bir bakıyorum
elimde bir kalem
baktığım bütün yüzlere gözlerini çiziyorum
iki asır arasına bir çizgi çekmişim
sürgünümden çıkıyorum
Gözlerinde
Bir eğreti bakış
Uzak bir dalış
Kaybettiğini arar gibi
Kendini sorgular gibi
Geçmişine hatırnaz
bayramda erkenden kalkıp
beyaz sirke ve arap sabunu ile
yerleri siliyorum
eski sabahların kokusunda
bir çocuk uyanıyor
bir yar kıyısında
sarı mor çiçeklere karışmışız
avucumuzda demli çayın sıcağı
eski bir rüyaya dalmışız
iki göz odada
halı yastıklar divanların sırtında
eğilip dizlerinin üstünde
bağla umudunu
bir askerin tozlu postalına
soğuk bir heykelim taştan,
yollar, çatlak yokuşları tırmanıyor;
saatler sünüyor bir uçtan...
kadim bir ayak sesi girer önce
kentin harabe kapısından;
Bugün
senin büyüdüğün mahalleye uğradım.
Fötr şapkalı
hiç evlenmemiş Galip amca
ve kız kardeşlerinin yaşadığı
ninniler söylüyorum
içimdeki çocuğa
ayaklarımda gümüşten halhallar çınlayacak
kuytu bir köşede
desturların arkasındayım
ben bu gece
saat tam on ikide
arka bahçedeki büyülü eşikte
kuş tüyünden bedenimle
gökyüzüne bakacağım
Gazzeli çocukların gözleri
yeşil ve siyah
göklerde asılı kalmış bir ah
kendi köklerinde ezeli tutsak
cennete yakın, düşlere uzak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!