Seyyiâtın seyfine şikâr olunduk,
Tâb'a şikest olmuş şirânız biz.
Silahımız sindir bizim bilmeyiz târiz;
Reng-i sayyâd ile giriftâr olunduk.
Hangi bahardan aldığın önemisiz
................sen yine bana rüzgarlarınla gel
Taze kokularıyla çiçeklerimiz
...................../açsın diye rüzgarlarınla gel
Bir kaç şiir biraz şehvet yanında şarap
Tozpembe bir hayal içre dalmışım;
Eserken ölümün soğuk yelleri.
Bomboş sokaklarda yalnız kalmışım;
Ellerim... Üstünde yarin elleri.
Tozpembe bir hayal içre dalmışım,
Bir bahar manzumesi gülüşün çiçeklere...
Korkak bir yaz akşamı...Esiyorken rüzgarın;
Bin bir mana her bakış, kendinden ürkeklere.
Pür cesaret dağıtır savurduğun baharın.
Elveda ey gökyüzü, elveda taze bahar!
Elinde bir sarı gül saklıyordu, İstanbul
Hazin sonun büyüsünden boğaz kararmıştı
Ve ellerim soğuktan birbirini sarmıştı…
Neden bu kimsesizin bahtı hep karanlıktır?
Üzülme,hepsi geçer; efkârın bir anlıktır.
Hayalin gezse de o an her yerde;
Canımdan bezdirdi sensiz bir dakka.
Beni mecnun gibi ıssız çöllerde;
Bin asır gezdirdi sensiz bir dakka.
Ne hududu vardı ne de ahiri...
Ağaçlardan bir sedâ:Allah nûruna davet;
'Her gün ölen ölü'yü,bekler Karacaahmet.
Taş örülü merdiven,çimen kaplı uzun yol;
Yolun kenarlarında belki yüz binlerce hol.
Kapıdan içeriye yalnız bir kez girilir;
eyvah! yandık ki ne yandık,bir didara aldandık
o gök mavisi gözlerle,bir muhabbete kandık
meğerse hepsi yalanmış; bu gönül boşa yanmış
o gözlerin düşman imiş biz ağyarı dost sandık
Gurbet yolu çilesiyle göründü
Gidiyorum rüyalarda gör beni
Bir gün gelip dikilirsem yoluna
Hiç düşünme hayırlara yor beni
Gurbet eller kara kara görünür
1
Boğaz kederi körfez...İstinye'de sessizlik...
Yavaş yavaş uzayan rind-i mesdud bir zaman,
Yıldızlar noktalardan, belli, küçük bir mekan;
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!