Bilmediğim bir dilde unutmak istiyorum seni. Duymadığım bir melodiyle eşlik etmek istiyorum seni terkedişlere. Yaşayamadığım sana dair hayallerin; ayaklarımın önüne yıkılışı ile bir başımayım. Yıkık bir şehirde ki harabe olmuş bahçemde ayaklandıramadım geriye kalan son begonyayı ve bir günaydının naçizane ışıltısınıda ağırlayamadım odamda. Tebessümleri yerle bir eden kurşun sonrası her ne kadar feryat varsa o kadar yalnızlık çöktü odamın duvarlarına. Bir köşesinden aşağı düştü seninle olan sensizliğimin tablosu. Senden sonra mevsimler birbirine karıştı. Hiç bir umut kapımı çalmaz sanırım yönünü şaşırdı. Tam yirmi yaş aldım sen gittiğinden beri hayattan. Üstüne koya koya neler verdim yirmi yaşa karşılık. Bana baktıkça dolan çağresiz gözleri annemin, dostlarıma benden geriye kalan suskunluklar. Seni hatırlatan ve hiç bir cümlede kullanmadığım kelimelerin vebali ile kalakaldım öylece. Nasıl anlatılır bilmiyorum, kelimeler de vazgeçiyor benden böylece…
Bir Eylül geçiriyorum temmuzun ortasında. Bakmayın boş gözlerle nolur anlayamazsınız. Bir Eylül geçiriyorum temmuzun ortasında , dışarıda yağmur bardaktan boşanırcasına. Bir Eylül düşünün temmuz ortası. Yağmur damlası misali camıma çarpmışcasına. Bir Eylül var avuçlarımın arasına göremezsiniz. Yağmura dolmuş , toprağa konmuş , açık penceremden odama dolmuşcasına.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!