Tozdu.
Yağmur yağdı.
Çamurlu yollardan geldi aklıma.
İnsanlık borcu,yazmasam olmazdı.
Ankara’nın erimiş,terli yaz günlerinde,
Annesi,bir daha bırakıp gidersen yalnızlığımı,
Tek başıma bakamayacağım.
Bir suratsız kalabalığın ortasına,
Anda koyup kaçacağım,bir anda.
Gözleri yaşlı,elleri soğuk,hıçkırarak arkamdan bağıracak.
Dönüp bir kez olsun sarılmayacağım.
Antikacı rafında tozlanmış
porselen fincandan
hayallerim var sevgilim.
Pirinç şamdana
arkadaş.
Bir masada
An,kaçırıp götürürken çocukluğumuzu
Zaman,geçen günlerin hatırına dizinde sallıyordu
Zevkle verdik bir parçamızı gidene
Yerine bir parçasını çektikte içimize
Ayrılık denmez buna
Kalbimin bu gece duracağını bilsem
Söyleseler saat 03.13 te duracak diye
Her akşamki gibi hüzünlenir
Bir kadeh fazladan şarap içer
Usulca dalardım uykuya
Son saatlerimde uyanık kalıyım
Kestim göğsümü
Yüreğimi gözlerinin kuyusuna bıraktım
Gece ay vurunca kuyundaki yüreğime
Bembeyazdı gözlerin
Aya bakıp yüreğimi gördün
Bir ben deyişi ile
cebinden çakmağını çıkarıp
ucundan yaktı geleceğin
diğer cebindeki uzun ömrün
kadife teminatı altında
sandalyenin ayağı çıtlayınca
kalkıp evin perdelerini kapattı
Vermişim gönlümü bir güvercine
Alır götürür beni buradan oraya
Karnı acıkır güvercinimin
Cami avlusunda buğdaya bakar gözüm
Susar güvercinim
Çeşme başına gelir izlerim akan suyu
Bilirim kabuğudur yarayı taze tutan
El dokunur acımaz da
Çirkin görünür bakana
Ki ben nerede bir yağmurla karşılaşsam
Kaldırırım dişimi sıkıp kabuğumu
Belki özlediğimden tanıdık acıyı
Ne gökte ne yerlerde gözlerim
Çok gidesim var ama en çok kavuşmaya
Merhabadan başka kelimeler lazım bazen
Uzun uzun anlatmalı bir sebep istenmeden
Geleceğin hesabı yapılmadan geçmişin hatırına da değil
Bir o kadar da yeri gelmişken...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!