15 Temmuz'un Sessiz Nöbeti
80'de bir çocuktum...
Tank seslerinin, fısıltıyla konuşulan gecelerin,
perdelerin sıkıca örtüldüğü iklimde büyüdüm.
Büyüklerin gözlerinde korkunun,
dillerinde "aman evladım" nasihatinin izlerini gördüm.
Yıllar geçti.
Kimi zaman inancından dolayı,
kimi zaman vatanını sevdiği için,
kimi zaman başörtüsü, kimi zaman fikrinden
insanların kapılardan çevrildiğine şahit oldum.
Üniversite koridorlarında umutların eksildiğini,
kamu dairelerinde sessiz gözyaşlarının aktığını,
nice kabiliyetli insanın yalnızca kimliği sebebiyle
ömründen yıllar kaybettiğini gördüm.
Bu millet her defasında
yeniden ayağa kalkmayı bildi.
Küllerinden doğan bir çınar gibi,
köklerinden aldığı kuvvetle
yeniden göğe uzandı.
Tarih bana şunu öğretti:
Bu topraklarda yalnız cephelerde değil,
iradeye karşı da nice mücadele vermiş.
Milletin sözünü susturmak isteyenler,
üniformanın gölgesine sığınabildiler;
sandığın üstüne vesayet kurmaya çalıştılar.
Fakat hiçbir gölge,
ebediyen güneşi örtemedi.
Asırlar boyunca bu millet
devletini ayakta tutabilmek için
çok ağır imtihanlardan geçti.
İç çekişmeler gördü, darbeler gördü,
vesayetler gördü, muhtıralar gördü.
Her nesle, hürriyetin bedelini yeniden hatırlatan
zor yıllar bıraktılar.
Fakat bir gece geldi...
Takvimler on beş Temmuz'u gösterirken,
meydanlara yürüyenlerin elinde
ne makam vardı,
ne rütbe,
ne de bir ikbal hesabı.
Yalnızca bir bayrak,
bir ezan,
bir vatan,
ve "bu devlet bizimdir" diyen
vakur bir yürek vardı.
O gece,
kimi secdeden kalkıp meydana koştu,
kimi şehadet duasını diline doladı,
kimi evladını öpüp helallik istedi,
kimi de hiç dönmeyeceğini bilmeden
karanlığın üzerine yürüdü.
Şehitler,
yalnızca canlarını değil,
milletin iradesini de emanet bıraktılar bize.
Gaziler,
yalnız bedenlerinde değil,
hafızamızda da silinmeyecek izler taşıdılar.
Onların sessiz vakarı,
bu toprağın en gür seslerinden biri oldu.
Hiç kimseye kin beslemeden,
hiç kimsenin hukukuna göz dikmeden,
yalnızca hür bir memleketin kıymetini bilen
bir evlat olduğunu haykırdı millet.
Toprağını, bayrağını ve milletini sevdiğini gösterdi.
Emaneti koruyup, aileyi yaşatmak,
ecdadın duasını geleceğe taşımak olarak bildiler.
Adaletin yanında durup,
kul hakkından sakınan,
yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevmeyi bildiler.
İşte bu yüzden,
on beş Temmuz
yalnız bir tarih değildir.
O gece,
iki asra yaklaşan darbeler ve vesayetler zincirine karşı
millet iradesinin meydanlarda yükselen cesaretidir.
O gece,
tankın karşısında duran çıplak ellerin,
silahın karşısında dimdik duran imanın,
korkunun karşısında sükûnetini kaybetmeyen
aziz bir milletin destanıdır.
Ve biliyorum ki;
Canını hiçe sayarak halkını hakkını savunmaya davet eden liderin
Meclisinde korkusuzca dimdik duran vekillerin
fitnecilerin gemisine ve uçağına binmeyen
tüm şerefli kamu mensuplarının gür sadası
daim hatırlanacak.
Şehitlerin hatırası yaşadıkça
bu bayrak inmeyecek.
Gazilerin duası sürdükçe
bu ezan dinmeyecek.
Millet kendi iradesine sahip çıktıkça
vesayet yeniden kök salamayacak.
Rabbim,
bu vatana bir daha kardeşi kardeşe kırdıracak fitneler gösterme!
Bu millete,
adaletten ayrılmayan yöneticiler,
vicdanını kaybetmeyen nesiller,
vatanını menfaatinden üstün tutan evlatlar nasip et.
Geçmişi unutmadan,
geleceğe hikmetle yürüyelim.
Şehitlerimizi minnetle, gazilerimizi şükranla analım.
Allah'ım
Bayrağımızı hür,
ezanımızı daim,
devletimizi kaim,
milletimizi aziz kıl.
Âmin.
İbrahim Oral EmulKayıt Tarihi : 15.07.2026 14:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!