Bizler çocukken zillere basıp basıp kaçardık. Komşu teyzeler, amcalar, kapıda kimseleri göremeyince, haliyle bize epey kızmışlardır o tarihlerde; çocukluk işte ne yaparsınız? Zil çalmak deyip de geçmeyin, çok önemli ve hayati bir meseledir zil çalmak. Eğer ki gece yarısı bir ihtiyaç için komşunuzun zilini çalacaksanız on kere düşünürsünüz, çalsam mı çalmasam mı diye... Bazı zaman eve gelirken çok sıkıştı iseniz, zillere peş peşe basar, evdekileri biraz heyecana kaptırırsınız...
Bir çok zil de klasik zil sesinden başka sesler vardır; kuş sesi gibi, kahkaha gibi... Zile basıp da öyle güzel sesler gelince içeriden, insanın zile bastıkça basası geliyor... Tabi durmadan basarsanız o güzel zil sesini duymak için, içeridekiler de bunalabilir... Şimdi çoğu evlerde güvenlik açısından görüntülü diyafon denen aletler var, o da kolaylık tabi, kapınıza geleni görüyorsunuz...
Çok yaramaz kız çocuklarına Zilli diye isim takarız. Bir zaman adı bile akıldan çıkar o yaramaz mini mini bebelerin... Çocukken yaramazlık yapsınlar yapacakları kadar, siz de fazla kızmayın canım, nasılsa büyüyünce o Zilli durumundan illa ki kurtulacaklardır... Yaramaz da olsalar pek bir severiz biz bu Zilli kerataları... En nihayetinde bizim çocuklarımızdır...
Köçekler, dansözler, ellerine zil takıp oynarlar... Eskiden tek kanallı televizyonlarımızda, yılbaşını hasret ile özlem ile beklerdik ki Nesrin Topkapı ablamız zilleri takıp oynayacak diye kilitlenir idik o beyazcama, o günkü eğlencemiz de oydu... Ne yaparsınız?
Elinle yaptın boyunla çekecen,
Ne etseler mutlak boyun bükecen,
Analıktır kötü olur dediler.
*****
Ben istedim huzurlu mutlu hane,
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta