Sıkıcı bir gündü,
efkar dağıttım sokaklarda,
uzandım sahile,
ufka bakım banklarda,
ne denizin mavisi,
ne meltemin esintisi,
Bu gün dolaştım sahilini,kıyı boyu,
uzaktan izledim,mavisini,
o yeşil koyu,bu şehrin,
Ne gençler ne insanlar gezerdi,
kimi yaşlı, kimi genç,
kışkırtıcı bakıyordu,iri mavi gözleri,
deli ediyordu beni,
deliii.,,,
arada bir dudak büküşleri,
o yarin! .
Kime bu ağıtlar,herkes durmuş ağlar,
Göz yaşı sel olmuş,sesler yürek dağlar,
Ben çoktan ölmüşüm,yazıktır sizlere,
Beden toprak oldu, duymaz sizi taşlar.
Huzur verin bana,kara toprak ana,
Nedir bu olanlar, millet sokaklarda durmadan
Irz namus koruyan, polis taşlanmakta durmadan,
Düşman mı karşında, taş atarsınız siz söyleyin,
Onlar da sizlerden, bilirsiniz siz de, yapmayın.
Biz birlikte kurduk birlikte hür olduk bilirsin,
Ahmet.
Sürdü atını dereye.
Dere kızdı, sular coştu köpürdü,
ve gökyüzü kızardı birden.
Kızdı sonra şimşek.
çaldı kılıcını kayalara ağaçlara.
Yaş almış beş, geldik yolun sonuna.
İnişe, geçtik,
Her gün, biraz daha yokuştan.
Vücut yorgun, gönül yorgun,
Yüzlerimdeki, derin çizgiler zamanlardan,
Çektiğim acılardan.
Ne demiş bir bilen,
Dene insanı.
Kumarda ya da meyde,
bakır mı, altın mı,
görürsün denersen.
Nerede sahibi,
Hazana dönmüş bahçeler,
Gülleri perişan,
Bülbülleri başka bahçelerde,
Eder sabaha dek figan,
Hallaç pamuğunda savrulur durur gazeller,
Şeyhtir dedim girdim şah kapısından,
Ya Rab dedim aşk biçtim sofrasından,
Piştim durdum geçtim gönül yolundan,
Yetmez dedi pişsem de gönül şeyhim.
****
Derman buldum çare dedim derdime,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!