Sanki bir nebi görmüş gibi rüyayı zannımı vahiy nefsimi kurban bildim. Bıçağa yaslı yaşıyorken dünyayı Cebrail inecek gibi bekledim. Boynumda kan sıcaklığı ayılttı beni. Bir aldanış ne kadar büyükse dedim o kadar büyüktür elbette kefareti. Solacaktı hayat ve açılan her kapıyı arkasına yenilgi yaslayarak örtecektim.
Yürüdüm yarasaların sesleriyle karışık çirkinlikte haykırışlar yön verirken aşka. Ah o aşk ki şu kürenin zehirle barışık sefasına inat yol yordam istiyordu. Varamadım bir yere yalnızlıktan başka çünkü her dil öteki için konuşuyordu. Ahde vefa cesaret iyi niyet ve saflık anladım başıma bela örgülü şapka. Ve aklımda her şeyi bulandıran tuhaflık
Ben miydim duasıyla yağan yağmurun altında ıslanmaktan şikayet duyacak? Heveslenip kendini bıraktığı uçurumun gövdesinde tutunmak için dal arayacak? Geçti devran bitti rüya kesti bıçak. Bana kaldıysa şimdi son yakarış kalmıştır hatalarla kurulu pişmanlık surlarında. Ne düşmüşse payıma eğilip toplamaktır hayal kırıklığının kaskatı toprağında.
dilinin peşinde durmadan
hayıflanılacak ölüm, ısırılacak yumruk
umut olmak için herkesin terkisinde
jiletle imliyor bütün yönleri
kendi olmaktan başka her şeyi deniyor
rengi kırık, heceleri kızılderili ayini
I
yine dinçlik beklerken
düş ölüleri dökülüyor güne
hevesler ağartan vaktin
aydınlığı kaçırıyor rahatımı
- Metin Öztürk’e -
dilimizden dökülen nağmeler kement
küfürler pusula sokaklarında
umduk ki az devlet kokacak bu kent
yaşamak yeşerecek boyun bağlarında
hevesinden yola çıkan siyah atlar üstünde
karışınca kılıç artığı ruhların arasına
kurudu anlam sarmaşıkları
gülünç geldi toprağa sadakati güllerin
sanıyordun yapma çiçekler saklıyor kokuları
- Ersin Yılancı’ya -
bize düştü hayattan koparmak uysallığı
gerçekten damlayan kanı biz içtik
yüzümüzdeki iz masumiyet allığı
kim vefa gösterse onun için ölecektik
meşhur bir yanılgı olsa gerek ya da mecburi seçenek durduğu ârâf
her günü elektrik sancısıyla yaşamak ve yüzyılı yanılsamayla tavâf
gecikmediğinin farkına varabilse tel örgülere asılmayacak ruhu
alacak hazzını tayin edilmiş vaktin bilecek soylu yön hangi taraf
naftalin kokuyor çocuklukta duranlar
gün ortası yarın kadar uzakken
balonları ellerinden kaçıyor
böyle başlıyor söylence serçeler ürperirken




-
Sami Evren
-
Gülten Kavas
-
Abdulbaki Akpınar
Tüm YorumlarAbdullah Çevik’in Zamanın Kırılgan Suları adlı şiir kitabı, hem içerik hem de biçim bakımından modern insanın ruhsal, toplumsal ve duygusal kırılganlıklarını büyük bir şiirsel olgunlukla işleyen, katmanlı ve etkileyici bir eser olarak öne çıkar. Tüm şiirleri merkeze alarak bu kitabı edebi, felsefi, ...
Sana ulaşmaya çalışıyorum ama neden bu kadar zor?
şiiri ve şairi tanımak için gereğince emek harcamak gerektiğini öğretiyor insana. yorgunluğumuz yol yorgunluğu kavuşunca hafifleyen ama bitmeyen. şiir okumak için abdullah çevik okumak gerekiyor çoğu kez.