Yusuf'um
Bir rüya gibiydin geldi de geçti,
Rabbim en güzelini aramızdan seçti.
Ruhun bu dünyadan göklere göçtü,
Kuş olup uçtuğun cennet oldu Yusuf.
Hasretin yürekte harlanan ocak,
Peygamber açmış bak sana kucak.
Adın dillerde hep anılacak,
Tarihe yazılan canın oldu Yusuf.
Bir rüzgâr esti ki sordu adını,
Gökler selam durdu, aldı canını.
Bıraktın yarıda gençlik çağını,
Yüreğe gömülen köz oldun Yusuf.
Odan sessiz şimdi, eşyan yerinde,
Bir derin sızı var can evimizde.
Gülüşün saklı kaldı gözlerimizde,
Bitmez bir hüzünlü söz oldu Yusuf.
Al bayrak üstüne ne güzel uymuş,
Melekler saf tutup adını duymuş.
Vatan dedikleri meğer buymuş;
Gittin de bitmeyen anı oldun Yusuf.
Uykusuz geceler, bitmeyen yollar,
Seni fısıldıyor şimdi dualar.
Ardından dökülen sessiz yaşlar,
Gözümüzden düşen yaş oldun Yusuf.
Yarım kaldı şarkın, yarım kaldı düş,
Yüzünde o son, o masum gülüş...
Bu gidiş dünyaya sığmayan gidiş,
Bağrımıza basılan taş oldun Yusuf.
Bir sessizlik çöktü, sustu sokaklar,
Adını saygıyla andı topraklar.
Sana yoldaş oldu yeşil yapraklar,
Cennetin bağında gül oldu Yusuf.
Doyamadı dünya senin gencine,
Rabbim sarsın seni nurlu sevgine.
Ruhun ulaştı ya Peygamberlere,
Göklere uzanan yol oldun Yusuf.
Bir feryat yükselir can evimizden,
Gülüşün silinmez gözlerimizden.
Kan damlar inan ki sözlerimizden,
Gittin de içimde kış oldun Yusuf.
Odan karanlık, fistanın kanlı,
Bu kara haberi alan feryatlı.
Daha çok gençtin, ömrün baharlı,
Toprağa dökülen yaş oldu Yusuf.
Yutkunamam artık, lokmalar zehir,
Gözümün yaşıyla kurudu nehir.
Sana dar mı geldi bu koca şehir?
Bağrımı eriten taş oldun Yusuf.
Tabutun geçerken yandı ciğerim,
Ben bu kara dertle nere giderim?
"Kardeşim" dedikçe solar yüreğim,
Bitmeyen sessiz bir yas oldun Yusuf.
Aylar, yıllar geçse, takvimler dönse,
Dünyanın ışığı büsbütün sönse,
Şu yalan hayatım son bulup bitse,
Adını kalbime kazıdım Yusuf.
Unutmak ne mümkün senin yüzünü,
O güzel bakışını, asil sözünü.
İçimde taşıp duran bu özlemini,
Bir emanet gibi saklarım Yusuf.
Resmine baktıkça sızlar sol yanım,
Sen benim kardeşim, canımdan canım.
Kavuşana dek ey benim şanım;
Ruhumda en derin sızımsın Yusuf.
Al bayrak sarmış taze fidanı,
Yüreğe kor düştü, yaktı her canı.
Helal olsun vatan için akan o kanı,
Peygamber kolunda şimdi Yusuf.
Sana ağlar gökler, yerler dövünür,
Seninle bu millet her an övünür.
Yoldaşım sırdaşım, kalbim seninledir,
Şehadet tahtına oturdu Yusuf.
Bakarım yollara, kapı çalınmaz,
Bu nasıl bir derttir, tarifi olmaz.
Şehidin ardından asla ağlanmaz;
Derler de dayanmak zor oldu Yusuf.
Yine de gururun sarar her yanı,
Helaldir vatanın her karış kanı.
Unutmaz bu yürek seni, o canı,
Gönlümde solmayan gül oldun Yusuf.
Gidişin sığmadı ne güne, ne aya,
Adın nakşedildi yalan dünyaya.
Yürüdün melekler gibi sılaya,
Göklerin bittiği yer oldun Yusuf.
Biz burada bükük bir boyunla kaldık,
Senden kalan her anıya sarıldık.
Resmine bakıp da gurura daldık,
Al bayrak üstünde nur oldun Yusuf.
Bir anne sızlar ki feryadı gökte,
"Oğlum" der, kokun var her bir gömlekte.
Kardeşlerin kalmış boynu bükükte,
Hepsini canından çok sevdin Yusuf.
Amcaların dertli, dik durur başı,
Gözünden gizlice dökülür yaşı.
Sen bu koca ailenin sönmez ateşi,
Ocağın kalbine kor oldun Yusuf.
Bana "babam” derdin, dostum derdin ya,
Sen yokken neyleyim, yalandır dünya.
Yarım kaldı her şey, sanki bir rüya,
Ardından sana hasret kaldık Yusuf.
Bizleri sevmeye doyamadan gittin,
Vatan toprağını kendine yar ettin.
Hepimizin kalbinde bir taht var ettin,
Giderken canımdan can aldın Yusuf.
Millet bayram eder, giyer alları,
Bizim eve çöktü ölüm dalları.
Otuz yedi yaşın gonca gülleri,
Bayram günü solan canımdın Yusuf.
Ömrünün en güzel, olgun çağında,
Kader vurdu bizi bayram gününde.
Al bayrak sarılmış tabut önünde,
Gökleri sarsan bir şandın kardeş.
"Kardeşim" dedikçe dilim tutulur,
Bu bayram acısı nasıl unutulur?
Şehidin makamı cennet kurulur,
Bizi bu dünyada sensiz bıraktın kardeş.
Daha yapılacak çok şeyimiz vardı,
Dünya ikimize ne güzel dardı.
Ölüm otuz yedi yaşında yakaladı,
Hayallerimiz yarım kaldı kardeş.
Gelecek günleri konuşurduk hani,
Derdi ki kalbimiz: "Bu dünya fani."
Bir bayram sabahı alıp gitti seni,
Planlar, ümitler yarım kaldı kardeş.
Evimiz, yuvamız, o şen sesimiz,
Sen gittin kesildi sanki nefesimiz.
Beraber kurulan her neyimiz varsa,
Seninle toprağa gömüldü kardeş.
Kulağımda çınlar o tatlı sesin,
İçimde duruyor hâlâ nefesin.
Şimdi sormak isterim, sen neredesin?
Yüzünü, sesini özledim kardeş.
Bir bayram sabahı dondu zamanlar,
Gözümün önünde o güzel anlar.
Seni bitti sanır, bilmez nadanlar;
Ben senin gülüşüne yandım kardeş.
O asil duruşun, o şen hallerin,
Vatan toprağına değen ellerin...
Solmadı kalbimde açan güllerin,
Gözümden hayalini silemiyorum.
Bakınca aynaya yüzün belirir,
Sanki kapı açılır, "Babam" denilir.
Bu acı insanı deliye çevirir,
Ben senin sesine hasretim kardeş.
Bakarım ardında kalan her şeye,
Sığmıyor bu sızı hiçbir cümleye.
Yarım kalan o güzel günlerin hatrına,
Seni mahşere dek seveceğim kardeş.
Serkan Güneş
Kayıt Tarihi : 2.06.2026 13:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şehit Jandarma astsubay üst çavuş Yusuf Ergün’e yazdığım şiir canım kardeşim yoldaşım sırdaşım Nurlar içinde uyu




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!