Zamansızın Eşiğinde... Şiiri - Hasan Bel ...

Hasan Belek 2
539

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Zamansızın Eşiğinde...


​Avuçlarımda birikmiş asırların yorgun kumu,
Parmak uçlarımdan dökülüyor ağır ağır.

Hangi kıyıya vursam, deniz o eski hatırayı fısıldıyor;
Gökten inen gümüş bir iplik gibi,
Kendi düğümünü çözen kördüğüm...

​Bir dağın kalbine misafir oldum dün gece,
Taşın sabrını dinledim, toprağın derin uykusunu.

Kökler ki, yerin altında sessiz birer nehir,
Dallara yürüyen o gizli sızı,
Bir yaprağın düşüşünde saklı koca bir kıyamet.

​Bakma öyle uzaklara bakışın deler geçer zamanı,
Şimdi vakit, aynadaki yabancıyla barışma vakti.

Kendi gölgemizi çiğnemeden yürümek,
Ve bir kuşun kanat çırpışındaki o mutlak hürriyet;
Ne mülk ne makam, sadece o sonsuz boşlukta bir nefes...

​Gökyüzü, boyanmamış bir tuval gibi beklerken bizi,
Biz hangi renklerin esiri olduk böyle?

Mavinin derinliğinde kaybolan fırtınalar,
Ve sükûtun içinde patlayan o devasa çığlık.
İşte orada, kelimelerin bittiği o ince çizgide,
Yeniden başlar asıl şiir.

​Dursun dünya, varsın dönsün felek kendi ekseninde,
Biz, bir harfin içine dünyaları sığdıranlar,
Bir bakışın kuyusunda boğulup,
Bir gülüşün vahasıyla can bulanlarız.

Vade dolup, kalem kırıldığında bile,
Rüzgârın taşıdığı o tek dize kalacak geriye:
"Geldik, gördük ve sevdik; geri kalan sadece sessizlik."

Hasan Belek
Akçay

Hasan Belek 2
Kayıt Tarihi : 2.3.2026 16:54:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!