Ben bir zamanlar,
Yoğurdu üflemeden yerdim.
Dostlar sofrasında,
Kadehimde zehir olsa içerdim.!
Şimdi ise..
Gittiğim, oturduğum her yerde
Sırtımı duvara dayarım...
Kalktığımda
Ayakkabımı giymeden,
İçinde cam kırıkları ararım.
Arkamdan gelen gölgemde olsa,
Döner yine bakarım...
Heleki..
Bir insan çok yalakaysa,
Çok konuşup,hep kendini anlatıyorsa
Anında kırmızı ışık yakarım..!
Ben hic gocunmam,
Fikirlere sonsuz saygı duyarım
Bilmediğimi bir bilene sorarım
Bazen pipiriklensemde..
Huzur bozulmasın diye,
Salağa bile yatarım.!
İşte...
Bütün bu karamsarlığı,
Bu şüpheciliği hayat öğretti bana
İş işten geçmiş olsa da;
Tedbirli davranmayı,
Borçluyum yediğim onca kazığa.
Borçluyum"İşte bu"deyipte sarıldığım,
Kardeş bildiğim yüzlerce insana.
Kalıbına bakıpta..
Adam sandığım zavallılara..!
Kimse..
Üzerine alınmasın ama;
***Ben artık..
Yoğurdu üfleyerek yiyorum.
Dostlar içinde gezerken bile,
Sırtıma çelik yelek giyiyorum..! ***
Zaten sözüm;
Çıkarcı,menfaatcı,kötü insanlara..!
21.03.2017
Mahmut Mücahit ÖzdemirKayıt Tarihi : 21.03.2017 18:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Karşılığını kaybettiklerimle ödediğim, 'hayatın bana öğrettiklerini 'anlatmaya çalıştığım bir şiir..




eksilerek tamamlanıyoruz bir anlamda... bir yandan kaybediyor diger yandan öğreniyoruz acı acı... her gülüş samimiyet ifade etmiyor ne yazık ki...
dost seslerin çoğalması daim sevdiklerinizle bir arada olup rahatça koltuğa yaslanma zamanı...
çok doğal akıcı harika bir şiir daha okudum sayfada...
gönül dolusu tebriklerimle...
daim saygı ve sevgiler...
TÜM YORUMLAR (1)