Kaç sevdanın sâlâsı verildi saba makamında bu kentte/
Kaç aşkın cenazesi kalktı bu musalladan/
Kaç seven gidenlerin ardından saç baş yoldu/
Kaç aşık helallik makamında terkedenlere hakkını haram etti/
Kaç yüreği yanan, gidenlerin kabrinde mum dikti/
Kaç göz yaşı teselli etmeye yetmedi yetim kalan yürekleri/
Kurdu bu iğrenç tezgahı kan damlayan kirli eller,
Altta çimenler ezildi,üstte tepiştikçe filler,
Yıllardır tabutların üstünde açtı karanfiller.
Türk-Kürt diyerek haince ayırıp durdular bizi,
Kör kurşunlar sıkıp can evimizden vurdular bizi.
...
Semaya doğru kaldırıp yukarda tutarak,
Dua etmekten karıncalansın ellerimiz.
Nedâmetle Hakkın divanına giderek,
Mahv lisanıyla içerde dönsün dillerimiz.
...
Tohumlarını kalp tarlasına attığımız,
Karanlık gece sabahını,
Bekler gibi seni bekliyorum.
Gün görmemiş mazlum felahını,
Bekler gibi seni bekliyorum.
Körpe sevdama inen bir hançer,
Benim kadar seven var mı bilmem ama,
Hasretin narıyla yanan öz bendedir.
Çiğ sevdalar atılsın ki gönül potama,
Onları ateşiyle pişirecek köz bendedir.
...
Küskünüm yar’e hıçkırıklarımı duymadı diye,
Yine ayrılık ateşiyle yaşarıp,
Ardından ağlayan gözler bende kaldı.
Hüznün hasret kokan bağında yeşerip,
Bülbüller ağlatan sözler bende kaldı.
...
Ömür boyu mutluluklar diliyorum,
Şah'a kalkmış asil kır atların izini sür,
Her karışı tarih kokan şu Palandökende.
Sen hele gelip Erzurum'u bir de kışın gör,
Ejder tepesine duman duman sis çökende.
Bayrağımın,yıldızına göz kırpan,
O hilal kaşı kadar sevdim seni.
Koca gövdesine tekbirler çarpan,
Söğüdün yaşı kadar sevdim seni.
...
Hayran kalır güzelliğine bakan,
Beni nereye kadar seveceksin?
Aşkımdan bıkacaksın biliyorum.
Belki hakaret edip söveceksin,
Dünyamı yıkacaksın biliyorum.
...
Elvedâ sözün gidecek ağrıma,
Kalenin burcunda bülbüller öter,
Şaire ilham verir bu görüntü.
Şöyle uzaktan bir an görse yeter,
Şâire ilham verir bu görüntü.
...
Ruha huzur veren çayın sesidir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!