa’lar; tevlitteler çok şerri!
Etmiş arzı istila, ardan yoksun kişiler;
Zahir iken hal-i arz;
Gülünür mü be evlat?
Arzı sarmışken maraz;
Gülünür mü de evlat?
Hele bak bir beşere!
Gitmediysen Rabbine, tevbe için dün yine;
Fırsat kaçtı diyerek, düşme asla yeis’e!
Çünkü seni o her an, davet eder kendine!
Et davete icabet, yap isteği ne ise!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!