Sessizlik bir yalanla başladı, o ilk fısıltıyla,
Zamanın çarkı bozuldu, o sahte gülüşle, o sızıyla.
Herkes "neden?" diye soracak, bu sahne neden bu kadar net?
Her ilmekte bir ihanet var, her dizede bir nefret.
Bakma öyle boşluğa, bu sadece bir sayı değil,
Diz çöken bir ruhun önünde, sessizce bir eğil.
Sarsılan bir güvenle açıldı o ilk derin yara,
Zihni kemiren kuşkuyla boyandı her yer karaya.
Sızan bir yalan ruhun en kuytusunu uyuşturdu,
Can çekişen umut, son nefesini o an durdurdu.
Kırılan gurur feda edildi o sahte sevgiye,
Sadakat dağıldı yerde, bin parça bir ayna diye.
Zifiri bir yalnızlık itti seni bu kanlı kadere,
En ağır bıçak saplandı sadakatsiz o taş kalpten içeriye.
Korku nefesini kesti, sekiz kat çöktü üzerine,
Soğuk terler karıştı, o camın keskin izlerine.
Ellerin kanarken yüzünde hala o garip tebessüm,
Kırık aynada saklı kalmış, senden son bir bölüm.
Çünkü gitmeden hemen önce, en son sen baktın ona,
Bu son gülüşün şifresi, saklı kaldı o büyük sona.
Hesap kapandı artık, ne bir eksik ne bir fazla,
Biri toprakta, diğeri ölü bir ruh bu enkazda.
Sekiz yara bedende, iki kayıp ruh bu loş odada,
Toplamda On eder; bu en kusursuz, en sessiz veda.
Kayıt Tarihi : 12.1.2026 10:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!